Sayın Başbakanım 

Savaş ortamında seçimle de uğraşmaya mecbur bırakıldığınız bu kritik günlerde size yapılan başvuruları nasıl bir örgütlenme ve hangi yöntemlerle, hasretle beklenen o mutlu sona kavuşturacaksınız?

Sayın Başbakanım,

Size teşekkür ederim.

Gazetelerde okudum.

Ne mutlu Türk gençliğine.

Şöyle buyurmuşsunuz.

İşiniz var, maaşınız var, aşınız var... Ne kaldı, eş kaldı eş... Biz bu toprakların insanlarının bereketlenmesini istiyoruz, çoğalmasını istiyoruz. Eş lazım dediğinizde önce anne babanıza gideceksiniz. İnşallah onlar size hayırlı bir eş bulacak. Bulamazsa bize başvuracaksınız. 

Aklıma neler geldi neler!

Yüce sorumluluklarınızı nasıl üstlendiğinizi bizlerle her fırsatta paylaştığınız  savaş ve katliam ortamına rağmen , eşsiz gençlere gösterdiğiniz duyarlılıkla  şefkatin dünya tarihinde başka  örneği yoktur sanırım.

Sezar, Kanuni Sultan Süleyman, Napolyon, ve sizin resmi altında övünçle poz verdiğiniz Mustafa Kemal Atatürk? İmparatorluk ve ülkelerinin esenliği ,için çarpışan bu dünya büyüklerinden hangisi  milyonların geleceğinin  kıl payına bağlı olduğu savaş ortamlarında gençlerin  eş bulamama çaresizliğine elini uzatmıştır?

Bırakın uzatmayı, aklından geçirebilmiştir.

Naçizane olarak sizi takdir etmeme müsaade buyurmanızı rica ediyorum.

Babası psikiyarist, annesi psikolog, ve   sizin feyz aldığınız  üniversitede psikoloji dalında bir zamanlar öğretim üyesi olan benim mesleki hayatımızda,  toplumun eş bulamamakla ilgili bu hayati sorununun çözümüne  yaklaşımınızın,  sosyal  bilimler  tarihinde bir ilki temsil ettiğinden şüphem yok.

Libido kuramıyla, ailelerimizin oluşumunda cinsel dürtülerimizin de hayatımızda oynadığı kritik rolü belirleyen Sigmund Freud’un kulakları mı çınlasın demekten kendimi alıkoyamıyorum. 

Samimi çağrınızın geçerliliğinin, adlarını burada anmak istemediğim malum siyasilerin sorumluluklarından kaçması nedeniyle partinizin  tekrarlamaya mecbur bırakıldığı  bu seçim ortamından sonra da  süreceğinden şüphem yok.

Evlatlarının eşsizliğinden dizlerini döven, annelik babalık vazifelerinin hakkını veremediklerinden mahcup ebeveynleriyle eş bulamayan çocuklarının, çağrınızı oy kaygısıyla yapmış olabileceğinizi akıllarından geçirmediğinden eminim. 

Ancak ve ancak bu paranoyak düşünceyi, devletimizi içeride ve dışarıda küçük düşürmekle vazifelendirilmiş paralelcilerle  Doğan medyasının dile getirebileceği endişemi sizinle paylaşmayı da ben vazifem olarak görüyorum.

Arz ettiğim mektubumu bitirirken aklıma takılan bir hususu, teveccüh buyurursanız size  yardımcı olabilirim dileğimle, beyanatınızın son cümlesini tekrar paylaşmama izin verin.

”Eş lazım dediğinizde önce anne babanıza gideceksiniz. İnşallah onlar size hayırlı bir eş bulacak. Bulamazsa bize başvuracaksınız.”

Savaş ortamında seçimle de uğraşmaya mecbur bırakıldığınız bu kritik günlerde size yapılan başvuruları nasıl bir örgütlenme ve  hangi yöntemlerle, hasretle beklenen o  mutlu sona kavuşturacaksınız?

Her ne kadar gücünüzün  buna kifayetli olduğuna inansam da, şunu önermeden   edemeyeceğim için affınızı rica ediyorum.

Takdir buyurduğunuz bu ulusal sorunumuz için tüm siyasi parti liderlerimize çağrı yaparak konunun elzemliğini ve samimiyetinizi gençlerimize bir daha hatırlatmanız.