Bir cemaat liderinin ölümü

Müritlerini topluca evlendirdiği törenlerle hatırlanan Sun Myung Moon, soğuk savaş boyunca tarikatını New York'tan yönetti.

Adı Sun Myung Moon.
Geçen hafta 92 yaşında zatürree ve böbrek yetmezliğinden öldü.
‘Din-Ticaret-Siyaset’ üçlüsü üstüne kurduğu, hizmet götürdüğü hayır işleriyle adını duyurduğu dünya çapındaki imparatorluğuyla ünlü.
Başta ABD, birçok ülkenin önde gelen siyasi liderleriyle ilişki içinde olan, kurduğu Unification Kilisesi’nde çeşitli din ve mezheplerden insanları birleştiren Moon, soğuk savaş yıllarında hareketini Irvington, New York’taki 30 dönümlük karargâhından idare etti.
Memleketi Güney Kore ve Japonya’da, hareketin sahibi olduğu medya kuruluşları ve içli dışlı olduğu Güney Kore istihbaratıyla sola karşı mücadele yürüttü. Hareket, klasik beyin yıkama yöntemleriyle kandırdığı müritlerinin sorgusuz itaatiyle varlığını sürdürdü. Moon’a mesih diye bakıldı. Müritlerinin sayısının kasıtlı olarak abartılmasını teşvik ederek kendisini olduğundan güçlü gösterdi.
Gelirinin bir kısmını, başta Güney Kore ve Uzakdoğu’da hareketinin inşaat ve ilaç sektörlerinden, okul-hastane işletmelerinden, oto yedek parçacılığından ve sahibi olduğu futbol takımından sağladı. Kazandığı paralarla finanse ettiği hizmet kuruluşlarının başına müritlerini yerleştirdi. ABD’de de balıkçılık, mücevhercilik, kürkçülük, emlak alanlarında yatırımları olan Moon hareketi, Manhattan’da ‘New Yorker’ otelinin de sahibiydi. Siyasi gücünü, sübvansiye ettiği kâr etmeyen gazeteleriyle destekledi.
Bu yolda muhafazakâr Washington Times gazetesine verdiği destek bir milyar dolardan fazlaydı. Denetiminde olan gazeteler arasında New York City Tribune, Güney Kore’de dört medya kuruluşu, Japonya’da bir gazete, Yunanistan’da Middle East Times, Arjantin’de Tiempos del Mundo, Uruguay’da Ultimas Noticias’ın yanı sıra dünyanın sayılı haber ajanslarından United Press International’da da hissesi vardı. 

Hazreti İsa’nın kendisine görünüp takdis ettiğini vaazlarında dile getiren Moon, Tanrı tarafından yeryüzünde cenneti yerleştirmekle görevlendirildiği iddiasındaydı.
Moon cemaatinin çeşitli kuruluşlarının davetlerine katılan, konferanslar verenler arasında Amerikan başkanları George Bush Sr., Gerald Ford ve Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Mikhail Gorbaçov bulunuyor. Ünlü katılımcıların bir kısmı sonradan kendilerini davet eden kuruluşların cemaatle bağlantısını bilmediklerini ifade ettiler.
ABD Kongresi tarafından görevden alınan Başkan Nixon’ı savunmak için de statlarda on binlerin katıldığı toplantılar düzenleyen Moon ve karısına başkent Washington’da Senato binasında düzenlenen barış ödülleri töreninde bir milletvekili tarafından altından taçlar takılması olay olmuştu. II. Dünya Savaşı sonrası Japon işgal kuvvetleri komutanı MacArthur’u Laurence Olivier’in oynadığı, 42 milyon dolarını batırdığı filmiyle de gündeme gelen Moon, birbirlerini önceden tanımayan müritlerini eşleştirip onları topluca evlendirdiği törenleriyle de tanınıyordu. 

Soğuk savaşın bitmesiyle Amerika’yla ilişkisi inişe geçen Moon, vergi kaçakçılığından, adaletin seyrini sabote etmekten hüküm giydi. 18 ay mutfak görevlisi olarak hapis yattı. ABD Kongre üyelerine Güney Kore Başkanı Park Chung-hee’yi desteklemeleri için rüşvet verdiği iddiasıyla hakkında federal soruşturma açıldıktan sonra Moon Amerika’ya ‘Şeytan tarlası’ diye lanet yağdırdı. Ülkesine geri döndü. Ömrünün son yıllarını Güney Kore’de geçirdi. Kırk yaşındayken evlendiği 17 yaşındaki karısı Hak Ja ve ondan yaptığı 13 çocuktan 11’i hayatta. Hareketin hiyerarşik yapısı gizlilik içinde sürdürüldüğünden başa kimsenin geçip geçmediği bilinmiyor.
Din ve mezhepler tarihçileri için kayda değer inceleme konusu olan Moon tarikatı üzerine yazılan çarpıcı kitaplardan biri, bu tür cemaatlerin en büyük korkusunun gerçekleşmesi sonucu hareketten ayrılan gelini tarafından yazıldı.
Yukarıda özetini verdiğim Moon’un ölüm haberi NY Times’ta çıkmasa, kendisi de giderek dev bir anonim şirkete dönüşen hareket de çoktan unutulmuştu.