Biz robot vatandaşlar!

Şüphe yok ahlaksızlaşıyoruz, çünkü 'doğru-yanlış' mefhumu olmayan teknoloji ile vicdanımız arasında makas açılıyor

En son ne zaman birinin, “Yüzüm kızardı” dediğini duydunuz?

En son hangi romanda kimin yüzü kızardı?

Her ne kadar dilimizde ‘yüz kızartıcı suç’ deyimi varsa da hiç şüphem yok, türümüz ahlaksızlaşıyor. Ahlaksızlaşıyoruz çünkü ‘doğru yanlış’ mefhumu olmayan teknoloji ile vicdanımız arasında makas açılıyor.

Vicdan azabı hissetmeden insan öldürmek kolaylaştı.

Dinlerden umut yok. Tersine, egemen düzene ters düşmeme oportünizmlerinde, papaz, imam ve hahamlarıyla ölmeye, öldürmeye giden orduları takdis geleneklerini sürdürüyorlar.

Devletin savaşlarla insan öldürmesi yeni teknolojilerle kolaylaştı.

Askerliğin yeni kuşaklar nezdinde cezbesini yitirmesiyle insansız ölüm makineleri devrede. Savaş robotlarının, önceden programlanmış kararlarıyla insan öldürdüğü bir çağda yaşamaya başladık. Yeni nesil silahların adı ‘Öldürücü Otonom Robotlar’ (Lethal Autonomous Robots). Kimyasal silahları gayri meşru kılmak gibi çeşitli katliam yöntemlerini sınırlayan Cenevre Konvansiyonu yeni teknolojiler karşısında işlevini yitirmekte.

İnsansız silahlar
Ordusuna asker bulmakta zorlanan, emperyal savaşlarıyla vatandaş desteğini yitiren, rejimi gayri meşrulaşan ABD, 2001’de aldığı bir kararla 2010 yılına kadar uçaklarının, 2015 yılına kadar da kara savaş araçlarının üçte birinin insansız kullanımını hedeflemişti. Şu anda pilotsuz uçak sayısı 7000. Drone’ların, başta Pakistan ve Yemen, birçok ülkede katlettikleri sivil sayısı her gün yükseliyor. İnsan denetiminde programların kullanımında bile, teknolojiye güven, gözle görülür sivil katliamları kaçınılmaz kılıyor. Bir örnek ABD’nin 290 yolcusuyla birlikte İran Hava Yolları’na ait 1988’de düşürdüğü uçak. Yolcu uçağının sivil araç olduğuna ilişkin sinyal vermesinin farkında olmalarına rağmen, bilgisayar ekranında ikonun hatalı olabileceğini hafsalaları almayan 18 ABD’li görevliden tek kişi katliamı durdurabilecek girişimde bulunmamıştı.

1942’de yazdığı öyküsünde insan denetiminden kopan teknolojinin kâbusunu öngören Asimov’un önerdiği Üç Robotik Yasa hâlâ günümüz gündeminde yok.

1] Robot insana zarar veremez. İnsana zarar gelmesine seyirci kalamaz.

2]Yukardaki yasayı ihlal etmediği sürece robot insanın her emrini yerine getirmeye mecburdur.

3]Birinci ve ikinci yasalarla çelişmediği sürece robot kendisine zarar veremez.

Önceden hazırlanmış programlarla yönlendirilen, otonom kararlar verebilen savaş araçlarıyla robotlar yakın gelecekte orduların başlıca unsuru olacak. Yüzyıl öncesine kadar nüfusunun çoğu tarımda çalışan ABD’de, bugün sade kendisini değil kısmen dünyayı da beslemesi için nüfusunun %5’inin toprakta çalışması nasıl yeterliyse yakın geleceğin orduları da nispeten askersiz olacak.

Profesyonel paralı ordularla vatandaşın gözünden ırak devletin gayri meşru savaşı daha da kolaylaşacak.

Çağdaş savaşların ibret verici özelliği eskiye oranla sivil ölümlerin artması. 19 yüzyılda savaşlarda ölen her on kişiden biri sivilken İkinci Dünya Savaşı’nda oran %50 oldu. Günümüzde %80. (Kaldor, New and Old Wars). Irak’ta on ölüden dokuzu sivil.

Ne yapılabilir?

Mesele silahları susturmak değil, ellerine o silahları vermemekte.

Yeni savaş teknolojisini geliştirenler siviller. Bilim adamları. Üniversiteler. Araştırma laboratuvarları. Siparişi alan sanayiciler. İmal eden işçiler.

Silah tacirleri geliştirdikleri her yeni silahı etkisiz kılacak yeni silahları bizlere, bizlerden toplanan vergilerimiz karşılığı satıyorlar.

Alıcı biziz.

Savaş aygıtları imalatına dur demeyi aklımızdan geçirmeyen, asker olmadığımız halde savaşlarda en çok öldürülen, biz robot vatandaşlar.

Ve Ankara iftiharla dünyaya silah satıcısı konumuna soyunuyor.