Bir fizikçi Türkiye'de ne işe yarar?

Türkiye, orta teknolojili bir ekonomiden ileri teknolojili bir ülke haline dönüşemezse 2023 hedefleri hayaldir.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na göre, Türkiye’nin Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi’ne (CERN) asil üye olması, boşa üyelik aidatı ödemesi anlamına gelecekmiş. Değerlendirmenin en sevdiğim bölümü, dünkü Radikal’de aynen şöyleydi: “Türkiye’deki şirketlerin CERN’in ihalelerinde başarı sağlaması da mümkün görünmüyor. Ancak temizlik ve yemek gibi hizmet sektörü ihaleleri alınabilir.” Neden böyle diyorlar? Şundan: “Türkiye’nin parçacık fiziği konusundaki insan kaynağı, CERN üyelerinin insan kaynağı ile yarışacak kapasitede değil.” Demek ki neymiş, Türkiye hem fizikçileri arasında hem de şirketleri içinde kapasite inşa edinceye kadar, CERN’in asosiye üyesi olarak kalmalı, tam üye olmak için bir adım atmamalıymış.

Gazetemizde yayımlanan bu haberi okuyunca, birincisi, bilim adamlarımızın neden burada kalmayıp başka ülkelerin şirketlerinin laboratuvarlarında çalışmak için memleketten göçtüklerini daha iyi idrak ettim. Ben bir fizikçi olarak eğitilmiş olsam ve alanımda çalışmak istesem böyle dostlar başına kötü yöneticilerin olduğu bir memlekette kesinlikle kalmazdım. İkinci olarak ise aklıma bir soru takıldı: Memlekette olmayan bu kapasite, CERN üyeliği ve projeleri gibi çekici bir alternatif olmadan acaba nasıl inşa edilecek? Bana pek zor olurmuş gibi geliyor. Üçüncüsü, öğrencilerimizin üniversite sınavlarında neden temel bilimleri ısrarla tercih etmediklerini de daha iyi kavradım. Böyle ufuksuz yöneticilerin olduğu ülkede temel bilim olmaz. Bir fizikçi olsa olsa bir dershanede fizik öğretmeni olur. Temel bilim yapamayan ise ileri teknolojili bir ülke olamaz.

Baştan alayım. Türkiye, belirli bir kapasiteye sahip olduğu için CERN’in 2009 yılında asosiye üyesi olmuştu. Şimdi istersek tam üye olabilecekmişiz ama yukarıda saydığım nedenlerden istemiyormuşuz. Olabilir. Nasıl olabilir? İddia sahibi değilseniz ve de ulaşmak istediğiniz hedeflerle CERN üyeliği kesişmiyorsa elbette olabilir. Türkiye, orta teknolojili bir ekonomiden ileri teknolojili bir ülke haline dönüşemezse 2023 hedefleri hayaldir. Peki, ileri teknoloji Türkiye’ye nasıl gelir? Ben üç faktörün önemli olduğunu düşünüyorum.

Birincisi, sağlıklı tasarlanmış bir kamusal makro politika çerçevesidir. Kamu müdahalesi olmadan ileri teknoloji olmaz. Daha rahat para kazanma yolları varken hiçbir şirket ileri teknoloji işinde yorulmayı tercih etmez. Ama burada kamu müdahalesi seçici değil projeleri yarıştırıcı olmalıdır. Bizde son dönemde akıtılan kaynaklara karşın tutulan yol yanlıştır. Düzelteyim: 2009 yılındaki, CERN kararı hariç, yanlıştır.

İkincisi, temel bilimler olmadan, temel bilimler alanında en iyi ekiplerin içinde çalışan bilim insanları olmadan, ileri teknoloji olmaz. CERN tam üyeliği bu açıdan faydalıdır. Bilim, memlekete, tercüme ile gelmeyecekse, Türkiye’nin öncelikle CERN projesi gibi uzun vadeli projelere ihtiyacı vardır. Bilim insanı saksıda yetişmez. En son teknoloji ile yürütülen projelerin içinde pişer.

Üçüncüsü, sağlıklı bir vergi reformu ile kentsel rantlar dahil, bütün havadan para kazanma yolları ağır bir biçimde vergilendirilmeden 2023 hedefi de ileri teknoloji de olmaz.

Ne olur? Arsa kapatıp imar düzenlemelerini yazboz tahtasına çevirerek köşeyi dönmek olur. Onu da zaten elli yıldır yapıyoruz. Gele gele Amerikan kişi başına milli gelirinin ancak dörtte birine ulaşabildik.

CERN tartışması münasebetiyle ben size bir daha söyleyeyim dedim. Bu duruma isyan eden fizikçilere cevabı “Bizim şirketler ancak temizlik yapar” diyen Atom Enerjisi Kurumumuz verecekmiş. Aynı cevap içinde Başbakanımızın koymuş olduğu 2023 hedeflerine fizik olmadan nasıl ulaşabileceğimizden bahsederler umarım. Biz de öğrenmiş oluruz.