Kadınlara saygısız ilk 100 ülke arasındayız

Kadınların işgücüne katılım oranı Kore düzeyine yükselse ekonomimiz 1.1 trilyon dolarlık ekonomi haline hemen geliyor.

Çağımızın diğer çağlardan en temel farkı nedir? Bu çağ, bana giderek daha fazla bir hazır listeler çağı gibi geliyor. Dünyanın en büyük meydanları, en kalabalık şehirleri listesi var. Kendi ülkenizi başka bir ülke ile kıyaslamak kolay. Rakamlar kolaylıkla ulaşılabilecek bir mesafede. Eskiden her tür listeyi hazırlamak için çaba sarf etmek gerekirdi. Şimdi çaba harcamadan her tür karşılaştırmayı kolaylıkla yapabilmek, ülkenizin yerkürenin neresinde yer aldığını görebilmek mümkün. Kadınlar için en iyi ve en kötü ülkeler listesi geçen yılın sonunda açıklandı. Listede 165 ülke var. Türkiye, 114. sırada yer alıyor. Türkiye kadınlar için iyi bir ülke değil. Buna göre kadınlara saygısızlar liginde ilk 51’e girebiliyoruz. Bakın bu kötü bir haber. Gelin bakın neden kötü?
Türkiye, geçen dönemde kırdan kente göç sayesinde büyüdü. Ben doğduğumda, 1960’lı yılların başında, bu ülkede şehirlerde oturanların oranı yüzde 30’lardaydı. Türkiye esasen bir kırsal memleketti. Şimdilerde şehirleşme oranı yüzde 75’lere dayandı. Her yerde olan burada da oldu. 2008’ten beri dünyanın yarıdan fazlası artık şehirlerde yaşıyor. İnsanlarımızı öyle Yunanistan’da filan olduğu gibi daha donanımlı bir biçimde köyden kente geçiremedik. Yunanistan 1960’lı yıllarda bizim 3 katımız tarımsal verimlilik seviyesine sahipti. Onlar kente daha donanımlı geldiler, bizimkiler daha bir “Taşı toprağı altın” diye geldiler. Ama sonuçta, tarımdan hizmetler ve sanayi sektörlerine geçiş sürdükçe şehre gelenlerin verimliliği otomatik olarak 3 kat arttığı için memleket ekonomisi iç göç sayesinde kendiliğinden büyüdü. Geldik bugüne.
Şimdi derdimiz 2023’te dünyanın en büyük ilk on ekonomisi listesine girmekse, verimlilik artışlarından büyümeye gelecek destek çerçevesinde baktığınızda, iç göçe artık çok fazla bel bağlamamak gerekiyor. Ama bana kadınların işgücüne katılma oranı açısından aslında az zamanda büyük işler başarabilmek mümkünmüş gibi geliyor. Nitekim TEPAV iktisatçısı Esen Çağlar’ın hesabına göre, Türkiye’de kadınların işgücüne katılma oranı örneğin bir Güney Kore düzeyine yükselse, ekonomimiz 1.1 trilyon dolarlık bir ekonomi haline hemen gelebiliyor. Hesap şöyle: Kore’nin nüfusu 49 milyon, Türkiye’ninki ise 73 milyon. 49 milyonluk Kore’de toplam 10 milyon kadın çalışıyor, 73 milyonluk Türkiye’de ise 7 milyon kadın çalışıyor. Kadınların işgücüne katılma oranı Türkiye’de yüzde 23. Kore’de ise oran yüzde 50’ye ulaşıyor. Şimdi Türkiye’de de kadınların yüzde 50’si çalışsa, ekonomimiz yüzde 30 daha büyük oluyor. Tamam, yukarıdaki hesap azıcık “Halamın bıyıkları olsaydı amcam olurdu” yöntemiyle yapılmış ama bakın kafa açıyor. Türkiye, kadınların işgücüne katılım oranının yıllar itibariyle artmadığı tek OECD ülkesi. Performansımızdan utanç duymalıyız. Ama benim gözlemim şudur: Biz, bu ülkede kadınlara saygı göstermemekten utanç duymuyoruz. Böyle bir problemi fark etmiyoruz bile.
Şimdi Türkiye’nin kadınlara daha fazla saygı gösterilen bir ülke olması gerekiyor. Neden böyleyiz? Sanki üç nedenle gibi duruyor: Birincisi, kadınlarımızı şiddetten koruyamıyoruz. İkincisi, çalışma yaşamında yer alamıyorlar. Çalışma hakkına bir türlü erişemiyorlar. Üçüncüsü, hükümette ve kamu idaresinde üst görevlerde yeterince temsil edilemiyorlar. Çalışmada eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim de dikkate alınmış. Oradaki vaziyetimiz o kadar da fena değil.
Bırakın bu utanç listesinden çıkma amacını, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için de daha fazla kadının çalışma yaşamına katılması gerekiyor. Kırdan kente göçün yanına şimdilerde evden işyerine göçü eklemeliyiz. Bu çerçevede, kent altyapısından esnek çalışma düzenlemelerine; kreş ve yaşlı bakım maliyetlerinin kamu destekleri ile azaltılmasından kadına karşı şiddetle etkili mücadeleye pek çok meseleyi aynı anda ele alacak bir programa ihtiyaç var. Biz daha, sabah-akşam tartıştığımız başörtüsü yasağının kadınların işgücüne katılımını etkileyip etkilemediğini bile merak etmemişiz. Memlekette anekdotlara dayanmayan tek bir analitik çalışma bile yok konuyla ilgili.
Ya meraksızız ya da kadınlara karşı saygısız. Anneler Günü romantizmi dışında halimiz ortada.