I am at Erzurum-REDEVCO-AVM

Erzurum'da kadınlar iş yaşamına artık daha çok katılıyorlar. Türkiye nasıl değişiyorsa Erzurum da değişiyor.

Dün Twitter’da böyle mesajlar vardı: Türkçe meali “Ben şimdi Erzurum REDEVCO AVM’deyim.” Her gün de oluyor. Buradan ne çıkar: Erzurum’da bir AVM var. Birkaç yıl önce yoktu. İçinde i-Phone veya BlackBerry kullanan birileri geziyor. Birkaç yıl önce o da yoktu. Dünya değişiyor. Türkiye de değişiyor. Erzurum’un aynı kalması mümkün mü, o da değişiyor. Dün itibariyle Twitter’da İngilizce “I am at Erzurum-REDEVCO-AVM” diye şakımalar vardı. Sevinerek gördüm. Pazar günü, birisi de bu kez Antep’ten, “Sankopark’ın terasından bakınca Gaziantep sabaha karşı böyle duruyor” diye şakımıştı, kocaman Gaziantep resmini de internete yerleştirmişti. Eskiden bunlar yoktu. Eskiden bu şehirlerimizde alışveriş merkezi (AVM) daha kurulmamıştı. Şimdi var. Bir iletişim aracı olarak Twitter daha yoktu. Artık var. Ülkenin doğusunda ve bu arada Erzurum’da telefon çağrı merkezleri de yoktu. 

İsabetli yatırım
TURKCELL’in 2005’teki isabetli yatırım kararıyla artık var. Kadınlarımız gönül rahatlığıyla gidebilecek işler bulamadıkları için çalışma yaşamına daha az katılmak zorunda kalıyorlardı. Ama artık öyle değil. Erzurum’da kadınlar iş yaşamına artık daha çok katılıyorlar. Türkiye nasıl değişiyorsa Erzurum da değişiyor. Çağın parçası oluyor. Teknolojik gelişme ile birlikte her yer artık daha çabuk birbirine benziyor. Peki, bu nasıl oluyor? Anadolu’nun her yeri aynı biçimde mi değişiyor? Benzerlikler ve farklılıklar nereden kaynaklanıyor? Gelin size birkaç tespitimi aktarayım. İsterseniz Gaziantep ile Erzurum’un farkından başlayayım. İkisi de güzel örnekler. Gaziantep, son yıllarda yaptığı ataklarla bir sanayi kenti haline geldi. Halbuki Erzurum öyle değil. Gaziantep’in, sanayi açısından bakıldığında, özel sektöre sunduğu imkânlar seti artık çok daha gelişmiş bir düzeyde. Bundan böyle, Gaziantep’te gelişme sürecini artık piyasaya bırakmak düşünülebilecek bir seçenek. Halbuki Erzurum öyle değil. İmkânlar seti sanayi ve hizmetler için yeterince gelişmemiş bölgelerde, yerel kanaat önderlerinin özel sektörü de dinleyerek el birliği ile bir başlangıç alanına yönelmeleri ve o ilk kentsel kapasite birikimini inşa etmeleri gerekiyor. Burada çağrı merkezi gibi yaratıcı fikirler son derece önem taşıyor. Bu ilk tespit. 

Yaşam biçimi değişiyor
TURKCELL geçenlerde Erzurum’a 2005 yılında açtığı çağrı merkezinin iktisadi etkileri ile ilgili TEPAV raporunu kamuoyuna açıklamak için Erzurum’da bir toplantı yaptı. Benim haberler içinde en çok dikkatimi çeken, Sayın Ahmet Küçükler’in konuşmasıydı. Erzurum’un Adalet ve Kalkınma Partisi listesinden seçilen Büyükşehir Belediye Başkanı, Erzurum AVM’nin yapılabilmesi için gereken kararı çıkartmak için ne kadar uğraşmak zorunda kaldığını da anlattı konuşmasında. Hayatta ilerleme öyle kendiliğinden olmuyor. Turkcell yönetiminin üniversitesi nedeniyle Erzurum’un çağrı merkezi için uygun olabileceğini düşünmesi gerekiyor. Ya da REDEVCO, AVM projesini gündeme taşımadan, süreç başlayamıyor. Vali ve Belediye Başkanı’nın istihdam yaratacak, kenti zenginleştirecek projenin önemini kavraması gerekiyor. Milletvekillerinin atılacak adımı ilerletmek için gerekli yatırım kararlarını çıkarttırmaları gerekiyor. Erzurum’un kendisini dünyaya bağlayacak bir iletişim altyapısına sahip olması son derece önem taşıyor. İmkânlar seti dar olan yerlerde bu birliktelik daha da bir önem taşıyor. Bu da ikinci nokta olsun.
Geleyim üçüncüye.. Kalkınmanın yolu, özel kesim ile kamu arasındaki iletişim kanallarını sonuna kadar açmaktan ve çeşitlendirmekten geçiyor. Bu çerçevede, ben, bölgesel kalkınma ajanslarının da devrim niteliğinde bir atılım olduğunu düşünüyorum. Kalkınma ajanslarında özel sektörün etkinliğinin kesinlikle arttırılması gerekiyor. Ajansların yerel yatırım öncelikleri konusunda daha fazla devrede olması gerekiyor.
Erzurum AVM, Gaziantep Sankopark ve Diyarbakır Ninova neleri değiştirecek diye düşündünüz mü? Bir düşünün. Ben de size bir ara uzun uzun anlatayım. Boşuna yaşam biçimi değişiyor demiyorum.