Girişimcilik Türkiye'yi uçurur mu?

İnsani gelişme endeksinde sürünerek 25 bin dolara sıçranmıyor. Daha çok işimiz var, çok.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Amerikan Dışişleri Bakanlığı bir süredir ortak bir Küresel Girişimcilik Programı yürütüyorlar. Programın amacı, Türk girişimcilerinin hem bölgemizdeki hem de Amerika’daki girişimcilerle daha yakından tanışmasını sağlamak. Böylece girişimcilerin birbirlerinden öğrenmelerini, birbirlerini taklit etmelerini bekliyoruz. Kürenin bir yerinde sağlanan başarının kürenin diğer bölgelerine nasıl taşınabileceğini tartışıyoruz. Program çerçevesinde geçen ay, Türkiye’yi Amerikalı bir yatırımcı grubu ziyaret etti. Ziyaret esnasında, bugüne kadar ülkemizin değişik yerlerinde yapılan iş fikirleri yarışmalarının en iyileri arasından seçilen otuzdan fazla proje de yarıştı. Etkinlikleri izlerken “Girişimcilik Türkiye’yi uçurur mu?” diye düşündüm. Türkiye’nin 2023 yılında hedeflediği yere gelebilmesi için başka ülkelerin yaptığının daha iyisini yapması, hakikaten uçması gerekiyor. Hedefe 11 yıl kaldığına, ortada hâlâ yapısal bir hazırlık görünmediğine göre, galiba bir tek bu girişimci ruhumuza güveniyoruz. Girişimcilik hakikaten Türkiye’yi uçurabilir mi? Neden olmasın?
Türkiye, 1980’li yılların başında 3 milyar dolarlık toplam ihracatının yüzde 90’ı tarım ürünlerinden oluşan bir ülkeydi. 2010’a gelindiğinde, ihracat 130 milyar dolar oldu. Artık ihracatımızın yüzde 90’ı imalat sanayii mallarından oluşuyor. Ekonomimizin yapısını 21 yılda değiştirebildik. Not edeyim. Kişi başına geliri bir nevi zenginlik ölçütü olarak alırsak, o işte daha az başarılıyız. Kişi başına gelirimiz ilk kez 2011 yılında 10 bin dolar sınırını aştı. 1980’i milat olarak alırsanız 31 yıl sürdü. Şimdi hedef 2023 yılında kişi başına 25 bin dolara ulaşmak olarak telaffuz ediliyor. Başka türlü dünyanın onuncu büyük ekonomisi olunmuyor. Rakamlar böyle işte! Sene 2012 olduğuna göre, kalan 11 yılda Türkiye’nin uçması gerekiyor.
TEPAV iktisatçılarından Esen Çağlar’ın TEPAV web sitesindeki yazısını bir okuyun. Dünyada nüfusu 10 milyondan fazla 84 ülke var. Kişi başına geliri 10 bin dolardan fazla ülke sayısı Türkiye’nin de katılımıyla 29 oldu. Türkiye şimdi Amerika’nın 1929’da, Japonya’nın 1968’de, Yunanistan’ın 1970’te, İspanya’nın 1972’de, Kore’nin 1991’de bulunduğu yerde bulunuyor. Peki, bu ülkelerin kişi başına 10 bin dolardan 25 bin dolara sıçramaları kaç yıl sürmüş? Amerika için 44 yıl, Japonya için 22 yıl, Yunanistan için 35 yıl, İspanya için 31 yıl, Kore için ise 19 yıl gerekmiş. Bugüne kadar, 11 yıl içinde 10 bin dolardan 25 bin dolara sıçrayan olmamış. Akdeniz coğrafyasında, Avrupa Birliği desteğiyle ortalama 30 yıl gerekmiş. Yüksek büyüme oranlarına gıpta ettiğimiz Doğu Asya ülkeleri ise bu sıçramayı ancak 20 senede yapabilmiş. Boşuna Türkiye’nin uçması lazım demiyorum.
Peki, Türkiye başkalarının yapamadığını yapabilir mi? Girişimcilik Türkiye’yi uçurabilir mi? Evet ve hayır. Evet, çünkü artık dünün dünyasında değiliz. Teknolojik değişimin tek gerçek olduğu ve daha da hızlanacağı yeni bir çağın içindeyiz. İkincisi, bugünün ve dünün girişimcilerinin başarı şartları artık birbirine benzemiyor. Dün girişimcinin ulusal sınırlar içindeki iktidarla bağlantılı olması başarının önkoşuluydu. Şimdi girişimcinin özellikle merkez ülkelerdeki girişimcilerle bağlantılı olması daha bir önem taşıyor. Üçüncüsü, şirketler kesiminde zihniyet dönüşümü ve yenilenmenin kaynağı artık bu yeni tip girişimciler olacak. Onu da not edeyim. Girişim sermayesi araçları ve private equity şirketleri ile Türkiye’nin uçabilmesi esasen mümkün. Ama aynı zamanda hayır. Girişimcinin prangalarını çözmeden uçulmuyor. Fikri mülkiyet haklarında daha ses var, görüntü yok. Yeni çıkardığımız Türk Ticaret Kanunu’nu aylardır yürürlüğe koyacak hale getiremedik. Mahkeme sistemimiz çalışmıyor. Başlayan dava bitmiyor. Girişimci nasıl diğer ülkelerdeki girişimcilerle bağlantılı olacak? Türkler daha İngilizce konuşamıyor. 10 bin dolara, nüfusu köyden kente göç ettirerek kendiliğinden geldik. 10 bin dolardan 25 bin dolara çıkabilmenin insana yatırım yapmadan olabilmesi mümkün değil. İnsani gelişme endeksinde sürünerek 25 bin dolara sıçranmıyor. Daha çok işimiz var, çok.