Harcamasını azaltamayan vergisini günceller

Maliye politikasında bildiğim tek değişiklik, dolaylı vergi gelirlerini arttırmak için yapılan zamlara 'güncelleme' diyor oluşumuzdur.

Türkiye dünyanın neresindedir? Türkiye ekonomisi birinci dünyadadır. Vergi sistemi ise üçüncü dünyaya aittir. Toplam vergi gelirlerinin yüzde 70’i dolaylı vergilerden oluşan ülkeye üçüncü dünya ülkesi denir. Söyler misiniz bana, maliye politikası alanında ne değişmiştir? Benim bildiğim tek değişiklik, artık dolaylı vergi gelirlerini arttırmak için yapılan ürün zamlarına ‘güncelleme’ diyor oluşumuzdur. Ben işte buna bayılıyorum. Kendimi daha bir Orwell dünyasına adım atmış gibi hissediyorum. Mesela ‘Adalet Bakanlığı’ diyoruz!

Maliye Bakanlığımız geçenlerde yine bir ‘güncelleme’ yaptı. Yani ne yaptı? Bazı ürünlerin fiyatlarını güne uygun hale getirdi. Nasıl bir bilgisayar programını daha üst bir sürümü veya versiyonu ile güncellerseniz aynen öyle oldu. Bakanlık bazı ürünlerin fiyatlarını güncelledi. Böylece hepimiz bir nevi daha bir yenilenmiş olduk. Hadi yine iyisiniz. Hayatımız yine güncellendi. Artık bir üst sürümdeyiz!

Hayatımız niye bu aralar şöyle bir güncellendi? Ben ona “Harcamasını azaltamayan vergisini günceller” deme eğilimindeyim. Türkiye’nin bütün bir istikrar arayışı serüveni tam da böyleydi. 1999’dan beridir böyle, hatırlarım. Birincisi, kamu harcamalarını yeniden ele alacak ve harcamaların üzerine bir üst sınır koyacak bir harcama reformunu bir türlü yapamadık. Şimdi de yapamıyoruz. Neden yapamıyoruz? Bir sürü seçim var, yapamayız. Harcamaların önemli bir bölümü donmuş harcamalar ve bu aralar biz o donmuş harcamaları daha da arttırıyoruz. Memur sayısındaki artışı daha önce yazdım. Ayrıca Süleyman Bey usulü sağlık reformu, bütçemizin yeni kara deliği oldu. Şimdi yeşil kartı sağlık harcamalarından ayırıp sağlık harcamalarını azalttık. O hesap artık Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda. Aynı güncelleme gibi yani. 2008’den sonra küresel krize karşı harcamalar yükseldi ama eski düzeyine inemedi. 

İkincisi, Türkiye’de kapsamlı bir vergi ve vergi idaresi reformu yapamadık. Onu yapamayınca, harcamalar arttıkça güncelleme yapmak, dolaylı vergi gelirlerini yükseltmek bir zorunluluk oluyor. Devlet, sizin komşunun çocuğunu işe alınca, karşılığında benzine biraz daha fazla ödeme yapmanız gerekiyor. Sistem böyle; oğlanın ya da kızın aile kurmasına elbirliğiyle destek olmuş oluyoruz böylece. İyi bir şey yani.

Üçüncüsü, dolaylı vergilerin niteliği gereği, millet tükettikçe ödüyor. Şimdi neden güncelleme gereği doğdu? Ekonomi yavaşladıkça tüketim azalıyor ama bizim kamu idaresi harcamaları azaltamadığı için daha fazla güncelleme yapması gerekiyor. Kamunun harcamaları sabit, indirilemiyor. Gelirleri ise o dönemin iktisadi aktivitesine bağlı. Ekonomi yavaşlayınca azalıyor, büyüme hızı Çin’e yaklaşınca artıyor.

Günün sorusu nedir? Bana kalırsa şudur: Ekonomi, 2013 yılında normalin altında büyüme eğiliminde olursa yine güncelleme yapmak gerekir mi? Evet, gerekir. Eğer bugün işe aldıklarınızı işten çıkarmayacaksanız, bu sistem değişmezse evet, yine güncelleme gerekir. Eğer Süleyman Bey usulü sağlık reformunun faturasını kısmen de olsa millete aktarmayacaksanız gerekir. Demek ki bakılması gereken nokta şudur: Bütçede yapısal tedbir alınmazsa; büyüme Türkiye ekonomisinde istikrarın temelidir, o bozulduğunda mali disiplin bozulur.

Bu çerçevede, TEPAV iktisatçılarından Ekrem Cünedioğlu’nun ihracatımızın niteliği ve çeşitliliği üzerine yaptığı analize dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye, Avrupa krizi nedeniyle ihracat mallarının niteliğinin giderek kötüleşmesi ile karşı karşıya kalıyor. İhracat mal sepetimiz bir süredir artık gelişmiş ülkelerin mal sepetlerine yakınsamıyor. Yani gelişmiş ülkelere özgü ürünlerin ihracat sepetimiz içerisindeki payı azalırken daha düşük gelirli ülkelere özgü ürünlerin sepetimizdeki payı artıyor. İhracatımızın niteliği yükselmiyor. Ben buna bir süre önce “Irak’a mal satan Irak gibi olur” demiştim. Aynen öyle oluyor. Güncel iktisat tartışmaları, ihracatın niteliğindeki iyileşmenin iktisadi büyüme için son derece önemli olduğunu gösteriyor. Nitelik artışının durması, önümüzdeki dönemde büyümenin de hız keseceğinin öncü sinyalini veriyor.

Korkarım, çok yakında, bütçedeki bozulmanın kaynağı, Türkiye’nin ihracat performansıdır diye yazacağım. Avrupa krizinin bizim üzerimizdeki yapısal etkisi böyle olacak gibi duruyor. Coğrafyanın intikamı işte.