Talât Sait Halman

Talât Bey'in Shakespeare'den Nazım Hikmet'e birlikte paylaştığımız yolculuğunun pusulası her şeyden önce nice kuram ve inançla kalıplaştırdığımız insanı bu esaretinden kurtarmak yönündeydi

Talât Bey

Sevgi dolu.

Yapıcı.

Teşvik edici

Geç tanıdım

Erken ayrıldı.

Onunla ilk tanışmam, sanırım iki yıl önceydi. Londra’dayken yapacağı bir konuşmaya tesadüfen denk gelmemle oldu. Konu: Shakespeare.

Yer: London School of Economics. Dinleyiciler: Meraklısından da öte İngiltere’nin önde gelen Shakespeare uzmanları.

Demin bir arkadaşımla telefonda Talât Bey’i konuşurken İngilizcesi’nin mükemmel olduğunu söyleyince bu toplantıyı hatırladım. Bırakın Osmanlı terbiyesiyle harmanlanmış, ince bir mizahla süslenmiş “Oxbridge” İngilizcesini, salondaki Shakespeare uzmanlarını huşu içinde bıraktı. Konuşmasının ardından sohbetininin tadına doyamayanların sorularıyla, abartmadan söylüyorum, bir bir buçuk saat daha yerine oturmadan ayakta dimdik sürdürdü bizle beraberliğini.. 84 yaşındaydı.

Talât Bey’in her şiirseverin tadına varabileceği “Eski Anadolu ve Ortadoğu’dan Şiirler” kitabının tasarımcısı Ersu Pekin:
“Talât Bey hep orada duracakmış gibi geliyordu.

Neden bu duyguyu vermişti.

Bunca acı yaşadığından mı?

Hep aynı gibi durduğundan mı?”

Talât Bey, “Tereciye tere satılmaz” atasözünü tersine çevirdi Londra konuşmasında.

Günümüz edebiyat sanayinin pazarında bocalayan yazar ve okurlara Shakespeare’den kaynaklanarak bize kelimenin lezzetini, duygu ve düşüncenin birlikteliğinde harmanlanmış insanın değerini, sevgisini hatırlattı. Kendisinin de katkısıyla Shakespeare’in bütün eserlerinin çevrildiği birkaç dilden biri olan Türkçedeki yolculuğuna da değindi. Günümüzde İslam adına Batı’yı, ki o Batı’da, Aydınlanma’da, İslam kültürünün de yeri var, cehaletlerinin aşağılık komplekslerinden küçümseyenlerin bizleri Shakespeare’in evrenselliğinden koparma biçareliğine, onlar adına da üzülerek değindi.

Londra’daki tesadüfi buluşmamızdan sonra Talât Bey’le bir hafta sonra tekrar bir panelde beraber olduk. Yer: Kuzey Amerika’da Brown Üniversitesi. Toplantımızın konusu: Dünya Şairi Nazım Hikmet. Düzenleyen: Amerika’da geçen yıl çıkan Nazım Hikmet biyografisiyle, Türkiye’de en çok mağduriyetiyle, siyasetiyle bağıra basmaktan pek ötesine gidemediğimiz, bir üniversitenin bile yakında açlık grevini sergileyecek şairimizi ,Poe, Whitman, Pound, Eliott’la birlikte ozanların nirvanasında değerlendiren Mutlu Blasing Konuk.

Talât Bey’in Shakespeare’den Nazım Hikmet’e birlikte paylaştığımız yolculuğunun pusulası her şeyden önce nice kuram ve inançla kalıplaştırdığımız insanı bu esaretinden kurtarmak yönündeydi. Bu yoldan gitmeyi kızı Defne Halman da tiyatroda sürdürüyor.

Bir ay önce Talât Bey telefonda Shakespeare’in bütün sonelerinin çevirisini bitirdiğini müjdeledi. Beni mahcup etmeyecek ince bir dille kitabını yolladı.

Lükres’in İğfali çevirisinden bir dize:

“Ayıptır – evet, ne zaman ki gerçek göze görünür,

Nefret edilecek şey bu – nefret olmaz ki sevmekte.

Aşk için yalvarırım ona – ama o değil özgür,

En kötüsü inkardır, serzeniş ve sitem etmekte."*


William Shakesperare, Aşk ve Anlatı, İngilizce aslından çeviren Talât Sait Halman, Türkiye İş Bankası Yayınları, 2014. S.65.