Bizim sanayi devleri neden müteahhit oluyor

Memleketimizin elektronik devini İstanbul'da inşaat yapmaya sevk edenin sanayi teşviklerinin eksikliği olmadığını düşünme eğilimindeyim

Bu günlerde aklımdaki mesele budur: Türkiye’nin elektronik devi İstanbul’da inşaat yapmayı tercih ederken, Güney Kore’nin elektronik devi Samsung neden dünyanın elektronik devi haline gelebilmiştir? Bizimki sanayicilikten müteahhitliğe geçerken, neden orada müteahhitlikten sanayiciliğe geçilebilmektedir? Birkaç yıl önce şirketlerle yaptığım bir toplantı hâlâ aklımdan çıkmıyor. Memleketimizin sanayi devleri, yatırım planlarını yaparken, hizmetler sektöründe ve Türkiye’nin içinde büyümeyi düşünüyorlardı. Ben memleketimizin elektronik devini İstanbul’da inşaat yapmaya sevk edenin sanayi teşviklerinin eksikliği olmadığını düşünme eğilimindeyim. Bana öyle geliyor ki, sistemimizin tasarımında daha temel bir dizi büyük eksiklik var. Yeni bir anayasa olmadan bunları ele almanın zor olduğu kanaatindeyim.

Türkiye, Avrupa’nın televizyon sektöründe önemli ülkelerden biriydi. Avrupa’nın televizyonlarının dörtte birini biz üretirdik. Onlar eski tüplü televizyonlardı. Sonra birden televizyon üretiminde teknoloji değişti. Televizyonlar çeşitlendi, panel televizyonlar çıktı. Henüz tüplü televizyonlar yaygın iken, biz 1996 Gümrük Birliği anlaşmasının koruması altındaydık. Uzakdoğu’dan gelen televizyonlara yüzde 30’lara varan vergiler konurken, bizimkiler vergisiz Avrupa’ya giriyordu. Elektronik sektörümüz tam on yıl Avrupa Birliği’nin koruması altında kaldı, hızla büyüdü. Şirketlerimiz serpildi. Ama sonra her yer rekabete açıldı. Birden ilerleyen teknolojiyi takip edemediğimizi fark ettik. Yeni televizyon teknolojisine yetişmek için hiçbir adım atmamıştık. Panel yapamıyorduk. Sene 2005, 2006’ydı. Büyük elektronik şirketlerimiz vardı ama dünya devine dönüşemediler. Bunun üzerine müteahhit olmayı seçtiler.

Koç ve Sabancı holdinglerde de aynısı oldu. Samsung ve Hyundai Kore’nin Koç ve Sabancı holdingleriydi. Başlangıçları inşaatçılıktı. İnşaat şirketleri hâlâ var. Ama bu holdingler, Kore ekonomisi ile birlikte içlerinden dev dünya şirketleri çıkartabildiler. Biz ise çıkartamadık. Neden çıkartamadık? Neden Kore’nin elektronik devleri inşaatçılıkla işe başlayan holdinglerden çıkabildiler de, bizim elektronik devlerimiz sonradan inşaat yapmaya başladılar?

Kendi kabahatleri miydi? Gümrük Birliği koruması altında biriktirdiklerini neden inşaat işine aktarmayı seçti bizimkiler? Bence problem şirketlerde ya da teşvik eksikliğinde değil. Ben Türkiye’nin temel probleminin yatırım ekosistemi ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Bana kalırsa Türkiye’nin devleri sanayide üç nedenle daha fazla devleşemediler. Birincisi, adalet sisteminin işleyişidir. Türkiye’nin adalet sistemi yatırımcıyı hırsız, devleti adil farz ederek tasarlanmıştır. Başlayan davası bitmez, yılan hikâyesine döner. Yanlıştır. Bu sistemin baştan aşağı değişmesi gerekir. Zihniyetini yeni baştan ele almak gerekir. Adalet sistemi böyle olan ülkeden, inovasyon çıkmaz. İnovasyon çıkmayan ülkeden dev dünya şirketi de çıkmaz. On yıldır adalet sisteminde siyaset dışı herhangi bir atılım var mıdır? Yoktur.

İkincisi, Ar-Ge laboratuvarları yetişmiş eleman ister. Bizim eğitim sisteminden öyle yetişmiş eleman çıkmaz. Öncelikle yabancı dil bilmezler. Teknolojinin ucunda çalışan takımlara adam yerleştiremezsiniz. Dünyayla iletişim içinde uzmanlarının sayısı kısıtlı olan ülkeden ise dünya devi çıkmaz. En akıllı öğrencilerimiz üniversitede temel bilimleri değil, pratik meslek alanlarını tercih etmektedir. Böyle ülkede Ar-Ge laboratuvarına adam yetişmez, atılım yapılamaz.

Üçüncüsü, kentsel rantları vergilendiremeyen memlekette beceriye yatırım da olmaz, finansal tasarruf da olmaz. Şimdi bana söyleyin: Özel bir okulda kızınıza iyi bir eğitim aldırmak mı önemlidir, yoksa İstanbul’un şimdilik unutulmuş bir yerinde arsa kapatmak mı daha iyidir? Hangisi hem kızınızın hem de yedi sülalenizin rahat yaşamasına katkıda bulunur? Şimdi söyler misiniz, böyle bir ülkede sanayi atılımı olur mu? Olmaz. Vergi reformu olmadan Türkiye 10 bin dolardan 25 bin dolara sıçrayamaz vesselam. Son on yıldır vergi sisteminde siyaset dışında atılmış bir adım var mıdır? Yoktur vesselam.

Türkiye’de belirgin bir bozukluk yoktur. İnsanların hayallerinin yapsatçılıkla sınırlı olduğu bir memleketten dünya devi filan çıkmaz. Yeni bir anayasa olmadan Türkiye’den dünya devi çıkmaz.