Haklı savaş (?) profesyonel ordu

Haklı savaşlar yalan üzerine kurulu. Profesyonel ordu, ulus devletin tarih sahnesinden çekilmekte olduğunun habercisi.

Bütün savaşlara karşıyım çünkü bütün savaşlar insana karşı.
Haklı savaş?
Yurduna saldırmışlar. Korumayacak mısın? Korumakta haklı değil misin?
Aklımda iki tarafa haklısın diyen Nasreddin Hoca fıkrası.
Haklı savaş kavramına inanıyorsan, Türklere Anadolu’yu işgal yollarını açan Malazgirt Savaşı, Osmanlı’nın Constantinople’u fethetmesi haksız savaşlardı. Tarihin tecellisi, haklıydı diyorsan, Yunanistan’ın Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Anadolu’yu işgal etmesine, İstanbul’a göz dikmesine hak veriyorsun demektir. Tarihi açıdan ‘haklı savaş’ çelişkiler yumağı.
Birleşmiş Milletler’ce kabul edilen haklı savaş tanımı, yeryüzü topraklarını parsellemiş ulus devletlerin savunduğu statüko üzerine kurulu.
Düzende önceden yerlerini alanlara göre ulus devlet uğruna savaşanlar terörist. -Basklar, Çeçenler, İrlandalılar, Kürtler, Tamiller, Polisario Morolar, yakın zamana kadar Filistinliler-. Etnik topluluklar mozaiği Hindistan, Endonezya, Pakistan yüzlerce ulusal kurtuluş savaşına gebe. Onlar da ayaklansa!
Bu mantıkla savaşın sonu yok. 
Özgürlük kıstasım, ulusal bağımsızlık değil, evrensel insan haklarının dünyanın her yerinde herkes için geçerli olması.
Egemen düzen tanrının savaşlarda taraf tuttuğuna inananların tekelinde.
Haklı savaşları yalan üzerine kurulu. 

İşte ABD. Vietnam Savaşı için Kongre’den yetki isteyen Johnson, “Tonkin Körfezi’nde uluslararası sularda bize saldırdılar” derken yalan söyledi. BM kurallarına göre savaş suçlusu olması gereken Bush ve Blair’in, “Kitle imha silahları var” gerekçesiyle Irak’a kendilerini savunma adına saldırırken yalan söyledikleri gibi.
Savaşa kandırmak zorlaşıyor. Birinci Dünya Savaşı’nda Avrupalı devletler savaşmak istemeyenleri kurşuna diziyordu. Vicdani reddi kabule, zorunlu hizmeti kaldırmaya mecbur kaldılar. Gençlere güvenmiyorlar. Ordularını paralı askerlerle, düzenin yoksulluğa ittikleriyle, göçmenlerle, erkekle eşitliği askerlikte arayan kadınlarla kurabiliyorlar. Erkeklerin kılıç şakırdatarak kadın tavladığı günlerse tarihin çöplüğünde.
Profesyonel ordu, ulus devletin tarih sahnesinden çekilmekte olduğunun habercisi. Kutsallıkla pazarladığı askerliğe gençleri cezbedemediğinden profesyonel orduyla uzatmalara oynuyor. Paralı askerlik, yoksulları tavladığından, onların düzene potansiyel muhalefetini devre dışı bıraktığı gibi, devletlerin savaşa gitmesini kolaylaştırıyor. ’68 kuşağının karşı çıktığı Vietnam Savaşı’ndan sonra ABD profesyonel ordu kurmasaydı, Irak’ta, Afganistan’da savaşabilecek asker bulamayabilirdi. Askerliğin zorunlu olmaması farklı nedenlerle birçok kesime cazip. ANCAK orduların profesyonel olduğu ülkelerde, demokratik denetim sağlanamazsa devletin vatandaşlarına güç kullanma olasılığı yüksek.
Savaş ilan eden yaşlılar. Öldüren, ölen gençler. Nereye kadar? Türümüzün 70.000 küsur yıllık tarihinde ilk kez gençlerin konumu değişti. Yaşlı otoritesi sallantıda. Yeni teknolojileri gençlerden öğreniyorlar. Usta-çırak ilişkisi tersyüz oldu.
Barış her zamankinden yakın olabilir.