'Yüzde 99 Biziz': Küresel demokrasiye doğru

Tepkisizliğe hayır. Ancak sıradan anti-Amerikanizm, ABD'de demokratik güçleri tecrit ederken başka ülkelerde totalitarizmi güçlendiriyor.

Dünyamız Amerika’ya bırakılmayacak kadar önemli.
Amerika, Amerikalılara bırakılmayacak kadar önemli.
İletişim teknolojilerine rağmen nüfusunun %20 kadarının, Güneş’in Dünya’nın etrafında döndüğünü sanan Amerikalıların bize ihtiyacı var.
Geleceğimizi etkileyen kararlar, Birleşmiş Milletler’de değil, en çok Washington ve Wall Street’te alınıyor.
Uzaktan seyrediyoruz.
Günümüzün edilgen seyircileriyiz.
Irak’ı mı işgal ettiler? Dünyayı ekonomik krize mi sürüklediler? Demokrasi kavramı, yeni uygulama ve yorumlarla delik deşik mi ediliyor? 

Amerika’ya bağırmak 
Ergenlik çağında çocuklar gibi Amerika’ya tepkimiz pankartlı yürüyüşlerle bağırıp çağırmak. Otoritenin yokluğunda atıp tutmak. Saman alevi gibi sönen bu fevri çıkışlar iflasa mahkûm. Milyonlar sokaklara dökülmüştü Anglo-Amerikan ikizleri Irak’ı işgal ettiklerinde. Günümüzde, bırakın savaş suçlarından yargılanmalarını isteyeni, Guantanamo’nun sözünü eden kalmadı.
Sonuç sessizlik. Kötümserlik. Edilgenlik.
Tepkisizliğe hayır. Ancak sıradan anti-Amerikanizm, ABD’de demokratik güçleri tecrit ederken başka ülkelerde totalitarizmi güçlendiriyor. Popülist sloganlarla körüklenen ABD düşmanlığı, Çin, Rusya gibi baskıcı rejimlere meşruiyet kazandırıyor. Milliyetçiliği, şovenizmi besliyor. Taliban gibi İslami köktendinci hareketlerin, terörizmin ekmeğine yağ sürüyor. 

İç politikalarında anti-Amerikan retoriği kullanan, Washington’a “Evet efendimci” rejimlerin haddi hesabı yok. Keza benzer söylemlerle kısırlaştırılan, lider fetişizminde boğulan, iyi niyet ve enerjinin heba olduğu hareketlerin de.
21. yüzyılda bizi nasıl gelecek beklediğini bilmiyoruz.
Sermaye küreselleşti. SIRA DEMOKRASİNİN KÜRESELLEŞMESİNDE.
Dünya kamuoyunun ‘süper güç’ olma potansiyeli var.
Kriz halinde dünya kabuk değiştiriyor. Köhnemiş kurumlarımız, bölücü aidiyetliklerimiz, değişime karşı dirense de tarihteki emsalleri gibi yıkılıp gidecek. Dünya vatandaşlığına doğru giden bu geçiş sürecinde bize düşen başlıca sorumluluk Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’ndeki ilkeleri koruyup geliştirmek. Af Örgütü örneğindeki gibi, uluslararası sivil inisiyatif ağları kurmak. Somut sorunların üstüne küresel eylemlerle gitmek. Ulus devlet sınırları içinde birbirinden kopuk hareketlerde hapsolmamak. 

Küresel eylemlere karşı fren konumunda ulus devlet günümüzde sermayenin böl-yönet politikasına hizmet ediyor.
ABD’deki demokratik eylemlerden kopukluk sürdükçe küresel demokrasi gelişemez. Dünyayı, Amerika’daki demokratik güçlerle birlikte oluşturulacak yeni eylem gündemi bekliyor. Gün, özellikle sosyal medyanın da aracılığıyla sert bir kışa doğru giden egemen düzenin üstüne dalga dalga gelecek dünya baharını yaratmanın günü.
‘Occupy Wall Street’* başlangıç mı? “%99 Biziz” diyorlar.
ABD tarihinin belki de en belirleyici kitlesel hareketi olma potansiyelini taşıyan, dünyanın birçok şehrinde, üniversitesinde yankılanan bu barışçıl başkaldırış karşısında, ABD ve de dünya medya tekelleri onun için mi sessiz?
Zaman gösterecek.

* http://en.wikipedia.org/wiki/Occupy_Wall_Street    
http://www.breakingcopy.com/occupied-wall-street-journal-issue-2-pdf  
http://occupywallst.org/article/greetings-occupied-wall-street/  
http://www.occupytogether.org/