Türkiye'nin Hrant Dink'e ihtiyacı var

Halen kullanılmayı bekleyen çok sayıda delil var ve savcıların bu delilleri acilen değerlendirmesi gerekir.

Hrant Dink’in katli ve dava süreci Türkiye’de demokrasinin yerleşmediğinin, hukuk devletinin tesis etmediğinin ifadesi.
Soruşturmayı engelleyenler ve şu ya da bu nedenle cinayetin üstüne gitmekten çekinenler dahil, hepimizin bu karanlık ilişkiler ağının kurbanı olabileceği düşüncesi ürkütücü. Bireysel haklar ve yaşam güvencemiz kadar devletin menfaatleri de davanın aydınlığa kavuşturulmasını gerektiriyor.
Türkiye’nin Hrant Dink’e, davasının engellenmemesine ihtiyacı var.
Aşağıda Hrant’ın Arkadaşları grubunun basın açıklamasının ana noktalarını aktarıyorum. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Dink-Türkiye kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin dört kez ihlal edildiği sonucuna vararak Türkiye’yi oybirliği ile mahkûm etmiştir.
Türkiye, AİHM’nin kesinleşmiş kararlarına uymayı taahhüt etmiştir. Devletin bu karar uyarınca yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülükler vardır. Bunlar:
- Hrant Dink’in öldürüleceği bilgisine sahip oldukları halde önleyici, koruyucu önlemler almayan bütün sorumlular tespit edilmeli, cinayetin işleneceğini bildikleri halde neden hareketsiz kaldıklarının ortaya çıkarılması ile sorumlular hakkında caydırıcı cezai yaptırımlar uygulanması acilen gerçekleştirilmelidir.
- Cinayetin ardından, delilleri yok eden, gizleyen, değiştiren, katil zanlısına kahraman muamelesi yapan tüm sorumlular hakkında, etkili soruşturmalar yürütülmelidir.
- Kamu görevlilerinin Hrant Dink cinayetini önlemedeki eylemsizlikleri ve cinayetin ardından delil gizleme, delilleri değiştirme dahil eylemliliklerinin Hrant Dink cinayetini soruşturmakla görevli savcılarca yürütülmesinin yasal araçları olarak TCK 314, 39, 220, 204, 83 ile CMK 8/2 vd. kullanılmalıdır.
- Cinayetin ırkçı etnik kökene dayalı önyargıların olayda rol oynayıp oynamadığını tespit etmek için cinayeti; öncesindeki süreci ve sonrasını da kapsayacak şekilde tek merkezden bu bakış açısıyla ele alacak şekilde soruşturacak savcılar görevlendirilmelidir.
- Etkili bir soruşturma yolu olmadığı AİHM kararlarıyla saptanmış olan 4483 sayılı yasada değişiklik yapılarak, inceleme ve karar merciinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı sorununun giderileceği, kararların denetiminin tam yetkili bir yargı mekanizması tarafından yürütüleceği, mağdur ya da şikâyetçinin sürece dahil edileceği düzenlemeler yapılmalıdır.
- Tüm bunlarla birlikte, insan hakları alanında evrensel bir hukuk kültürünün oluşması ve yerleşmesi bakımından önemli olan; sadece ihlalin gereğini yapmak değil ihlalleri doğuran yapıyı değiştirerek ve zihniyeti dönüştürerek ihlallerin tekrarını önlemek, ihlalleri tamamen ortadan kaldırmaktır. AİHM kararlarının icrasını denetlemekle görevli bakanlar komitesinin görüşü de bu doğrultudadır.
Yukarıda sunulan nedenlerle kararın icrası ve soruşturmaların, yargılamanın yenilenmesi yönünden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na 17 Ocak 2011 tarihinde yapılan başvuru, 2011/192 soruşturma No’su ile işleme alınmıştır ve soruşturma halen devam etmektedir.
Ancak, kararın kesinleşmesinin üstünden dört ay, başvurumuz üzerinden üç ay geçmesine rağmen anılan soruşturmada herhangi bir gelişme olmamış, herhangi bir adım atılmamıştır. Ayrıca, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nca yürütülen soruşturma, aradan geçen bir yılı aşkın süreye rağmen henüz işlevsiz bir konumdadır. Bu dosya ile soruşturulması istenen kamu görevlileri, bu süre içinde soruşturma yerine terfi ettirilerek ödüllendirilmişlerdir.
Bunlara rağmen halen derdest olan savcılık soruşturma dosyası, sorunun çözümünde ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesinde savcılara ve yargı makamlarına çok önemli bir fırsat sunmaktadır. Halen kullanılmayı bekleyen çok sayıda delil vardır ve savcıların bu delilleri acilen değerlendirmesi ve soruşturmayı yeniden ve derinlemesine sürdürmesi gerekir.