Biz nerdeyiz?

Milliyetçilerin gösteriş düşkünlüğü, simge olarak bayrağın anlamını ucuzlattı. Şapkası, tişörtü, iç çamaşırı bile var.

Vietnam savaşı’nda ABD ikiye bölününce milliyetçiler bahçelerinde, evlerinin pencerelerinde bayrak asmaya başladı. Savaş ABD’nin yenilgisiyle bitse de bayraklar kaldı. Zamanla boyları büyüdü. Sayıları, asıldıkları yerler çoğaldı. Benzinci, hamburgerci, çocuk yuvası, otobüs terminali bayraktan geçilmez oldu.

Başka birçok ülke gibi ABD taklitçisi Türkiye de modaya uydu. Çocukluğumda bayramlarda asılırdı bayraklar. Bugün İstanbul’a bakınca, şehri Fatih’in orduları yeni fethetti zannedebilirsiniz. Milliyetçilerin gösteriş düşkünlüğü, simge olarak bayrağın anlamını ucuzlattı. Şapkası, tişörtü, iç çamaşırı bile var.

Bayrak hemen herkesin siyasi tavrına göre kullandığı kolay bir simge. Kimi yakıyor, kimi yakanı öldürüyor. Kimi polise karşı kalkan olarak kullanıyor, kimi bayrakla vatandaş tavlıyor. Bu işten en çok kazanan bayrak fabrikatörleri. Silah üreticileri gibi onlar da bayılıyor bayrakları gönderde tutan gergin ortamlara.

Gözümüzden kaçan haritalar.

İlk Tokyo’da bir lokantada dikkatimi çekmişti.

Duvarda kocaman dünya haritası. Merkezde Japonya. Batısında Asya. Doğusunda Amerika. Bu benmerkezciliğin Batı’da bir ifadesi dillerinde. Niçin Japonya Uzakdoğu’da da, İngiltere Uzakbatı’da değil?

Simge olarak hepimiz bayrağın farkındayız. Farkında olmadığımız, önyargılarımızda içselleştirdiğimiz haritaların neler dediği.

Niçin haritalarda kuzey yukarıda?

Haritaları, dünyaya tepeden bakmak isteyen Avrupalıların yaptığından olabilir mi? Hemen evet diyorsak bu sefer de Batı’yı eleştirme alışkanlığımızın kurbanıyız. Ortaçağ Avrupa haritalarının çoğunun tepesinde doğu var. Tarihimizin çeşitli dönem ve kültürlerinde yapılan haritalara bakın. Her şey mümkün. Üstelik herhangi bir yönün üstte olmasını gerektiren coğrafi neden yok. Eski Mısır’da, sonraki Arap haritalarında, üstte olan güney.

Neyi tepede görmek istediğimiz bize bağlı.

Dikkatli okur, pusulanın ibresi kuzeyi gösterdiği için burasının tepede olmasının bilimsel nedeni var diyebilir. Lakin o da biraz düşünürse Güney Kutbu’nun da manyetik alanı olduğunu hatırlayacaktır. Zaten Çinliler de pusularına ‘güneyi gösteren taş’ demişler.

Sonunda, kuzeyin tepedeki yerine yerleşip genel kabul görmesi 16. yüzyıl keşifler çağında. Avrupalı haritacıların dünyayı yuvarlak gösteren Mısırlı Ptolomy’nin 2. yüzyılda yaptığı haritanın etkisi altında kalmalarıyla.

Benmerkezciliğimizi besleyen önyargılarımız haritalarımızla da sınırlı değil.

Dinlerimiz de cehaletimizi ve bencilliğimizi besliyor.

Dünyanın herhangi bir yerinde cennet, cehennem nerde diye sorsanız size hemen yerini gösterirler. Hata böyle bir soru bile abes çünkü hepimiz “biliyoruzdur” birinin yukarıda diğerinin aşağıda olduğunu. Ya dünya nerede diye sorsak? Bize komşu iki gezegenin adını bile bilmeyenler böyle bir sorudan ürkebilirler de. Yerküremizin en okumuş toplumlarından ABD ve Almanya’da nüfusun yüzde 25 kadarı dünyanın yuvarlak olduğunu bile bilmez. Ama çok daha yüksek bir oran İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğuna inanır.

Masallarımıza kolay inandığımızdan bir sanat türü olarak edebiyatçıların işi kolay. Hele masalın içine aşk da giriyorsa. Zor olan nerede olduğumuzu, nereye gittiğimizi bilmediğimizi kabullenebilmek.

http://www.istanbulhepimizin.org/basin-odasi
http://www.change.org/istanbulhepimizin