En az iki defa

Gelin Cumhurbaşkanı adaylarını ve televizyon kanallarını canlı yayında hep birlikte program yapmaya davet edelim. Adayların ortaklaşa belirlediği, kamuoyunun saygı duyduğu moderatörler televizyonda bizim adımıza sorular sorsunlar. Onlara Türkiye'nin önündeki çeşitli konulara ilişkin ne düşündüklerini bizlerle paylaşma fırsatını versinler.

Tarihimizde ilk kez Cumhurbaşkanımızı biz seçeceğiz.

Yeniyiz.

Acemiyiz.

Seçimlere az zaman var.

Adaylarını bir türlü kararlaştıramayan siyasi partiler, bunca zamanları varken nasıl bu kadar hazırlıksız kaldılar diye sormaktan kendimi alamıyorum. Parti içi ince hesaplar yaparken biz seçmenleri hiçe saydılar.

Başka ülkelerde adaylar çoktan belli olur, programları açıklanır, tartışılırdı.

Hatta, ABD gibi ülkelerde adaylar bir yıl öncesinden belli olduğundan, bizler bile kampanyalarını, haberleri, köşe yazarlarımızın düşündüklerini merakla izlemişizdir. Onunla da kalmayıp, dünya için, Türkiye için hangisi iyi olur diye tartışır, kendi televizyonlarımızda bile tartışma programlarına bakarız.

Kendi adaylarımızı bu kadar geç bilmek demokrasi adına ibret verici değil mi?

Bunu kim savunabilir?

Tepeden inmeci bir seçimle karşı karşıyayız.

Cumhurbaşkanımızı biz seçeceğiz, demokrasi halka inecek denirken, son dakikaya kadar adaylarımızı tanıyamadık bile.

Başka ülkelerde adaylar ne yapacaklarına ilişkin seçmenleri ikna yarışına girer. Yarışa, bir ikinci dönem için seçilme mücadelesi veren, anketlere göre seçileceklerine mutlak gözüyle bakılan Başkanlar da katılır. Adayların programları kamuoyunda, basında, televizyonlarda enine sonuna tartışılır, sorgulanır.

Bunlar hepimizim malumu.

Mahrum bırakılıyor hiçe sayılıyoruz.

Yeterki oy verin üstü kalsın diyorlar.

Son bir fırsatımız var.

Demokrasilerde başkan adayları hep birlikte katıldıkları televizyon programlarında hedeflerini anlatır, soruları cevaplandırır, halka yüz yüze seslenirler.

Gelin Cumhurbaşkanı adaylarını ve televizyon kanallarını canlı yayında hep birlikte program yapmaya davet edelim.

Adayların ortaklaşa belirlediği, kamuoyunun saygı duyduğu moderatörler televizyonda bizim adımıza sorular sorsunlar. Onlara Türkiye’nin önündeki çeşitli konulara ilişkin ne düşündüklerini bizlerle paylaşma fırsatını versinler. Ama aynı zamanda adayları terlettinsinler de. Adayların bize tek başlarına seslenmeleri propagandadan öteye geçemeyeceğinden bilinenin tekrarı olacak.

Cumhurbaşkanı adayları, önümüzdeki kısa sure içinde en az iki defa ve hep birlikte korkmadan yan yana gelmeli, yeni anayasa, Kürt sorunu, dış politika, YÖK, nükleer enerji, küresel ısınma gibi konuları enine boyuna tüm televizyon kanallarında aynı canlı yayında tartışmalı.

Tabii ki anketlerde önde görünen adaya, danışmanları ‘Sakın ha!’ diyecek, ‘Zaten öndesin, kendini riske atma’ diye uyaracaklardır. Ama onlar da biliyordur ki, diğer tüm adaylar halka birlikte seslenirken, kendi adaylarının yokluğu, kılpayı yüzde hesaplarında seçimleri tehlikeye atmak anlamındadır. Üstelik seçilmiş bir Cumhurbaşkanı, siyasetçilerin eski konumlarından farklı olduğundan, onlar da

‘Herkesin ve hepimizin’ başkanı olabileceklerini kanıtlamak isteyeceklerdir.

Bu davet bizim.

Change.org/adaylaracagri