Reklamvereni çıldırtmanın 5 garantili yolu

İzin verilse her işi bir sanat eseri olacak reklamcının önündeki tek engel reklamverendir
Reklamvereni çıldırtmanın 5 garantili yolu

Reklamveren reklamcının düşmanıdır. Reklamcı tarafından müşteri olarak tanımlanan bu tür yaratıcılığı sınırlayan, kreatifin işini bildiği gibi yapmasına mani olan, sektörün büyümesini engelleyen yegâne sebeptir. Üstelik o bir para delisidir, sürekli bütçesiyle oynayarak reklamcıya eziyet eder.

Maarif-i Umumiye Nazırı (Milli Eğitim Bakanı) Zühtü Paşa’ya atfedilen, “Ah, şu mektepler olmasa ben bu maarifi çok iyi idare ederdim” cümlesindeki gibi; müşteri olmasa reklamcı mükemmel işler yapabilirdi.

Dolayısıyla her reklam yaratıcısının birinci vazifesi, eğer sanatını icra etmek istiyorsa, müşteriden kurtulmak için elinden geleni yapmaktır. Muhtaç olduğu temel araçlar aşağıda listelenmiştir.

1. ZAMANLAMA
Müşteri denilen türün zihni farklı çalışır. (Bazı kaynaklar, Tapınak Şövalyeleri gibi gizli bir örgütlenmeye sahip olduklarını iddia eder.) Bunların, Microsoft Outlook kullanarak toplantı talebi göndermek gibi hiçbir kreatif insanın izah edemeyeceği davranışlarının yanı sıra tarih saplantıları da vardır. İşte, müşteriyi çıldırtarak ondan kurtulmak hedefiyle çıkacağı haklı mücadelede reklamcının öncelikle bu zaaftan yararlanması gerekir.

Sizden bir iş istediğinde ne zaman hazır olacağını da soracaktır. Sakın ha, “Da Vinci’ye Mona Lisa’yı ne zaman hazır edeceği sorulmuş mudur?” gibi bir cevap vermeyin. Müşteriye verilecek cevap, “birkaç güne kadar” veya “haftaya” gibi muallak olmalıdır.

Kesin bir tarih vermeniz için ısrarcı olursa, perşembe diyebilirsiniz. Fakat perşembe geldiğinde asla işi göndermeyin. Sizi ararsa telefonuna çıkmayın. Cuma günü mesai bitimine doğru ajanstaki stajyerlerden biri aracılığıyla işin hafta başında hazır olacağını haber verin. Pazartesi saat 17:00 dolaylarında e-posta ile birkaç güne daha ihtiyacınız olduğunu yazın. Bu onu kesin çıldırtacaktır.

(BONUS: Aradan birkaç gün geçtikten sonra sizden ne istediğini biraz daha açıklamasını talep edin.)

2. BRIEF
Biliminsanlarının açıklayamadıkları müşteri davranışlarından biri de toplantı takıntılarıdır. Örneğin, haftanın herhangi bir günü 7 kere telefon edin, 5 keresinde toplantıda olduğu için ulaşamazsınız. Onun bu takıntısı yüzünden sizinle bir araya gelip ne istediğini anlatmasına tahammül etmeniz gerekir. (Elin Amerikalısı Curiosity’yi Mars’a gönderdi, bunlar hâlâ “Brief vereceğim” diye inat ederler.)

Çıktığınız yolda bazı zor anlar olacak ama sakın pes etmeyin ve brief toplantısına gidin. Size “hedef kitle” gibi anlamsız şeylerden bahsedecektir. Hiç önemli değil. (BONUS: Not tutuyormuş gibi yapın.)

Hazırlayacağınız işin tarif edilen hedef kitle ile hiçbir alakası olmaması lazım. İşi sunarken, kreatif ekip olarak aranızda konuştuğunuzu ve hedef kitleye karar verdiğinizi söyleyin. Bu onu çıldırtacaktır. (Eseri siz yaratmışken, o eserin kime konuşması gerektiğini o mu bilecek?)

3. ÖDÜLLER
Bir reklam ajansının varoluş gayesi nedir? Elbette, yarışmalarda ödül kazanmak.

Müşteri memnuniyeti gibi bir kavram, ajansın öncelik sıralamasına girmemelidir. Eğer bir müşteri, size ödül kazandıracak türden işler yapmanızı sağlamıyorsa ondan acilen kurtulmaya bakın. Ona harcayacağınız zaman ve kaynağı, sizin mahallede geçen hafta kurulan derneğe bedava hazırladığınız ama Cannes’da kısa listeye girecek işe kanalize edin.

Cannes’a göndereceğiniz gerçek anlam ifade eden işler üzerinde çalışırken öğle tatilinde müşteriye hazırladığınız iş “istediğimiz bu değildi” iddiasıyla beğenilmezse, bu cürette bulunan müşteriye ne kadar yaratıcı bir ajans olduğunuzu anlatın, bugüne kadar kazandığınız ödülleri tek tek sayın, Cannes Festivali’nin önemini açıklayın. Bu onu çıldırtacaktır.

(BONUS: Bahsettiğinizin Cannes Film Festivali değil Cannes Lions olduğunu özellikle vurgulayın.)

4. DETAYLAR
Müşteri ile çalışırken karşınıza maalesef ıncık cıncık pek çok detay çıkar. Üstelik bu detaylar sadece ona hazırladığınız işlerde değil, müşteri-ajans arası kurumsal ilişkide de mevcuttur. Kestiğiniz faturada hata olmamasından toplantılara zamanında katılmanız gibi enerjinizi boşa tüketen birçok detay... Müşteri, anlamsız bir şekilde bu detaylara takılarak ajansınız hakkında hüküm verir. İşte size değerlendirebileceğiniz, müşterinin bir yumuşak karnı daha!..

Müşterinin bu zaafından birkaç küçük numara ile faydalanabilirsiniz. Örneğin, müşterinin yeni pazarlama müdürünün kartvizitini hazırlarken e-posta adresinde “tr” ekini unutun. Müşterinin gazetelerde Türkiye baskısı 9x26 st/cm yayınlanacak ilanının başlığında ayrı olması gereken “ki” ekini bitişik yazın.

Ağzında köpükler saçarak sizi aradığında, hatayı fark ettiğinizi, ertesi gün düzeltilmiş haliyle tekrar yayınlanabileceğini söyleyin. (Nasıl olsa medya bütçesi sizin cebinizden çıkmıyor.) Bu onu çıldırtacaktır.

(BONUS: Eğer ilanın düzeltilmiş halinin yayınlanmasına karar verilirse, düzeltmeyi yapın ama yeni bir hata ekleyin. Mesela, bu sefer de telefon numarasını yanlış yazın.)

5. İHM?L
Müşteri, ajansın en önemli müşterisinin kendisi olduğunu zanneder. Hizmet sözleşmesi imzalanana kadar böyle zannetmesinde bir sakınca yoktur. Sözleşmeyi imzaladıktan ve tüm meslek dergilerine müşteriyi aldığınızı haber veren basın bülteni gönderildikten sonra müşterinin adını bile unutabilirsiniz.

Onu mümkün olduğunca ihmâl etmek için çeşitli yöntemler geliştirin. Örneğin, ajansın santralindeki güzel sesli kıza söyleyin, müşteri aradığında sadece ve sadece geçen hafta işe başlamış, henüz ajansın adını bile doğru telaffuz edemeyen yeni stajyere bağlasın. Stajyeri de tembihleyin, sizin başka bir müşteri ile toplantıda olduğunuzu ve rahatsız edilemeyeceğinizi söylesin. Bu onu çıldırtacaktır.

(BONUS: Stajyer “başka bir müşteri”den bahsederken “büyük” ve “önemli” desin.)

(Yazarın ekstra notu: Uluslararası bir bağlantı olmasa bile ajansınızın adında İngilizce kelime bulunması, endüstride itibarınızı artırır. Bunu iyi düşünün.)
---
Not: Bu şaka amaçlı bir mizah yazısıdır.