Bağdat, 2007

ABD'nin Irak'a saldırısı ve işgali beşinci yılına girdi. Mezopotamya </br>toprakları, Haçlı Seferlerinin, Moğolların, Osmanlı'dan sonra da Fransız ve İngilizlerin suntasına girdiğinde bölgenin kültür mirasına göz dikmişti.

ABD'nin Irak'a saldırısı ve işgali beşinci yılına girdi. Mezopotamya
toprakları, Haçlı Seferlerinin, Moğolların, Osmanlı'dan sonra da Fransız ve İngilizlerin suntasına girdiğinde bölgenin kültür mirasına göz dikmişti.
İşgale gelenlerin değer verdikleri sanatçılar başka saraylara, tarihi eserler başka beldelerde onlar için kurulan müzelere, kutsal emanetler başka ibadethanelere taşındı.
Yakın geçmişimizde, Napolyon, Mısır'ı işgale geldiğinde beraberinde bir ordu arkeolog getirdi; Almanlar taş be taş söktükleri Bergama için Berlin'de müze inşa etti; British Museum, bir imparatorluğun yağmaladıklarına değer verip sahip çıkmasının ifadesi.
Irak'a saldırdığında dünyanın en güçlü ordusuyum diye çalım atan ABD bir Bağdat Müzesi'ne sahip çıkmadı.
Müze yağmalanırken sesini çıkarmadı. Bombalarının Bağdat'ı yıkmasını, öldürenlerin, öldürülenlerin, görüntülerini gizledi. Dünya
âleme gücünü, işgal ettiği ülkenin liderinin alçıdan heykellerini devirmekle gösterdi.
Mezopotamya toprağında kalan Sümer'in son izleri, Bağdat'a gelen ABD'yle birlikte yağmalanan, kapıları kapanan müzenin karanlığında kaldı.
M.Ö. 3500'lü yıllardan bir Sümer ağıtı:

Edin-nau-sag-ga*
Ot fışkırsa da topraktan
Ot değilim,
Varamam yakarışına.
Sular yükseliyor
Bulunduğu yerde,
Su değilim
Ağlayışına akayım.
Ot olamıyorum
Ölü toprakta

*Sümerce ölü toprak ya da çöl.
İngilizce'den çeviren G. Vassaf (2007)
Poems of Heaven and Hell from Ancient Mesopotamia, Penguin, London, 1971, s.124