Bir Cümle Vatan

Uzaydan gelen sesler dünyaya çarpıp geri döner, bilinmedik yönlere yol alır, ben bu satırları yazar, siz okurken, birlikte yol aldığımız Samanyolu'nun bize kayıtsızlığında anlam vermeye çalıştığım...

Uzaydan gelen sesler dünyaya çarpıp geri döner, bilinmedik yönlere yol alır, ben bu satırları yazar, siz okurken, birlikte yol aldığımız Samanyolu'nun bize kayıtsızlığında anlam vermeye çalıştığım, inancımızla, anılarımızla, beklentilerimizle ve bazen hayal kırıklığımızın okkalı küfürleriyle adam olmayız derken de sevdiğimiz vatanımızın, bir kez daha elden gidiyor korkusunda, kaç kere uyarmıştım yanlış yolda olduğumuzu diyenler, gidiş nereye olursa olsun kanlarının son damlasını istemedikleri gidişe karşı akıtmaya can atanlar, arada kalanlar, gününü gün edenler ve etmeyenler, şikâyet kutusu Anıtkabir'de çekilen fotoğraflarının ciddiye alınmamasının endişesinde, endişelerini konudan konuya, duygudan duyguya taşıyıp taşıranlar, ille de hep birlikte, ille de herkesi mutlu, yurdu esen kılacağına azimle inandıkları zıt düşleriyle düşe kalkmanın öfkesinde, bastonlarını silah, silahlarını çözüm zannedenler, birbirimizle bu denli didiştiğimizin cevabı onurumuza dokunan bir şeylerde aranmalı deyip, yabancıların başımıza örmekte olduğu çoraplardan söz ederken, en çok birbirimize, onursuz diye, satılık diye, kanı bozuk diye kızıp saldırırken, denize döktüğümüzden beri bir türlü ele avuca gelmeyen düşman bildiklerimiz için biriktirdiğimiz keskin laflarımızı, öfkeyle hısım akrabaya bağırır, neleri unuttuğumuzun, neleri umduğumuzun kırıntılarını kırıp döker, anlamsızlıklara anlam, boş laflara kulp takıp geceleri uykumuza yatırır, sabahları dün olmamış gibi aynı yerden başlarken yeni hiçbir şeye başlamamaya, farkında değil miyiz bugün değişmemiş gibi görünen her şeyin ne kadar başkalaştığının, farkında değil miyiz bazen keyfimizden ıslık çalarken nasılsın diye sorulunca boynu bükük durduğumuzun, farkında değil miyiz kendilerini feda edenlerin de etmeyenlerin de ayrı kelimelerle anlaşıp, aynı kelimelerle anlaşmadıklarına; yaşamak ve yaşatmak varken, şaşmıyor değilim hem fikir olduklarımızla sürekli beraberliğimizden sıkılmamamıza, hem fikir olmak, ikna etmek, yola getirmek, inatla kıbleyi göstermek için bunca kanlı kansız, tatlı tatsız gayretlerimizden gına gelmemesine, tekrarlaya tekrarlaya uyur gezer gibi girdiğimiz çatışmalarımızdan yankılanan kurşun seslerinin kimi kulaklara şarkı gibi gelmesine, buna kah şaşan, kah şaşmayan bizler kısır beklentilerimizin sevdasında görmez olduk korkunun herkesin yüzünde, dilinde farklı ifadesini, korkunun sardığını adalar vapuruna binenleri, otöbüslerde birbirlerini süzenleri, şu biletleri satsam da bir an evvel eve gitsem diye yıl sonuna doğru büyük çekilişi bekleyen milli piyango satıcılarını- korkunun sardığı bildik, bilmedik yüzleri şimdi dikkatle incelemeli, en yüksek kimin sesini çıkartacağı, en çok bağıranların arkalarına en çok kalabalığı toplayacağı günlere gebeyken, ilk önce onların sesi kısılacak, gene birbirimizi duymaya başlayacağız, her zamanki gibi anlayıp anlamadan, kaldırım değiştiremediğimiz yürüyüşlerimizde güler yüzlü olmayı hatırladığımızda, korkulukların arkasından çaresizce inecek çaresizliklerinde iktidar arayanlar.
NOT: TTK Başkanı Yusuf Halaçoğlu'ndan geçen hafta kendisinden de söz eden yazımla ilgili olarak Anadolu Ajansı'na verdiği demecin basına ve özellikle Radikal'e gerçekten çok farklı aktarıldığını, benim de buradan yola çıkarak bulunduğum atıflarda haksızlık olduğunu ifade
eden son derece nazik bir mektup aldım. Haklıdır. Demecinin aslını görmedim; kamuoyuna yanlış yansıtılmasındaki delaletimden ötürü kendisinden ve okurlardan özür dilerim. Kendisi de kutuplara ayrışmamızdan son derece tedirgin.