Siyasi partilerin sonu!

Siyasi partilerle karizmatik liderlerden arınmış sistem arayışının arefesindeyiz. Gezi, yeni bir demokrasi anlayışının, evrimsel bir dönüşümün habercisi olabilir mi?

Seçim ve siyasi partiler demokrasi ile bağdaşmıyor.

Eskiden bağdaşıyor muydu?

Ne de olsa umut kaynağı idiler.

Sağ ve sol kimlikli partilere oy verilerek değişime inanılıyordu. Sosyalist sistem çöktüğünden, 'soğuk savaş' bittiğinden bu yana, 'değişim', içi boş slogandan ibaret.

Günümüzde siyasi partiler, istisnalar dışında aynı. Sandık başına gidildiğinde, piyasaya yeni bir mal sunarcasına, seçmeni reklamlarla sloganlarla imaj oyunlarıyla kandırmaya çalışıyorlar. Çoğu ülkelerde seçmen, farklı partilerin adlarının bile farkında değil. Anketlerden de yola çıkarak toplum mühendisliğiyle oluşturdukları gündemlerle kitleleri oyalıyorlar Amerikalılar, başkanlık seçimlerinde iki partinin adaylarından başka kimseyi pek bilmez. Alternatif sunabilenler, dinle, bayrakla, yabancı düşmanlığı ve ırkçı söylemlerle savaş çığırtkanlığıyla demokrasi ve evrensel ilkeleri tehdit edenler. Başka kimsenin iktidar şansı yok. Almanya’da Yeşiller örneğinde olduğu gibi alternatif kimlikli partiler iktidara gelebilmek için egemen düzenle bütünleşiyorlar.

İdeal demokrasinin, yasama, yargı ve yürütmenin birbirlerini denetleyebilmesiyle ancak var olabileceğini biliyoruz. Aynı şekilde yasama ve yargı, yürütmenin sultasına girdiğinde demokrasiden söz edilemez. Hitler gibi diktatörler, çok partili bir sistemde serbest seçimlerle, halkın iradesiyle iktidara geldi. Örnekler çoğaltılabilir.

Bugün hemen her ülkede seçimle yürütmenin başına geçenler devletlerinin kaderini gizlice belirliyor. Meclis'in, yargının haberi olmadan vatandaşlarını dinleyip fişliyor. Onların üstüne devlet şiddetini seferber ediyor. Uluslararası antlaşmaları, hukuku, Birleşmiş Milletler kararlarını çiğneyip düşman bellediği ülkelerin istikrarını sarsacak girişimlerde bulunuyor. Gizli servislerin provokasyon ve suikastlarıyla, yalan, eksik, yanlış bilgilendirmeyle savaşlara davetiye çıkarıyor. Çokuluslu şirketler ve bankalarla işbirliği yaparak yandaş sermayeye hizmet ediyor. Yakayı ele verdiklerinde iktidar değişiyor. Yerlerine gelen partiler oyunu tekrarlıyor.

Bunun adı demokrasi! Küresel ısınma karşısında aymazlıkları, meşruiyetlerini yitirdiklerini kanıtlamaya yeter. İstisnalar dışında, benden sonra tufan anlayışındalar. İnsanla birlikte tehdit altında olan türlerin geleceğini umursamıyorlar.

Sorun bizatihi seçimlere dayalı siyasi partiler sisteminde. İşte demokrasinin beşiği diye bilinen İngiltere. Bir ülkenin girişebileceği en vahim eylem savaş. Halkın çoğunluğu Irak savaşına karşıyken iktidar da muhalefet de kitle imha silahları yalanı üzerine ülkelerini savaşa soktular. Kraliçe ve kilisenin tasvibiyle gençlerini öldürmeye ve ölmeye yolladılar. Ortadoğu’da yıllardır süregelen vahşete davetiye çıkardılar. Seçmenler ise oy vermeyi sürdürerek bu ahlaksız düzeni meşru kılıyor.

Siyasi partilerle liderlerinin yokluğunda demokrasi olabilir mi?

Eski Yunan ya da İtalya şehir cumhuriyetlerinde örnekleri çok.

Tarihte raf ömrünü çoktan doldurmuş siyasi partilerle karizmatik liderlerden arınmış sistem arayışının arefesindeyiz.

Türkiye’de Gezi’yle birlikte var olan oluşumlar, dünyamızda yeni bir demokrasi anlayışının, evrimsel bir dönüşümün habercisi olabilir mi?

Aklımda, çözüm deyip sorun yaratan siyasi partiler yerine platformlar var. Farklı konularda farklı süreler için seçilecek platformlar. Seçildikten sonra kendi içlerinden lider değil, koordinatörlerini belirledikleri. (İsviçre başkanları gibi adlarını bile genellikle bilmediğimiz.) Platformların kimi günlük sorunlarla ilgili. Bize, yani seçmene sundukları kısa vadeli projelere odaklı. Kimi ülkenin eğitim, sağlık politikalarını yönlendirecek uzun vadeli platformlar. Kimi başka ülkelerden platformlarla bütünleşerek, dünyanın, türlerin gidişatıyla ilgilenecek. Hepsinde esas olan, partiler yerine, proje sunan platform.

Kral, çar, padişahlara özenip saraylarına kurulup, tarihe damgalarını vurmak hırsında parti liderleri, seçimleri, diktaları için kamuflaj olarak kullanıyor, 'first lady'leriyle uzatmalara oynuyorlar. Gün; iflas etmiş, işbirliği yerine rekabeti esas kılan, düzenden medet ummanın değil, geleceğimizi tüm canlılara ve doğaya sevgiyle oluşturacakların günü.