Bugün 6 Ağustos

Japonların katledilmesine Amerikalıların alkış tutup sokaklarda dans edip öpüştüğü günler. Onların da politikacıları, devlet başkanları, köşe yazarları vardı.

Bugün 6 Ağustos.
ABD’nin unutturmak istediği, Japonya’nın unutamadığı tarih.
Biz?
Günümüz siyasetinin çıkmaz sokaklarında yer yok türümüzün temel sorunlarına. 
6 Ağustos1945’te ABD’liler Hiroşima'da sivil halkı katlettiklerinde dünyada bir tane atom bombası vardı. Bugün başta ABD, Rusya ve Çin’in nükleer başlıklı roketlerinin sayısını bilen var mı?
Bir kaçı kullanılsa uygarlıklar çöker, türler yok olabilir.
Umurumuzda değil.
Bunca siyasi parti, sivil toplum kuruluşu, yazar, çizer!
Hepimiz aymazlık yarışında.
Tüm kurumlarıyla uzatmalara oynayan, küresel ısınmayla felakete sürüklenen, iflas etmiş bu düzende hepimiz kuklalaşırken, derdimiz taraflaşmamızda sığındığımız kimliklerde kendimizi önemsemek.
Bu yazı da, başlığına bakıp geçecek olanların yüzde 99’unun umurunda değildir.
Hele iş Türkiye’de köşe yazarlarına gelince.
Tuttuğumuz tarafı yazanları okumaya teşneyiz. Falanca marka otomobil satın alanın, en çok satın aldığı otomobilin reklamlarına bakmaya meraklı olması gibi. Madem alıcısı var, onlar da bize köşe yazısı satışında. Onlar “gerçekçi” yazarlar.
“Yazımın tıklanma sayısı arttıkça, gazeteme reklam verenler için değerim o kadar artıyor” diyenler.
İktidar yanlısı olanlaraysa diyecek yok. Onlar gazeteciliği çoktan bıraktı.

Bugün 6 Ağustos.
Japonların katledilmesine Amerikalıların alkış tutup sokaklarda dans edip öpüştüğü günler. Onların da politikacıları, devlet başkanları, köşe yazarları vardı. Halkı kandırdılar savaş başka türlü bitemezdi diye. Mesele, Almanya ve Kore gibi Japonya’nın bölünmemesi, Amerikalıların Sovyetler’den önce burada tek başlarına hakimiyet kurmasıydı. Gene de isteseler, atom bombalarını denizde, dağda, ıssız bir adada patlatabilir, Japonların teslimini, kimsenin ölmediği güç gösterisiyle sağlayabilirlerdi.

Bugün 6 Ağustos.
Türkiye’de bir nükleer felaket olabilir mi?
Bir kaç gün sonra seçimler var.
Kritik günler. Devlet tek adam sultasına mı teslim edilecek, oylarımız belirleyecek.
Adayları dinliyorum, köşe yazarlarını okuyorum.
Kimse nükleer santrallerden söz etmiyor.
Dünyanın en büyük iki nükleer kazasından sorumlu Rusya ve Japonya Türkiye’ye santral satıyor. Her iki kaza, bizleri kandırmak isteyenlerin dediği gibi, ne doğal afet ne de insan hatası sonucu. Üstelik aradan iki yıl geçmesine rağmen Fukuşima çevreye, denizlere ölçülemeyen boyutlarda zehir saçmaya devam ediyor. Hâlâ kontrol altına alınamadı. Her iki kazada cürüm var, rüşvet var. İkazlara rağmen denetimsizlik var. Almanya, bir damla petrolü olmadığı, enerji için Rusya’ya muhtaç olduğu halde, nükleer enerjiyi bir çırpıda yasakladı.
Türkiye?
Kendimize, yaşamımıza değer veriyor olsak nükleer enerji gündemimizde olmaz mıydı?