Kapitalizmin demokrasi sınavı

Ülkelerin ekonomilerine, parlamenter sistemin iktidara getirdiği siyasi partilerden çok, para politikasını belirleyen Avrupa Merkez bankası hükmediyor. Kriz, özünde demokrasinin kapitalizmi denetleyememesinin krizi. Dün bu modele gençlerin öncülüğünde Yunan halkı hayır dedi.

Küresel Gezi’nin ruhuyla sesi Atina’dan dünyaya yayılıyor.

Şili’de seçimle işbaşına gelmiş sosyalist  Allende hükumetinin CIA destekli  askeri  darbeyle 1971’de devrilmesinden sonra, ilk bu ülkede  özelleştirme ekonomisiyle  devleti sermayeye teslim etme politikası uygulanmaya başlanmıştı.  Chicago Üniversitesi’nden Milton Friedman’ın geliştirdiği, en uç noktasında hapishanelerin bile özelleştirilmesine  giden bu model,  Türkiye’de 24 Ocak kararları ve  12 Eylül askeri darbesiyle,  ABD’de Reagan ve İngiltere’de Thatcher’la, Sovyetlerin yıkılmasıyla Rusya’da Yeltsin’le, derken zamanla   dünyanın hemen her ülkesinde yürürlüğe konmuştu. Hemen her ülkede   sosyal devlet darbe yedi.  Sendikalar yıkıldı, sağlık, eğitim gibi temel  haklar ayrıcalıklara dönüştü, denetlenemeyen küresel ısınma aldı başını gitti, özgür ticaret adına çok uluslu şirketler ulus devletleri boyunduruğuna aldı.  Credit Suisse’in raporlarına göre 2014’te  dünya nüfusunun %1’inin dünya servetinin %48’ini elinde tutuyor  olması içinde yaşadığımız ve en son Papa sesini çıkarmadan öncesine kadar  her türden dinlerin sözcülerinin  desteklediği kapitalizmin günümüzde vahşetinin ifadesi.

Model ilk Amerika’da başlayıp ardından   Avrupa’ya yayılan  küresel ekonomik krizle iflas etti.  Krizin sorumlusu kriminal durumda batan bankaların yöneticilerinin yargılanması  yerine,  merkez bankaları  ha babam para basarak  bankaları   kurtarırken, Avrupa’da uyguladıkları kemer sıkma politikası sonucu İspanya gibi ülkelerde   gençlerde %40’lara varan işsizliğe yol açtı,  Ekonomik kriz, adı egemen düzen tarafından  telaffuz edilmek istenmesede, günümüzde  Avrupa merkez bankalarının marifetiyle  devam ediyor.

Ülkelerin ekonomilerine, parlamenter sistemin iktidara getirdiği siyasi partilerden çok, para politikasını belirleyen  Avrupa Merkez bankası hükmediyor. 

Kriz, özünde demokrasinin kapitalizmi  denetleyememesinin krizi.

Dün bu modele  gençlerin öncülüğünde  Yunan halkı hayır dedi.

Meçhule doğru bir adım attı.

Kimse ne olacağını bilmiyor.

IMF, Avrupa Merkez Bankası, egemen düzen, Yunan halkından yediği tokadın şaşkınlığında.

Tüm ahlaki kuralları çiğneyerek, ülkenin içişlerine müdahale ederek, referendumun son anına kadar Yunan halkını korkutmak için propaganda yaptılar.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nı aralarındaki anlaşmazlıklar yüzünden çıkartan Avrupa’yı bir daha bu felakete sürüklememek ,için kurdukları ekonomik birliği  demokrasiye karşı dayatmış olmalarının iflasının  paniğindeler.

Gençlerin uyanışının İtalya’ya, İspanya’ya ve kimbilir  başka hangi  ülkelere sıçrayacağının korkusundalar.

Sovyet devrimi küçük bir azınlığın kapitalist sistemi silahla devirmesi sonucu gerçekleşmişti.

Dün Yunanistan’da halkın %60’ı, sizin oyununuzu beş yıldır oynadık daha da batağa saplandık,  başımıza ne gelirse gelsin, geleceğimize sermaye değil biz de karar vereceğiz dedi.

Bir yanda Yunanistan’ı referenduma gitti diye ülkeyi cezalandırmak isteyen,  bankalarla egemen düzen, bir yanda halkın gücüyle ortak bir yol arayışında Yunanistan hükumeti.

Kapitalizm demokrasi sınavında.