Küresel Gezi Gençliği

Bu, bir gençlik hareketi değil. Gençlerin başını çektiği, dünyamızda uğranmadık yer bırakmayacak demokrasi kervanı.

Egemen düzen, hareketin bir yerde bittiğini zannediyor, dünyanın başka bir yerinden sesleri duyuluyor. New York, Madrid, Tunus, Kahire, Londra, Atina, Stockholm, İstanbul, Sao Paolo… Nice ülkenin sayısız şehirlerinde. Durup, soluklanıp, yeniden doğarak. Sırada Asya, Afrika. Her birinde tetikleyici olay farklı, Hepsinde, siyasi partilerin, dini örgütlerin, onların sözcüsü medya ve akademisyenlerin yolundan çıkarmaya yeltendikleri çekirdek hareket aynı-düzenin kalıplaşmış, meşruiyetini yitiren, kurum ve değerlerinden özgürleşmek.
Bir yüzyılı geçmeden, günümüze, Roma’nın son günlerine bakıldığı gibi bakılacak. İnancım o ki, hareket, Ortaçağ karanlığı ile bastırılmak istense de ardından yeni bir aydınlanma doğacak.
Bu, bir gençlik hareketi değil. Gençlerin başını çektiği, dünyamızda uğranmadık yer bırakmayacak demokrasi kervanı. Brezilya’da, burası Türkiye dendiği, Türkiye’de Brezilya bayraklarının dalgalandığı dünya vatandaşlığının yolu.
Devletler şaşkın. Şiddet kullanıyorlar. Hareketin temelinde, provokasyonlara rağmen, barış ve sevgi olduğunu anlayamama aymazlığındalar. Sesleri susturduklarını, gönülleri susturacaklarını sanıyorlar.
Kabuk değiştirmekte olan dünyamızda, dinlerimiz adına konuşanların, meclislerde oy kullanan temsilcilerimizin, denetlemediği, denetleyemediği küresel kapitalizm, benden sonra tufan dercesine, vahşet ve umursamazlığının çıkmaz sokağında. Gün karşı gelmenin değil, ortak sorunlarımıza ortak çözümler bulmanın, kimse kimseyi yenmeden, burnunu sürtmeden, gezegenimizde hep birlikte özgürce yaşam arayışının günü.
Gençlerin eskisi gibi güdülebilecekleri sanrısında günümüz kimi iktidarları, kendilerini, Almanya’da ‘Hitler Gençliği’, Sovyetler’de ‘Genç Öncüler’, Çin’de ‘Kızıl Muhafızlar’a ideolojilerini empoze edenlere, benzetiyor olmalılar.
Hareketi, tarihimizden alışılagelmiş gençlik eylemleri sananlar, çokbilmişliklerinin yanılgısında.
Gençlerin birbirleriyle tanıştıkları, din ve bayrak bagajlarını gündem dışı bıraktıkları, küresel bir İpek Yolu kurulmakta internet üzerinden. Düzenin oyunlarına katılmayarak onu gayri meşrulaştırırken apolitik denilen bu kuşak, artık kişiliğini yitirmeden, dünyayı sahiplenme sorumluluğunda.
Kimilerin benzettikleri, benim de mensubu olduğum ‘68 kuşağına’ benzemiyorlar. Bizler, ABD imparatorluğu’nun kapitalizmiyle, Sovyet-Çin sultasında sosyalizmin yarım asır süren Soğuk Savaşı’nda, bulunduğumuz ülkeye göre düzene başkaldırmakla ya da bir yana çekilip, ‘Çiçek Çocukları’ olmakla yetinmiştik. Türkiye ve Amerika’nın arka bahçesi diye tabir edilen kimi Güney Amerika ülkelerinde, ‘soğuk savaş’a silahlı mücadeleyle alet edilen, dağa çıkan, gerillalığa soyunan gençlik istisna idi. Bizler, beyaz güvercinli simgelerimize rağmen, barış yanlısı değil savaş karşıtıydık.
Küresel Gezi Gençliği, önceden gelen tüm kuşaklardan farklı.
Avcı toplayıcı, tarım ve sanayi toplumlarının tersine, türümüzün tarihinde ilk kez yaşlılar gençlerden öğreniyor.
Gençlere gösterilen var olma seçenekleri, yeteneklerine, ideallerine ters. “Büyünce ne olacaksın” sorusu tarihte kaldı. Yarının ihtiyaçlarını bile öngöremeyen, sıradanlaşan kalıplaşmış mesleklerin değil, sürekli değişen, esnek düşünme biçimlerinin gerektiği, aklın duygu ve vicdanla yoğrulmasının gündemde olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Türümüz tarihinde ilk kez, okumuş olanlar, üniversite bitirenler, eski ölçülerimize göre gelişmiş denilen Batı ülkelerinde %50’ye varan oranlarda işsiz.
Yüz yıl önce devletler, askerliği reddeden, ölmek, öldürmek istemeyen gençlerini, vatan haini diye kurşuna diziyordu. Bugün, türümüzün tarihinde ilk kez vicdani ret bir hak. Gençler savaşmak istemiyor. Ordular, paralı askerler, insansız silahlar, siber savaşlara yatırım yapıyor. Che Guevara gibi silahlı devrim kahramanları burjuvazinin pop kültürünün simgeleri. Gençler kahraman olmak istemiyor. Tepeden inmeci hiyerarşik örgütlerde değil, yatay isimsiz hareketlerde yer alıyor. Marş değil şarkı söylüyor. Silah yerine mizah kullanıyorlar. Ataerkil, muhafazakâr toplumlarda bile kadın erkek birlikteler. Bunlar da türümüzün tarihinde ilk defa.
Eski olan, egemen düzenin gençlikten kopukluğu.
Sosyolog arıyor, anketler
yaptırıyorlarmış, ne olduğunu anlasınlar da toplum mühendisliğiyle, olmadı devlet şiddetiyle tarihi durdurabilsinler diye.