İnşaat demiri satarak zenginleşemeyiz

Kore'nin yüksek teknolojili ihracatının toplam ihracatı içindeki payı yüzde 20, Türkiye'ninki ise yüzde 3.

Türkiye ben bildim bileli orta gelirli ülkeler arasında yer alıyor. Eskiden Güney Kore de öyleydi. Güney Kore geçen yüzyılın sonunda yüksek gelirli ülkeler listesine terfi etti. Biz eski listede kaldık. Neden? Hızlı büyüyen yıldız sektörlerimizin niteliği bana önemli geliyor. Demir çelik sektörü memleketin yıldızı gibi duruyor. Hem ihracatı hızla artıyor hem de diğer sektörlerle kıyaslanınca dünya ticaretinden aldığı pay artıyor. Ben Türkiye’nin etrafa inşaat demiri satarak zenginleşemeyeceğini düşünüyorum.

Şimdi burada, demir çelik sektörü bize lazım değil filan demiyorum. Tam tersine Amerikan ekonomisi en yüksek teknolojilisinden en düşük teknolojilisine her tür malı üretebildiği için dünyanın en güçlü ekonomisi olarak anılıyor. Ancak, bütün yıldız sektörlerinizin düşük teknolojili olması işbölümünde ülkenizi iyi bir yere koymuyor, koymayacak. Aynı durum, tempolu büyüme olasılığımızı ortadan kaldırıyor ve bizi orta gelir tuzağına hapsediyor. Yüksek gelirli ülkeler listesine geçiş şansımızı azaltıyor. Sofistike üretim yapmayı beceremeyenin yüksek gelirli ülkeler listesinde yeri olmuyor. Petrol filan bulunmayacaksa durum böyle.

Kişi başına milli gelirimiz 1970 yılında Amerikan milli gelirinin yüzde 20’si kadardı. Şimdi yüzde 25’i kadar. Bu ne demek? Son kırk yılda o kadar gürültüye, nurlu ufuk palavralarına, askeri darbelere rağmen göreli gelir artışımız ancak 5 puan olmuş. Onu da gümrük birliği anlaşması, iktisadi ve siyasi istikrarla bu son on yılda yapabildik. Aynı masallardaki gibi yani, “gece demeden gündüz demeden, gitmişler, gitmişler, bir arpa boyu yol gitmişler.”

Peki, bundan sonrası için görüntü çok mu kötü? Hayır. Ama ne yapacağınıza bağlı. Bakın nasıl bağlı: Japonya 1954, Kore’yse 1982 yılında bizim bugün olduğumuz yerdeydi. Yani bu ülkelerin kişi başına geliri, ABD’deki seviyenin yüzde 25’i kadardı. Bu oran, Japonya’da 1967 yılında, yani 13 yılda; Güney Kore’de ise 1996 yılında, yani 14 yılda yüzde 50’ye ulaştı. Bu ne demek? 2023 hedefleri hiç de manasız değil. Bana ulaşılabilir geliyor. Adım atmak, şimdiki saldım çayıra mevlam kayıra iktisat politikasını değiştirmek koşuluyla elbette. Oradan gidersek sonuçta yıldız sektörümüz demir çelik sektörü oluyor.

Üretim altyapısı

Japonya ve Güney Kore ne yaptılar da hem yüksek gelirli ülkeler listesine terfi ettiler hem de Amerikan kişi başına gelirinin yarısına ulaştılar? Aktif sanayi politikası uygulayıp, o politikalar sonucunda yüksek teknolojili ihracatın toplam ihracat içindeki payını arttırarak. Ben de, işte tam da bu nedenle inşaat demiri satarak zenginleşemeyiz diyorum. Bakın, Kore’nin yüksek teknolojili ihracatının toplam ihracatı içindeki payı yüzde 20, Türkiye’ninki ise yüzde 3. Neyin hedeflenmesi gerektiği ortada duruyor gibi geliyor bana. Kimya sektörü, ilaç, biyoteknoloji, makine ve elektronik hep önem verilmesi gereken alanlar gibi duruyor.

Orta gelirden yüksek gelire sıçrayabilmek için üretim altyapımızı gözden geçirmek gerekiyor. Yüksek gelirli ülkeler nasıl bir üretim altyapısına, iktisadi imkânlar setine sahipse burada tam da onu inşa etmek gerekiyor. Onların gelir düzeyine ulaşmak için onların üretim altyapısına sahip olmak gerekiyor. Aman unutmayalım.

Bakın listelere, yüksek gelirli ülkeler aynı zamanda yüksek teknolojili üretim yapan ülkeler. İnşaat demiri de üretiyorlar, makine ve elektronik de.