İntihar ihbarı: Kenan Evren

Kenan Bey'i kim kurtaracak? Özür dileyin Kenan Bey! Bakarsınız Türkiye sizi affeder.

Kenan Evren, hayatta olan Milli Güvenlik Konseyi üyeleri Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer ve haklarında suç duyurusu yapılan işkencecilerle birçok kamu görevlisinin yargılanacağı geçen hafta açıklandı. Org. Bedrettin Demirel’in “Aslında darbeyi bir yıl önce yapacaktık ama şartların olgunlaşmasını bekledik” itirafı o yıllarda devletin bir cinayet şebekesi tarafından yönetildiğinin kanıtı.
Evren geçen sene 15’inci maddenin kaldırılmasından önce şöyle konuşmuştu: 

“12 Eylül’ü halk desteklemiştir... Şimdi aynı yolu kullansınlar. Halk evet der, geçici 15. maddeyi kaldırırsa o zaman hiç yargılamaya da gerek yok, ben intihar ederim!” 
Bir canın kendini yok etmesi üzerine düşüncelerimi o günlerde de yazmıştım. Şimdi referandumun yolunu açtığı yargılama kararı çıktı.
Davayı yürüten Savcı Murat Özdemir, Kenan Evren’in ifadesinin alınacağını, soruşturmanın geniş tutularak bir yılda tamamlanacağını açıkladı.
Bir yıl insanın ruh halinin belirsizliğiyle cebelleşmesi için uzun zaman.
Mesleğimin en hassas konusu intihar. Önlemek, sorumluluğum.
Kenan Bey’i anlayabilmek için psikolog olarak kendimi onun yerine koymaya gayret ettim.
Düşmana teslim olmaktansa intihar edenler tarihte çok.
Kenan Bey’i Türkiye’de böyle bir durum beklemiyor.
Temsil ettiği, ekmeğini yediği devletine düşman diyecek olsa zaten akli melikelerini yitirmiş demektir.
Emekli general Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerine düşman güçlerinin adaleti diye de bakmıyordur. Savaşa sürüklediği Alman halkının kendisine layık olmadığını söyleyip sonunda intihar eden Hitler gibi de düşünmüyordur.
Saygon’da bir rahip ABD askerleri Vietnam’a, Prag’da bir öğrenci Sovyet tankları Çekoslovakya’ya girdiğinde, vatanlarının işgalini protesto etmek için kendilerini yakarak intihar etmişlerdi. Geçici bir süre için kahramanlaştırıldılar, onlar bile zamanla unutuldular.
Kenan Evren megalomani patolojisinden kaynaklanan kahramanlığa mı özeniyor?
Bu bir polemik yazısı değil.
Ruh sağlığı yerinde birisi “İntihar ederim” diye basına demeç vermez.
Mesleğim, her intihar ederim diyeni ciddiye almaya beni mecbur kılıyor.
Kenan Bey’in demeci yardım çağrısıdır.
“Beni kurtarın” diye kendisini yetkililere ihbar etmesidir.
Yetkilileri, hükümeti, savcıları göreve çağırıyorum.
En azından, silah taşıyorsa silah taşıma ehliyetini haiz değil.
Kenan Bey’i kim kurtaracak?
Özür dileyin Kenan Bey!
Bakarsınız Türkiye sizi affeder.
Güney Afrika’da ‘Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu’ pişman olanları affetti.
Koca bir ülke geçmişiyle yüzleşti.
Vicdanını tarttı.
Dünden öç almak yerine yarına baktı.
Ferahladı.
Kenan Bey, sizle oyalanmayalım. İleriye bakalım.
Türkiye’nin demokrasi sorunu 12 Eylül rejiminin kurumlarıyla, YÖK’üyle, % 10 barajıyla, parti lideri diktatoryalarıyla, kap-sat-kaç ekonomisinin 24 Ocak kararlarıyla, Kürtleri de karşısına alan Türk-İslam senteziyle sürüyor olması. Buna Susurluk ve Hrant Dink cinayetinde süregelen çözümsüzlüğü de eklemek gerek.