scorecardresearch.com

Çözüm felaket mi? (2)

Güneydoğu olaylarına karamsar bir bakış, Türkiye'nin 1913 Balkan faciasına benzer bir durumla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. PKK-DTP etnik çatışmanın bir şekilde başlaması ve...

Güneydoğu olaylarına karamsar bir bakış, Türkiye'nin 1913 Balkan faciasına benzer bir durumla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. PKK-DTP etnik çatışmanın bir şekilde başlaması ve birlikte yaşama imkânının giderek ortadan kalkmasını amaçlıyor.
Bu noktaya nasıl gelindi?
1999'da PKK yenildikten sonra bölgeye dönük bir ekonomik kalkınma hamlesi başlatmak teorik olarak mümkündü. Ancak Türkiye'nin girdiği büyük ekonomik kriz böyle bir kamu harcaması yapmasına imkân vermiyordu. Kaldı ki 15 yıllık terörizmin harap ettiği bir bölgenin altyapısını yeniden kurmak, çalışma gücünü kaybetmiş halkı mobilize etmek, yatırımları bölgeye çekmek imkânsız denecek kadar zordu. Bölgenin girişimcileri geri dönüp yatırım yapmayı düşünmüyordu. Hâlâ da böyle bir eğilimleri yok.
Makroekonomik dengelerini güçlükle kurmakta olan Türkiye'nin uyguladığı neo-liberal politikaların, değil bölgesel eşitsizlikleri bertaraf etmesi, genel yoksulluk ve istihdam sorunlarını çözmesi dahi öncelikleri arasında yer almıyor.
AB üyelik sürecinde beklenen yabancı yatırımların da bölgeye ilgi duyacakları çok kuşkulu.
15 yıllık PKK terörizmi bölgenin ülke geneline entegrasyonunu onlarca yıl geriye götürdü. Bu, sadece ekonomik değil, sosyal entegrasyon açısından da geçerli bir saptama. Kapalı okullar Türkçenin yaygınlaşmasını önlerken, Kürtçe diyalektlerin kullanılmasını hızlandırdı. PKK'nın yenilgisi, içe kapalı ve depresif bir etnik milliyetçiliğin derinleşmesine yol açtı. Yer değiştiren kitlelerin yoksulluğu, Ankara'nın yerel sorunlara kayıtsızlığı olarak algılandı vb.
Asıl önemli sorun bölge nüfusunun Türkiye geneline oranla birkaç kat yüksek olması.
Bunda PKK'nın siyasi amaçlı çoğalma söyleminin etkisi var. Öte yandan, bölge kadınının belki de dünyada eşi benzeri görülmeyen ölçüde aşağı statüsü ve bu bağlamda çokeşliliğin yaygınlığı nüfus artışını rekor düzeye çıkarıyor. Doğu ve Güneydoğu'daki Kürt nüfusun bu artış hızıyla 2025'te ülkenin geri kalan nüfusuna eşit olacağı hesaplanıyor. İyimser tahminler Kürtlerin bu hedefe en geç 2035'te ulaşacağını gösteriyor.
Bu çerçevede PKK'nın göç politikasının Akdeniz'e çıkışı hedeflemesi önem kazanıyor.
Böylesine çoğalan ve 15 yıl boyunca yeterince okutulamayan genç nüfusun istihdam sorununu çözmek mümkün değil. Öte yandan Batı akademik çalışmaları, çokeşli ailelerde büyüyen gençlerin terörizme yatkınlıklarını ortaya koyuyor. Bu,patlayıcı bir kokteyl oluşturuyor.
Irak'ta Kürt bağımsızlığı bölge Kürtlerinin bağımsızlık isteklerini güçlendiriyor. Kerkük'te Türkmenleri ve Arapları etnik temizliğe tabi tutan Irak Kürt federe yönetimi, devlet kurmanın gerektireceği finansmana kolay yoldan ulaşıyor. Bizim Irak'la açık ve kaçak ekonomik ilişkilerimiz de Kürt bağımsızlığını dolaylı yoldan destekliyor. Böylece Kürtler için, AB üyeliği gibi uzun vadeli bir hedef yerine, kısa zamanda Irak'ta bağımsız devlet kurma seçeneğinin cazibesi artıyor.
Kürtlerin, bağımsızlık yolunda, Amerika ve AB tarafından desteklendiklerine olan inançları iyice güçleniyor. Amerika'nın Irak'taki Kürtlerin devletleşmesini sağladığı ve PKK varlığını koruduğu; AB'nin bölge belediye başkanlarını muhatap kabul ettiği gözleniyor. Yeni KOB'da korucu sistemine son verilmesini isteyen AB'nin, üyelik sürecinde terörizmle eskisi gibi mücadele edilmesini önleyeceği; taraf olmasak dahi, ICC (Uluslararası Ceza Mahkemesi) uygulamalarının etkin bir antiterör mücadelesine zaten imkân vermeyeceği kanaati yaygınlaşıyor.
PKK ile mücadelede AB'deki bazı çevrelerle fikir birliği içinde hareket eden liberal aydın kesimin, korkunç tarihi vebaline rağmen, Türk milliyetçiliğini kendi kimliklerindekine benzer bir tahribata uğratmaları ve Kemalizm'i çağdışı olarak eleştirmeleri, ülke bütünlüğü için yapılacak mücadelenin arkasındaki moral gücü yıpratmışa benziyor. Kürt asıllı politikacıların ülkeye sadakati de sanki azalıyor.
Bu şartlar altında, felaket niteliğinde bir 'çözüm' ihtimali giderek gerçeklik kazanıyor.

http://www.radikal.com.tr/7641117641110

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.