Hrant Dink Harvard'da

Geçen hafta Harvard Üniversitesi'nde bir konsere gittim.</br>Hrant Dink bize şu sözleriyle seslendi hepimizin seyrettiği filmden,</br>&quot;Hasta iki toplumuz biz...

Geçen hafta Harvard Üniversitesi'nde bir konsere gittim.
Hrant Dink bize şu sözleriyle seslendi hepimizin seyrettiği filmden,
"Hasta iki toplumuz biz...
Ermeniler büyük bir travma yaşıyor Türklere yönelik.
Türkler ise Ermenilere yönelik büyük bir paranoya yaşıyor.
İkimiz de klinik vakalarız. Tam klinik vakalarız. Kim tedavi edecek bizi?
Fransız senatosunun kararı mı? Amerikan senatosunun kararı mı?
Kim reçeteyi verecek? Kim bizim doktorumuz?
Ermeniler Türklerin doktoru, Türkler de Ermenilerin doktoru.
Bunun dışında doktor, ilaç, hekim mekim yok!
Diyalog tek reçete, doktor da birbirlerinin doktoru.
Bunun dışında bir çözüm yok, yok, ve de yok..."
Harvard Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi'nin katkılarıyla düzenlenen dinleyicilerin çoğunu Boston'da yaşayan Ermenilerle Türklerin oluşturduğu konserde bu reçete Arto Tunçboyacıyan'ın müziği oldu.
Tarihe kazanılacak bir maçmış gibi bakan, Cumhuriyet tarihindeki en büyük cenaze törenlerinden birini rakip güçlerin tertibi diye görebilen Türk Tarih Kurumu Başkanı Halaçoğlu'nun isyanını duyuyor gibiyim bu satırları yazarken. 'Bu sefer de yurtdışında toplanmışlar, cenazede yaptıkları gibi gene bir tertip' diyecek, belki devlet bütçesini bu sefer de, 'Biz de konser verelim,' diye seferber edecektir. Ermenistan'da, Türkiye'de ya da başka bir yerde birbirlerine karşıt tezler sunup tariçinin hakemlik yapmasını isteyenler bilemiyor mu, geçmişi anlamakla yargılamak kargaşasında bocalayanların hakemliği günümüzün propagandası olmaya mahkûm.
Geçen hafta Boston'da olsalar belki anlayabilirlerdi.
Geceyi düzenleyenlerden bir öğrenci, "ABD'de Türklerle Ermeniler bir araya geldi mi siyaset, siyaset tarihi tartışır dururlar. Bu seferki birliktelik, bambaşka olduğu gibi, ne duygular abartıldı ne de düşünceler depreşti; hep beraber geleceğe bakıldı."
Harvard'da doktora yapan bir tarih öğrencisi, "Konserden sonra bir araya gelip Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermeni tarihini inceleyen bir dizi konferans düzenlemeyi düşündük. Geniş bir tarihi perspektif içinde Türk-Ermeni ilişkilerini incelemek istiyoruz."
Ve başka bir doktora öğrencisi, o da tarihçi,
"Hepimiz Hrant'ız' demek, biraz da- Bizler kendi evrenimizden çıkıp, farklı evrenlerde, kısa süreli de olsa, var olma çabası göstermek istiyor, bu çabaya herkesi davet ediyoruz' demekti."
Hele bu sözleri, bir Tarih Kurumu başkanı anlıyamıyorsa, tarih biliminin en temel metodoloji nosyonundan yoksun demektir. İstifa eder mi? Türkiye'nin tarihe ve tarihçilere yakışır bir çalışma içinde olması isteniyorsa, evet.
Harvard'da Hrant Dink konseri 'Buradan nereye gideriz?' sorusuna cevap arayan tarihçileri okyanusun bu kıyısında da buluştururken, tarihe milli maç yaparcasına çıkmaya soyunanların Türk-Ermeni iddialaşmaları, anlaşma zemini arayan herkes için hüsranla sonuçlanmaya mahkûm.