Asker ve savaş

İngiliz aristokrasisindeki geleneğe göre en büyük erkek çocuk aileden gelen toprağın sahibi olurken, ikincisi asker, üçüncüsü papaz olurdu.

İngiliz aristokrasisindeki geleneğe göre en büyük erkek çocuk aileden gelen toprağın sahibi olurken, ikincisi asker, üçüncüsü papaz olurdu.
Askerler ve din adamlarının dünyadaki eski itibarı kalmadı. Milliyetçi ve köktenci akımların günümüzde şahlanması, bence tarihteki ayrıcalıklı konumlarına ölüm çırpınışlarıyla veda etmelerinin ifadesi.
Dünya kabuk değiştiriyor.
Anne ve babaların çocuklarının din adamı ya da asker olmalarını istediği günlerden bu yana çok şey değişti. Dini ve askeri kurumlar, 'Eleman Aranıyor' diye pek kimsenin çalışmak istemediği işler için ilan verenler gibi. Hele Batı ülkelerinde bu iki kurum, adam bulabilmek için binlerce yıllık geleneklerini değiştirdi. Kadınları asker ve papaz yapmaya başladılar. 'Türkiye'de de imam hatip okullarına rağbet, din adamı olmak için değil, arka kapıdan üniversitelere girmek, devlet kurumlarında çalışmak için.'
Aşağıdaki örnekler özellikle askerin toplumsal konumunun son yüzyılda nasıl değiştiğinin çarpıcı birer ifadesi.
*Tarih boyunca kahramanlarımız asker olmuştu.
ABD beş yıldır Irak ve Afganistan'da savaşıyor. Hollywood'da bile kendisine tek bir savaş kahramanı yaratamadı. Ölen askerler için törenler yapılmıyor, tabutlarının fotoğrafının bile çekilmesi engelleniyor.
Bu iki ülkede ABD askerlerinin intiharı rekor düzeyde. Bundan böyle dünyanın hiçbir yerinde asker heykelinin dikileceğini sanmıyorum. 20. yüzyıl edebiyatında savaş karşıtları başrolde. Kahraman asker devri kapandı. Dünyanın neredeyse her yerinde savaş var, kahraman yok.
*Birinci Dünya Savaşı'nda devletler cephede savaşmak istemeyen gençlerini vatan haini diye kurşuna diziyordu.
Günümüzde vicdani redcilik birçok ülkede yasal hak. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da birçok ülke zorunlu askerliği kaldırdı. Gençler silah altına alınacaklarına, eğitim, sağlık gibi alanlarda mecburi hizmeti tercih ediyor.
*Ordu mensupları tarihimizde, yakın zamana kadar üniformalarını neredeyse sırtlarından çıkarmaz, balolara bile üniformalarıyla katılırken, günümüzde sivil kıyafetleriyle dolaşmayı tercih ediyor. Bunun nedeni, özellikle 20. yüzyılda askerlerin düşman diye kendi ülkelerinde sivillere karşı darbe yapıp, birbirinden ibret verici askeri rejim görüntülerinin dünyaya yayılmış olmasında aranabilir.
*Belki de tarihimizde ilk defa, gençler savaşmak istemediği için, dünyanın en güçlü ülkesi ABD, Vietnam'da mağlubiyeti kabul edip geri çekildi. Zorunlu askerliği kaldırıp profesyonel ordu kurdu. Yoksullardan oluşan ve ancak iyi maaşlarla ayakta tutulan bu ordu da o denli kifayetsiz ki bugün Irak'ta ABD asker sayısı kadar, özel şirketler için çalışan güvenlik elemanı konumunda paralı askerler var.
*Eskiden düşmana karşı verilen savaşlar hepimizi bütünleştirirdi.
Günümüzde savaşlar düzenin meşruiyetini sorguluyor, sarsıyor.
Demokrasinin beşiği diye bilinen ve de övünen İngiltere'de hükümet ve muhalefet partileri Irak işgalinden yanayken bu ülkenin vatandaşlarının belki yüzde 80'i, (Türkiye'nin de içine sokulmaktan son anda kurtulduğu) savaşa karşı.
* * *
Savaşları haklı ve haksız diye ayırt edip taraf tutmamızda bir gariplik var.
Mısır ve Hitit, Kartaca ve Roma uygarlıklarının savaşlarında kim haklı kim haksızdı diye soruyor muyuz?
Türkler Asya'dan Anadolu'ya gelip burada yaşayanların topraklarını işgal ettiklerinde haklı mıydılar? Eğer Türkler haklıydıysa, daha sonra aynı topraklara el koymak isteyen Haçlı Seferleri haksız mıydı? Ulusal kurtuluş savaşları haklıdır deniyorsa, Osmanlı'ya karşı Yunanlıların, Bulgarların ulusal kurtuluş savaşları haksız mıydı?
Hele Irak'ın yakın tarihi haklı haksız kavramlarımızın anlamsızlığının ibret verici bir örneği. Saddam'ın Kuveyt'e, Bush'un Irak'a saldırması haklı haksız mefhumlarıyla ele alınabilir mi? Irak'ta bugün yaşanan taraflaşma ve tarafların karşılıklı katliamları da bizleri taraf tutmaktan çok savaşların anlamsızlığı üzerine düşünmeye itiyor.
Haklı ve haksız savaş var mı?
Yoksa savaşların hepsi insana karşı olduğu için haksız mı?