'İzlanda devrimi'

İzlandalılar, uluslararası finans kapitalin gücünü etkisizleştirecek yeni anayasa hazırlamakta. Kapitalist âlem bunu paylaşmakta suskun.

Devrim oluyor.
Haberimiz yok!
Medya ortaoyununun meddahları başka sahnelerde.
Irak, Libya, Mısır, Yemen, Afganistan, Suriye. Rejim değişikliğini, silahlı toplum mühendisliğiyle zorladıkları ülkelerde, can güvenliği her gün kötüye gidiyor. Faşizmi doğuran Avrupa değilmiş gibi, Batılı olmayan insanın demokratik değerlerimize alışması zaman alacak diyorlar.
Çin’de, gözaltı hapsinde bir sanatçının konumunu dünya gündemine taşırken, sıra iktidara getirdikleri rejimlerde insan hakları ihlallerine gelince, susuyorlar. Ya onların gündemlerinin kuklaları. ‘Arap devrimi’ yandaşı kim kalemini oynattı Suudi diktatörlüğüne karşı? 

Havanda su dövmek 
Ve bizler. Önümüze sunulan gündemde, havanda su döverken ‘İzlanda devriminden’ bihaber.
Kapitalizmin krizi 2008’de İzlanda’yı vurdu. Verdikleri yüksek faizle ülkelerine para çeken özel bankaların bonoları para etmez oldu. Borsa durdu. İzlanda kronu değer kaybetti. Ülke iflas etti.
Buraya kadar olanlar dünya medyasında yer aldı. Sonraki gelişmelerden giderek söz edilmez oldu. Uluslararası finans kapital, İzlanda’da olup biteni, çıkarlarına karşı gördü. Kapitalizmin kaptanlarının istediği, özel bankaların borçlarını, vatandaştan toplanan vergilerle devletin ödemesiydi.
İzlanda’da gelişmeler farklı seyretti. 

Barış içinde mücadele 
Ülkeyi iflasa sürükleyen, bankalarla işbirliği yapan hükumet, protesto gösterileri sonucu istifaya zorlandı. Seçimlere gidildi. İktidara gelen sol muhalefet, İzlanda bankalarında paralarını batıranlara, kaybettiklerini 15 yılda taksitle ödemeyi kararlaştırdı.
Bundan sonraki gelişmeler, ‘küresel sermaye-siyaset diktasını’ yürütenler için bizlerden gizlemek istedikleri kâbus gibiydi.
İzlanda parlamentosunun kararına karşı halkın ülke çapında protestosuna uluslararası medya yer vermedi. İzlanda başkanı, meclisin, IMF, İngiltere ve Hollanda hükümetinden gelen baskı ve tehditler sonucu aldığı kararı onaylamayıp referanduma götürdü. Başkanı Olafur Grimsson, baskıyı şöyle açıkladı:
“Uluslararası mercilerin şartlarına karşı geldiğimiz takdirde (konacak ambargolarla) Kuzey’in Kübası olacağımızı söylediler. Kabul etseydik, Kuzey’in Haitisi olacaktık.”
Referandumda halkın % 93’ü, batık banka borçlarının ödenmesini reddederken bankerler, bürokratlar ve eski başbakan hakkında, sorumsuzca davranmaktan da öte, cürüm işledikleri gerekçesiyle kovuşturma başlattı.
Tüm bunlar krizi yaratan güçlere karşı barış içinde yapıldı. 

Yeni anayasa 
İzlandalılar, şimdi de uluslararası finans kapitalin gücünü etkisizleştirecek yeni anayasa hazırlamakta. 25 kişiden oluşan anayasa hazırlama komisyonu 522 aday arasından seçilmiş. Aday olma koşulu, siyasi parti aidiyeti olmaması ve 30 kişi tarafından önerilmek. Komisyon, çeşitli STK ve uzmanlardan gelen tüm önerileri halkla paylaşıyor. Yazım süreci internet üzerinden. Herkese açık. Yeni anayasanın yürürlüğe girmesi hem mevcut hem de bir sonraki seçimlerle meclise girecek temsilcilerin onayıyla.
İzlanda çözümünü dünyayla paylaşmak konusunda kapitalist âlem suskun.
Hele Türkiye için yapılacağı söylenen anayasa! Bir şirket CEO’sunun görev tanımının ifadesi mi isteniyor? Zaman gösterecek.
Bugün sene-i devriyesi olan, 11 Temmuz, 1995’te, Batı başkentlerine bir karış mesafede, Srebrenitsa’da toplu insan kıyımı, dünyaya egemen güçlerin ne zaman susmayı tercih ettiklerinin başka bir ibret verici örneği.