Bugün 27 Mayıs!

Türkiye'de demokrasi kültürü olgunlaştı. Türkiye artık askeri darbelerini </br>bayram diye kutlamıyor.</br>Oysa 27 Mayıs askeri darbesi, başka bir askeri darbeye, 12 Eylül'e kadar...

Türkiye'de demokrasi kültürü olgunlaştı. Türkiye artık askeri darbelerini
bayram diye kutlamıyor.
Oysa 27 Mayıs askeri darbesi, başka bir askeri darbeye, 12 Eylül'e kadar, sade resmi tatil olarak kutlanmakla kalmadı, ülkede sol kültürün, aydınların, sol gösterip sağ vuran bildik iktidar partilerinin baş tacı idi. Solcu olmak hem de 27 Mayıs'ı eleştirmek mümkün değildi.
12 Mart askeri darbesi öncesi de devrimci gençler kimi gazetelerin öncülüğünde 'Gençlik-Asker El Ele' sloganlarıyla darbe çağrıları yapıyordu. 12 Eylül'le solun aklı başına geldi ama sol da kalmadı. Hapishanelerde, işkencede, vatandaşlıktan atmalarla sindirildi, bitti. Günümüzün tek kanatlı demokrasisi, sade askerin, askerin arkasındaki ABD'nin değil bu NATO ülkesini istikrarsız kılmak isteyen Sovyetler Birliği'nin uzantılarının da Türkiye'ye mirası.
Ne varki, Kenan Evren'in 12 Eylül'de darbe yapmaları için "Koşulların olgunlaşmasını bekledik" sözleri, tek güç olmaya özenen iktidarın işine gelen yürürlükteki darbe anayasası, Türkiye'de silahlı kuvvetlerin geçmişteki eylemlerinde çözümü demokrasiden beklemediğinin somut bir ifadesi. 27 Mayıs darbesi de seçime giden bir hükümete karşı yapılmıştı.
Bugün Türkiye'de solun yerini siyasal İslam'ın aldığı söyleniyor.
Sade Türkiye'de değil başta ABD olmak üzere birçok ülkede dini akımlar iktidarı belirliyor. Bu akımlar son iki yüz yılın bilimsel gelişmelerinin kazanımlarını, eğitimde, sağlıkta gelişmeleri, evrensel insan hakları ilkelerini korumak isteyenleri ürkütüyor. Tanrı'nın dünyayı altı günde yarattığına inananların nüfusun yüzde 60'ı olduğu, dünyada araştırma ve geliştirme projelerine öncülük eden, en çok Nobel ödülünü alan ABD'de, Darwin yerin dibine batırılıyor, hastalıkların tedavisinde devrime yol açacak kök hücre araştırmaları Beyaz Saray kararıyla engellenmek isteniyor, kürtaj hakkının kısıtlanmasıyla kadınların sağlığı
tehdit ediliyor, toplumda istenmeyen çocukların doğumlarına neden oluyor, ülkenin savaşkâr politikasını köktenciler kamçılıyor.
Nijerya, Suudi Arabistan, Pakistan, Malezya, İran gibi şeriat ve İslam ağırlıklı yasaların geçerli olduğu ülkelerde de din adına yürütülen vahşet haber olmayacak kadar sıradanlaştı. Dünyanın herhangi bir yerinde
din adına evrensel ilkeleri, insan haklarını ihlal eden uygulamalar yaygınlaşıyor.
Günümüzde dünyaya egemen düzen zengin ve fakirin arasını şimdiye kadar görülmemiş biçimde açıyor. Dünya nüfusunun belki üçte ikisi sistemin içinde var olabilirken, üçte biri açlığa, yoksullağa terk ediliyor. Ahlaksızlık, geleneksel aile değerlerinin yitirilmesi, yitik gençlik, her toplumun sorunu. Düzenin benden sonra tufan anlayışının körüklediği küresel ısınma dünyamız için mahşer gününün habercisi.
Bu koşullarda dinlerin benimsenmesi kaçınılmaz olduğu gibi bir boşluğu da doldurduğu ortada. Zamanında sol, Sovyetler Birliği'nde, Çin'de ve başka bir çok ülkede sosyalizm adına uygulanan vahşeti eleştirmekten kaçınmış, bu iki ülkede 100 milyona yakın insanın kıyılmasında otosansür uygulamış, halk nezdinde inandırıcı olamamıştı. Günümüzde de din adına çiğnenen evrensel ilkeler, insan hakları, her zamankinden çok, dünyanın, hepimizin gündeminde. Solun aymazlığını siyasal dini akımlar tekrarlıyor.
Bugün 27 Mayıs'ın yıldönümü. Türkiye'yi ikiye bölen bu darbenin ardından yıllar geçti.. Bu darbeye sahip çıkanlar bile artık pişman.
Atatürk Kültür Merkezi'nin karşısındaki boş alanda 27 Mayıs'ı simgeleyen süngü maketi, yıllar önce bir gece sessizce kaldırıldı.
Türkiye artık askeri darbelerini kutlamıyor.