Dünyanın en tehlikeli insanı

Evi Londa dışında ücra bir köyün ücra bir köşesinde. </br>Tıp tahsilini yarıda bırakmış, papaz olmak istemiş. Fosil toplama merakını yenemeyerek yelkenliyle beş yıl dünyayı dolaşmış.

Evi Londa dışında ücra bir köyün ücra bir köşesinde.
Tıp tahsilini yarıda bırakmış, papaz olmak istemiş. Fosil toplama merakını yenemeyerek yelkenliyle beş yıl dünyayı dolaşmış. Dönünce gözlemlerini yayınlamaktan uzun yıllar çekinmiş. Evinde karısı, yedi çocuğuyla sakin bir hayat sürdürmüş. Bugün dünyanın en tehlikeli insanı kimdir diye sorulacak olsa, George Bush adı birçok ülkede akla gelse de, egemen düzen için bu isim, büyük olasılıkla Usame bin Ladin olurdu. Charles Darwin'in Down House adlı evinin alt katındaki çalışma odasını benimle birlikte dolaşanlardan acaba kaçımızın aklından, zamanının en tehlikeli adamı ilan edilen birinin evinde olduğumuz geçti. Oysa 1859'da yayımlanan 'Türlerin Kökeni' adlı kitabıyla dünyayı birbirine katmıştı. Hâlâ da katıyor. ABD'deki Hıristiyan köktenci akımlar, evrim kuramına karşı faaliyet ve yayınlarıyla başka dinlerdeki köktencilik akımlarını da besliyor, okullarımızdaki fen derslerinde kendi inançlarına da yer verilsin istiyor. Türkiye'de de evrim kuramına din adına itirazlar yakın zamana dayanmıyor mu?
Darwin, farklı din ve mezheplerin temsilcilerinin günümüzde oluşturdukları uluslararası dayanışmasının bir numaralı hedefi.
Son yüzyılları düşünceleriyle etkilemiş başkaları gözümün önünden geçiyor. Baskı altında tuttuğumuz cinsel düşüncelerimizi şuuraltımızın derinliklerinden özgürleştiren Freud'un yazdıkları pop kültürümüzde bile sıradanlaştı. Darwin'in kitaplığında gördüğüm, 'Hayranınız Karl Marx' imzalı 'Das Kapital'ın etkisiyle geçen yüzyılda dünyanın yarıdan fazlası sosyalizm adına kurulan rejimlerle yönetilmişken, Marx'ın yazdıkları bugün üniversitelerde bile pek tartışılmaz oldu. Einstein'in izafiyet kuramının yaşantımız açısından ne anlama geldiğiniyse henüz idrak edebilmiş değiliz. Dünyayı dolaştıktan sonra evine kapanıp yıllarca deniz kabuklarının evrimini ya da piyanosunun üstüne koyduğu solucanların işitme yeteneği olup olmadığını inceleyen Darwin, günümüzde de düşüncelerini dine dayandıranların çaresizliklerini kaçınılmaz kılıyor.
Evrim kuramı İngiltere'de ilk duyulduğunda ülkenin önde gelen aristokratlarından Lady Wilberforce, "Umarım doğru değildir, gerçekse mutlaka halktan gizli tutmalıyız" demiş. (Darwin'in karısı Emma bile, kocası düşüncelerinden ötürü tanrının gazabına uğrayacak diye korktuğundan, "Onunla cennette beraber olamayacağım" diye ömrü boyunca ıstırap çekmiş.)
Güneşin dünyanın etrafında dönmediğini söyleyerek kiliseyi dünyevi tahtından indiren Kopernik ve Galileo, cinsel tabularımızı yıkan Freud ya da Darwin gibi çoğu bilim adamı sessiz sedasız kendi yollarında yürümüş. Hepsi hayatı, doğayı merak etmiş, sorular sormuş, cevaplarını aramış. Hepsi karşılarında, güçlerini yitirmekten korkan dinlerin kendilerinden menkul sözcülerini bulmuşlar. Dünyanın evrenin merkezinde değil, kenar mahallesinin boşluğunda dolandığını öğrenen, ardından atalarımızın maymunlarla bir olduğunu kendisine yakıştırmayıp art arda psikolojik şoklara giren türümüz, kapıldığı aşağılık kompleksinden kurtulmanın yolunu, dini otoritenin sorgulanamayışına sığınarak buldu.
İnanmak, insanın bir hali.
Dinleri dokunulmaz kılıp iktidarlarına alet etmek ise, inancı düşünceye düşmanlaştıranların çapsızlıklarının ibret verici ifadesi.