Şerif Mardin

Olacağı buydu.</br>12 Eylül ve YÖK'le birlikte Türkiye'de üniversite susturuldu.</br>Akademik özerklik ve bilimsel özgürlük gasp edildi.

Olacağı buydu.
12 Eylül ve YÖK'le birlikte Türkiye'de üniversite susturuldu.
Akademik özerklik ve bilimsel özgürlük gasp edildi.
Üniversite'den istifa edenler kaleyi terk etmekle itham edildi.
Kalanlar, kaleyi korumak adına kapıkulu olmanın bedelini sineye çekti.
Kimi kanun emrediyor diye sakalını kesti, kimi profesör olabilmek için yayınlarını gizledi.
"Asmayalım da besleyelim mi," diyen darbeci başına fahri hukuk doktorası verildi.
Yıllar geçti. Günümüzde pek çok şey değişti, kimi şeyler değişmedi.
Türkiye'de hâlâ bilimsel özerklik ve akademik özgürlük yok.
Böyle bir talep de yok.
Üniversite devleti denetleyen güçlerin emir kulu.
Bir sesi çıkadursun, Meclis kürsüsünden, hükümetten vatan hainliğiyle itham edildiğinde bile sineye çekiyor.
YÖK Başkanı, son seçim örneğinde gördüğümüz gibi, şu olabilir şu olamaz diye fetva üstüne fetva verdi.
"Ne haddine!" diyemeyen üniversite sustu.
Diyelim ki, bunlar zamanında yaşanan bir kâbustan arta kalan kalıntılar.
Şerif Mardin'in meslektaşları tarafından bir bilim kuruluşuna önerilen üyeliğinin, hem de üçüncü kez, reddedilmesine ne demeli?
Kuruluşun adı Türkiye'de bile pek bilinmez..
Şerif Mardin ise, bilim çevrelerince dünyaca tanınır.
Mardin'in üyeliği bu kuruluşu onurlandırır. Üyeliğinin reddi, TUBA adlı bu akademisyenler topluluğunu töhmet altında bırakır.
Bırakır mı?
Bırakacak mı?
Üniversitelilerin sessizliğine bakılırsa, bırakmayacak.
12 Eylül'de meslekdaşlarının üniversiteden tek tek atılmasına seyirci kalanlar, bu sefer kendileri özgür düşünceyi yargılamaya başlamış.
Mardin'in üyeliğinin reddedildiği oylamaya katılan bir profesör, "Gerekçe gizlidir, açıklayamam," demiş.
Hem ben yapmadım dercesine kendini temize çıkarıyor, hem de kararı meşrulaştırıyor.
Bilim adına, engizisyon mahkemesi benzeri böylesine ibret verici bir karar veren kuruluşun üyelerinin hepsi üniversite hocası.
Oylamada azınlıkta kalanlar, ilkeleriyle konumlarını bağdaştıramamanın ezikliğini yaşayanlar, bir zamanlar 12 Eylül'de de iddia edildiği gibi, kaleyi terk etmeyelim diye mi seslerini çıkarmıyor?
Şimdi, üniversite yaz tatilinde.
Sesi aranıyor.
O kadar sessiz kaldı ki, sessizliği fark edilmez oldu.
Şerif Mardin'in eserleriyse ortada.