Özür dilemek

Demokrasi ile güçlü liderler tarihte hiçbir zaman bağdaşmadı. Özür dileyemeyen kişi ve toplumların sorunu vicdanlarının özürlü olması.

En son kimden ne zaman özür dilediğimi düşündüm.

Kimine kolay. Özür diledi ya, içi rahat. Yükten kurtulmuş olmanın hafifliğinde. Hesabını ödeyip üstü kalsın diyenlerin mağrurluğunda. Günah çıkartıp ertesi gün gene aynı şeyleri yapan çifte standartlı Katolikler gibi yoluna devam edenlerden.
Özür dilemeyi zayıflık addedenler de var. Onlar için pişman olmak satrançta yaptıkları yanlış hamlenin ardından gelen öfkeyle eşdeğer. Hele karşısındaki ‘ Benden özür dile!’ diye meydan okuyanlardansa. Artık özür dilemek bir sonraki karşılaşmalarında yeniden kılıç kuşanmadan önce verilen bir ara. Bu durumda esas olan sevgi ve empatiden kaynaklanan üzüntü değil, güç dengeleri. Ödün verme konumunda olmamak. Özür dileyip arkasından vurmak.

Davranışlarımızda en sık rastlanansa laf olsun diye özür dilemek. Ezbere dönüşmüş, söylerken bile farkında olmadıklarımız. Çoğu, kültürden kültüre değişen, bedenimizin dokunulmazlığıyla ilgili.

12 Eylül Türkiyesi’nde işkence tezgâhından geçen tanıdığım, hayalarına da verilen elektrik sonunda, suçlamaları kabul eder. İfadesini imzalasın diye yan odaya geçerlerken, arkadaşıma dizi yanlışlıkla çarpan işkenceci ondan özür diler.

İster durumu geçiştirmek için özür dileyenler olsun ister özür dilemeyi kendisine yakıştırmayanlar, her iki konum kişiliğimizden öte toplumsal ilişkilerin de ifadesi. Genellikle, kaçınılan bir vicdan muhasebesi.

İşte ulus devletler. Türümüz tarihinin en bağnaz kurumlarından biri.

Cürüm hanesinde nice savaş, soykırım, en çok da vatandaşlarına karşı şiddet var.

Özür dilemek?

Soykırımla Kızılderililerin topraklarını işgal eden ABD. Bırakın özür dilemeyi, katlettikleriyle alay edercesine isimlerini de gasp etti. ‘Tomahawk’ ABD ordusunda kullanılan füzelerin adı,’Apache’, savaş helikopterlerinin. Cherokee, otomobil markası. Shawmut banka. Güney Afrika’da Hollanda asıllı Boer’leri türümüz tarihinin ilk temerküz kamplarına tıkan, Kenya’da Mau Mau’ları katleden İngilizler, tarihlerinin ayıplarının bilincinde bile değiller. Koreli kadınları, askerleri için seks kölesi olarak çalıştıran Japonlar, dünyanın en çok uluslu, çok dinli topraklarından Anadolu’yu Türkleştirmekle övünmeleri yetmiyormuş gibi buldukları evrensel kültür mirasını da cami yaparak İslamlaştırmak isteyenler… Tarihte özür dilemeyi bilmenin onuruna sahip bildiğim tek ülke, Nazi faşizminin vahşetinden sonra İsrail’in kuruluşunu finanse eden Almanya. Lakin Siyonizmin Filistin topraklarını gasp etmesine arka çıkanlar da ibret verici işbirlikçiliklerinin aymazlığında.

Kendilerini devletle bir sayan politikacılar özür dilemek konusunda toplumun en iflah olmaz kesimi.

Onlar kendilerini tarihin dev aynasında görenler. Megalomoninin egemen olduğu patolojilerinin ifadesinde, mazoşist eğilimleri eşliğinde, ölümü göze aldıklarından vicdanlarında özüre yer olmayanlar.

Hepimiz için ürkütücü olan, ülkelerini felaketten felakete sürükleyen bu kişilere dur diyemememizin tarihteki örnekleri. Tersine onları baştacı etmemiz.

İşte 20. yüzyıl dikatörleri. İspanya’da Franko, Sovyetler’de Stalin, Çin’de Mao. Toplumları, ancak onların doğal ölümleriyle kurtuldu. Hitler, Mussolini ve benzerlerinin sonu ancak savaş kaybetmeleriyle oldu. Tarihten derslerini alamayan totaliter eğilimli, aşağılık kompleksi, kendilerine güvenemeyen toplumlar günümüzde de güçlü lider peşinde. Oysa, İngiltere gibi parlamenter sistemi özümsemiş toplumlar, Churchill ve Thatcher örneğinde olduğu gibi, palazlanmalarına fırsat tanımıyor. ABD’de sürekli başkan değiştiriliyor.
Demokrasi ile güçlü liderler tarihte hiçbir zaman bağdaşmadı.

Özür dileyemeyen kişi ve toplumların sorunu vicdanlarının özürlü olması.