Köşe yazarlarına çağrı

Çağrım köşe yazarlarına. Tek sesli medyaya alternatifiz diyen haber portallarına. Seçimlerin asgari eşitlikte geçebilmesi için, üç adayı birlikte tartışmaya davet edin.

Türkiye yakın tarihinin en anti-demokratik seçimiyle karşı karşıya.

Alıştırıldık tek sese.

12 Eylül günlerinde de öyleydi.

Ne zaman televizyonu açşam karşımda Kenan Evren.

Mimiklerini jestlerini ezberlemiştik.

Kemal Sunal’dan iyi tanıyorduk, ekrandan evimize her gün gelen sureti eşliğinde hitap tarzını.

Otoriteyle emzirilmiş tek adam toplumlarında böyle olur. Beğenmediklerinizi, nefret ettiklerinizi de içselleştirirsiniz. Bunu mazoşist eğilimlerimizle de besleyince, onsuz yapamaz hale geliriz.

İşte Stalin’in ölümü ardından Nazım Hikmet,

parklarda ağaçlarımızın üstündeydi taştan tunçtan alçıdan ve kâattan gölgesi
taştan tunçtan alçıdan ve kâattan bıyıkları lokantalarda içindeydi çorbamızın
odalarımızda taştan tunçtan alçıdan ve kâattan gözleri önündeydik yok oldu bir sabah yok oldu çizmesi meydanlardan
gölgesi ağaçlarımızın üstünden çorbamızdan bıyığı
odalarımızdan gözleri

Lakin Nazim Hikmet’de yaşamınn bir dönemimde Stalin hayranıydı. Yukardaki şiirini ancak ölümünden sonra yazabildi. Otorite altında ezilip koşullanmış toplumlarda tek adam bağımlılığı oluşur. Onsuz hayat düşünülemez. Onsuz bir dünya belirsiz, güvensiz, hatta ürkütücü gelir. İstikrar sözü,, korkunun kamuflajı, totalitarizmin değişmezliğinin saplantısıdır. Alternatifler inandırıcı gelmez.

Demokrasiyi benimsemiş toplumlarda durum farklı. Seçenekler egemen düzen tarafından belirlenmiş olsa da, karizmatik liderlere toplumlar şerbetlidir.. Aklımda ABD Başkanı Kennedy’nin öldürülmasından sonra cenaze töreninin kimi televizyon kanallarında naklen verilmesine, toplumdan, hatta kimi yandaşlarından gelen itirazlar. Ya da İngiltere’de Churchill ve Thatcher. İktidarları başlarına vurup megalomanileri tahammül edilmez olunca alaşağı edildiler.

Türkiye’nin toplumsal psikolojisini kestirmek kolay değil. Kah çoğunluğun kuzu kuzu benimsediği askeri cuntalardan kurtuluyoruz, kah kendi elimizle özgürlüğümüzü teslim ediyoruz.

Dolayısıyla seçimlerde ne olur bilinmez.

Tanrılar insanların planlarına güler derler.

Ancak hayatlarının çeşitli dönemlerinde, çoğu şu ya da bu şekilde Türkiye’de rejimin gadrine uğramış, köşe yazarlarının da, totaliter toplum koşulmuşluğunu benimsemiş konumdaymışcasına verdikleri görüntü ibret verici..
İnternet üzerinde hızla gelişen bir çağrı var,


EN AZ İKİ DEFA


Cumhurbaşkanı adaylarını tanıyalım. Adaylar farklı konuları TV’lerde, karşılıklı konuşsunlar. TV kanallarını Cumhurbaşkanı adaylarıyla birlikte program yapmaya çağırıyoruz.

Köşe yazarları, internet haber portalları, toplumdan

yükselen bu çağrıyı paylaşmakta sessiz. Adayları tanıtıp

karşılaştırırken onlarla bizim aramızda aracı konumundalar.

Kimi, açık ya da örtülü eğilimleri doğrultusunda gerçekleri

kaçınılmaz olarak çarpıtıyorlar.

Çağrım köşe yazarlarına. Tek sesli medyaya alternatifiz diyen haber

portallarına. Seçimlerin asgari eşitlikte geçebilmesi için, üç adayı birlikte

tartışmaya davet edin.

Okurlarınız sessizliğinizi bozmanızı bekliyor.

Cumhuriyet tarihinde çok partili sisteme geçildiğinden bu yana, seçimler bu

denli eşitsiz koşullarda yapılmamıştı.

Change.org/adaylaracagri