Kararsızlık kasidesi

Kararsızlık kötüdür (derler). </br>Nerdeyse herkes kararsızlığın kötü olduğu kervanına katılır.</br>Özellikle siyasetçiler.

Kararsızlık kötüdür (derler).
Nerdeyse herkes kararsızlığın kötü olduğu kervanına katılır.
Özellikle siyasetçiler.
Onları çileden çıkarır, kararsız denilen ne idüğü belirsizlerin oylarını nereye verecekleri.
Oysa siyasetçiler değil mi kararsızlıkları kandırmak için reklamlarla tezgâhladıkları maskeleriyle karşımıza çıkan, söyledikleri birbirlerini
tutmayan, bırakın kararsızlığı, kaypaklıklarıyla ünlenenler?
Ama oyunun kuralı bu. Bizi kararlı olmaya çağırıyorlar.
Bizse özgürleştikçe kararsızlığımızı ilan ediyoruz.
Bağımsız tepkilerimiz bize karşı oynanan bu oyunun ezberini bozduğumuzun ifadesi.
İlkeler çiğnenerek demokrasi adına oynanan oyunda ülkelerdeki genel gidiş, oy verenlerin sayısının yıllar içinde azalması, kararsız seçmenlerin çoğalması. Totaliter rejimler de, meşruiyetlerini oy vermeyi zorunlu kılarak, darbelerini referandumlarla onaylattırarak sağlamanın peşinde.
Kararlılığımızla meşrulaştıklarını sanıyorlar.
Aklımda şöyle bir anektod var.
Bir arkadaşımın o zaman ilkokulda olan oğlu, babasıyla çıktığı tren yolculuğunda aynı kompartımanı bir öğretmenle paylaşır. Öğretmen dokuz yaşındaki çocuğun sohbetinden, bilgisinden hoşlanır. Sonunda ona şu soruyu sorar, "Söyle bana evladım, mutluluğun sırrı nedir?" Çocuk tereddüt etmeden, "Şıkları söyle, amca" der.
Bizden istenen kararlılık bize verilen şıklarla sınırlı.
Demokrasinin beşiği diye örnek gösterilen İngiltere'de, halkın belki yüzde 70'i ülkelerinin Irak işgaline karşı. Seçtikleri muhalefet partisi de, iktidar partisi de uluslararası hukuku ihlal eden bu savaştan yana.
Savaş suçluları iktidarda.
Düzen, bizi sunduğu seçenekler çerçevesinde karar vermeye zorlayadursun, bilimde, doğada kararsızlığın esas olduğuna işaret eden gözlemlerin başında gelen Alman nükleer fizikçi Heisenberg'in 'Belirsizlik Prensibi'nin benimsenmesinden bu yana bir asır geçti.
Psikologlar da kararlı olmamızı ister. Kararlı kişiliğin meziyetlerini saymakla bitirmez, kararsızları, kendilerine güven duygusundan yoksun diye tanımlarlar. 18. yüzyıl anlayışından kalma pozitif bilim olamama komplekslerinden kurtulamadıklarından, bizi hâlâ Newton yasalarına tabi deterministik bir kararlılık içinde görmek isterler.
Eğer kararlılık günümüzde dünyaya egemen düzenin sunduğunun ifadesi ise...
Eğer kararlılık bize sunulan seçenekler çerçevesinde taktığımız at gözlükleriyle bostan kuyusunun etrafında dönüp dolanmak ise...
Kararsız olmak, ben bu oyunu oynamak istemiyorum demektir.
Kararsız olmak aile yapısından aşk ilişkisine, başarı tanımından insan haklarına kadar özlemlerimizi karşılamayan bir düzene uyum sağlamamak demektir.
Düzen adına konuşanlar ne kadar da kendilerinden eminler.
Kendilerini ne kadar ciddiye alıyorlar.
Karikatürlerini bile kaldıramıyorlar.
Sesleri tok, ifadeleri net, kendilerinden memnun ve suçlular gibi sorgulanmaktan rahatsızlar.
Kararsız olmak sağlıklıdır.
Tarihimizde az mı gönüllü tutsaklığımızın kurbanı olduk? Kararsız olanlardır yeni yollarını keşfini kaçınılmaz kılan.