Kürtaj ve reklam

Kamuoyunun gündeminde ilk sıradaki konunun tartışılmasında reklamcılara da iş düşüyor.

Şu günlerde gündemin en sıcak konularından biri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kürtaj ve sezaryen açıklamaları. Başbakan’ın kürtaj ve sezaryen karşıtı açıklamaları ve hükümetin kürtajı kısıtlayacak yasa tasarısı hazırlığı içinde olması çeşitli kesimlerinin tepkisine neden oluyor.

Farkı kesimler, farklı yöntemlerle tepkilerini dile getirmeye çalışıyorlar.

Örneğin, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) üyesi kadınlardan oluşan 30 kişilik grup, Erdoğan’ın ‘kürtaj’ açıklamasını AK Parti İstanbul İl Başkanlığı binası önünde toplanarak protesto ettiler. Ankara’da Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) üyesi bir grup kadın, “Kürtaj haktır bedenimiz bizimdir” pankartı açarak AK Parti Ankara İl Başkanlığı’na yürüdü. Bunlar iki protesto eylemlerine sadece iki örnek.

İnternet üzerinde gerçekleşen hareketler arasında ise öne çıkan, Bağımsız İletişim Ağı (Bianet) tarafından başlatılan “Kürtaj Hakkı” kampanyası oldu. Kampanya, destek verenlerin fotoğraflarını yüklediği “www.benimkararim.org” sitesi üzerinden yürüyor. Kampanya başlar başlamaz yoğun ilgi gördü ve hatta aşırı ilgi nedeniyle site bir süre çöktü. Bianet tarafından yapılan açıklamada kampanyanın toplumsal bir inisiyatife dönüşmesinin amaçlandığı ve bu amaca büyük ölçüde ulaşıldığı belirtildi.

Sosyal medya üzerinde de kişiler tepkilerini bireysel olarak Facebook sayfalarında yazdıkları yazılar, paylaştıkları resimlerle gösteriyorlar. Twitter üzerinde ise tepkiler, “benim bedenim benim kararım” etiketi altında toplanıyor. Ne var ki Başbakan bu tepkileri, “Diyorlar ki, bu vücut benimdir, tercih hakkımı kullanırım. Bunun daha çok feminist kesim propagandasını yapıyor” şeklinde yorumladı.



Geleneksek mecrada duruşunu dile getiren ise yarım sayfa gazete ilanı ile Haklı Kadın Platformu oldu. Haziran 2011 seçimlerinden önce, kadını temsil eden sivil toplum örgütleri, kadın eşitliğini destekleyen kurumlar ve kişiler tarafından oluşturulan Haklı Kadın Platformu, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Açık Mektup” başlıklı bir ilan yayınladı. İlanın giriş kısmında, “Sayın Başbakan, Son zamanlardaki açıklamalarınız, devletin kadın bedeni üzerinde yeniden söz hakkı istediğini düşündürmekte, bizi kaygılandırmaktadır. İlgisi olsun olmasın tüm platformlarda kadın ve bedeni üzerinden siyaset yapmayı bırakınız” deniliyor. Devam eden metinde Platform’un talepleri listeleniyor.

Öyle görünüyor ki kürtaj konusu bir süre daha gündemde kalacak. Bu durumda tartışmanın giderek hararetlenmesini beklemek yanlış olmaz. Önümüzdeki günlerde hem protestoların hem de medyada tarafların görüşlerini dile getirecekleri iletişim faaliyetleri artacaktır. Doğal olarak iletişim uzmanlarına ve reklamcılara da görev düşecek. Kamuoyunu bilgilendirecek, iktidarı ve muhalefeti etkilemeye çalışacak kampanyalara ihtiyaç duyulacak.

Tercih Hakkı –Yaşam Hakkı



Kürtaj tartışması elbette sadece Türkiye’ye özgü değil. Özellikle Batı ülkelerinde yıllardır var olan, neredeyse her seçim döneminde gündeme gelen bir konu. Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Barack Obama’nın kadının kürtaj hakkına destek veren görüşünü Kasım 2012’deki seçimlere bu kadar yakın tarihte açıklaması rastlantı olmasa gerek.

Batıda kürtaj konusunun tarafları kendilerini, “pro-choice” (tercih taraftarı) ve “pro-life” (yaşam taraftarı) tanımlanlarıyla konumlandırırlar. Kürtajın kadın hakkı olduğunu savunanlar “pro-choice”; bu tezin karşısında olanlar ise “pro-life” tanımını tercih ederler.

ABD’de her iki tarafın kendi görüşlerini savunan reklam çalışmalarını sık sık görmek mümkün. Örneğin, Life Always isimli kürtaj karşıtı oluşumun New York kentinde yaptığı açık hava reklamında şirin bir kız çocuğu fotoğrafı kullanılmış ve “Bir Afro Amerikalı için en tehlikeli yer anne rahmidir” başlığı kullanılmış.

Kanada’nın Toronto kentinde ise Right To Life isimli kürtak karşıtı kuruluş geçtiğimiz Noel öncesi yayınlanan açık hava reklamında ağlayan kurşun asker görseli ve “Bazı oyuncakların bu yıl oynayacağı daha az çocuk olacak. Kürtajla alınmış 100.000 kadar daha az çocuk” başlığı kullanmış.

Kürtaj karşıtları gibi kürtajın bir kadın hakkı olduğunu savunan girişimler de yoğun iletişim faaliyetlerinde bulunuyorlar. Fortune dergisi tarafından ABD’nin ilk 10 lobi oluşumu arasında gösterilen NARAL Pro-Choice America isimli kadın hakları organizasyonu, en faal olanlar arasında sayılabilir. NARAL’ın son iletişimi, sigorta şirketlerini kadınlara doğum kontrolü ücretsiz sağlamaya mecbur bırakan kararı için teşekkür eden 250 bin dolar bütçeli radyo kampanyasıydı.

Benzer şekilde aktif iletişim yapan oluşumlardan bir diğeri de Pro-Choice Public Education Project (PEP). Devito/verdi isimli ajansın PEP için hazırladığı 2001 tarihli basın kampanyası yayınlandığı dönemde çok ses getirmişti. Üç farklı uygulaması olan kampanyada kürtajın yasaklanması halinde kadınların istenmeyen hamileliği sonlandırmak için girecekleri riskler vurgulanıyor. Kürtajın merdiven altına ineceğini anlatan ilanlarda bir otomobil, kürtaj kliniği; pis bir banyo küveti, ameliyat odası; ve bir bina boşluğu, hasta odası olarak resmediliyor.