Lise çocukları İnternet üzerinden bitcoin kazanıyor

Türkiye, ufuksuzluğu nedeniyle, İnternet dünyasının en pahalı ve de en yasaklı ülkesi olarak adını tarihe yazdırıyor.

Bugünlerde haber programlarını izlemekten hiç hoşlanmıyorum. Hep bir siyasetçi bir şeyler anlatıyor. Bakıyorum. İncir çekirdekleri hep boş kalıyor. Siyaset sınıfı, bana kumsalda, kumdan kaleler yaparak, eğlenen çocuklar gibi geliyor. Ama bu yüzyıldan değil, geçen yüzyıldan kalma çocuklar. Çünkü bu yüzyılın çocukları hiç de öyle kumsalda kumdan kale yapıp eğlenmiyorlar. Mesela bizim Mert’in İnternet üzerinden algoritma yazıp, bitcoin kazandığını daha yenilerde öğrendim. Oğlanın bebekliğini hatırlıyorum. Bu yeni yüzyıl çocukları bilgisayar başında eğleniyorlar. Mert bu aralar, bilgisayarını yabancı şirketlerin kullanımına açmış bulunuyor. Amerikan, Çin şirketlerine bilgisayarında yer açıyor, onlara arada verilerini işlemek üzere algoritma yazıyor. Oradan elektronik İnternet parası, bitcoin, kazanıyor. Sonra kazandığı bitcoin’leri Amerikan dolarına çevirip harcıyor. Bir de Amerika’da yapmayı planladığı üniversite eğitimini bu yolla finanse edip edemeyeceğini düşünüyor. Bu çocuklar bize benzemiyorlar. Mert daha on altı yaşında. Ankara’da Lise 2.sınıf öğrencisi. Biz ise akşam haberlerinde geçen yüzyıldan kalma siyasetçilerin bize bugün de hayatta kalmamızı neden onlara borçlu olduğumuzu anlatmalarını dinliyoruz. Laf.

Peki, şimdi bu Mert nereden para kazanıyor? Dünyada her gün yaklaşık 5,3 trilyon dolarlık döviz işlemi oluyor. Rakam Nisan 2013’ten kalma. 2007 yılında bu rakam 3 trilyon dolar tutarındaydı. Küresel krizle birlikte döviz cinsinden işlemlerde bir azalma filan olmadı. Neredeyse iki katına çıktı. İşte Mert giderek artan bu işlem hacminden, küreselleşmeden, para kazanıyor. Peki, nasıl para kazanıyor?

Bana “dünyamızın temeli nedir?” diye sorsanız. “Muhasebe sistemi” derim. Düşünsenize banka işlemlerinden, kredi kartı işlemlerine, uçak biletlerinin alınmasından, otel rezervasyonlarının yapılmasına, bir konteynırın gönderilmesinden, bir hisse senedinin alınmasına her gün milyarlarca işlem yapılıyor dünyamızda. Bu işlemler bilgisayarlar üzerinden yapılıyor. Bir işlemin tamamlanabilmesi için birden fazla kayıt düşmek gerekiyor kocaman bir muhasebe sistemi içine. Düşünün şimdi: Siz Ankara’dasınız İnternet üzerinden kredi kartınızı kullanarak Londra’dan elektronik kitap okuma aygıtınıza elektronik bir kitap alıyorsunuz. Şimdi para ödemek için gereken işlemleri bir düşünün: Türk lirası cinsinden banka hesabınızdan belli bir tutarın borç olarak kaydedilmesi; Sonra bu borç olarak kaydedilen lira cinsinden tutarın dolara çevrilmesi; Dolara çevrilen bu tutarın karşı tarafın hesabına alacak olarak kaydedilmesi gerekiyor. Burada en az altı tane muhasebe işlemi var. Bunların hepsi için bilgisayar zamanı gerekiyor. Şirketler son dönemde bu tür veri işlemlerini başkalarının bilgisayarlarında yapmayı daha ucuza geldiği için tercih ediyorlar. Bir İnternet sitesine ilan veriyorlar. İşte Mert buradan para kazanıyor.

Peki, bu işi yapmak için ne gerekiyor? Önce iyi bir bilgisayar sahibi olmak gerekiyor. İkincisi, İngilizce bilmek gerekiyor elbette. Üçüncüsü, matematik bilmek ve gereken işlem komutlarını, eğer gerekirse, yazabilmek gerekiyor. Onun dışında bir şey gerekmiyor. Çocuklar bu işi yapınca, üniversitelerde Bilgisayar Yazılım Mühendisliği bölümleri ne işe yarıyor? Bilmem artık.

Peki, ya bu bitcoin işi? İnternet’te bir ödeme aracı olarak, yoğun bir biçimde bitcoin gibi yeni elektronik para birimleri kullanılıyor. İstediğinizde bu parayı, herhangi bir döviz gibi, harcamak istediğiniz para birimine çevirebiliyorsunuz. Günlük bitcoin kurları her yerde var.
Millet “şimdi bunu hangi devlet basmış” filan demiyor. Bakın o da bir başka muhasebe kaydı esasen. Tabii otoriter ülkelerle inovasyona önem veren ülkelerin yaklaşımı farklı. Çin Halk Cumhuriyet mesela hemen bitcoin ile finansal işlemleri yasakladı. Aman kontrolüm dışında bir şey olur refleks, devreye girdi. Singapur ve Finlandiya merkez bankaları ise ‘ben karışmam bitcoin bir para birimi değil emtiadır’ dedi. Yani risk alabilirsiniz, ama sonra gelip bana ağlamayın dediler.

Dünya buraya gidiyor. Türkiye ise, ufuksuzluğu nedeniyle, İnternet dünyasının en pahalı ve de en yasaklı ülkesi olarak adını tarihe yazdırıyor. Geçmiş yüzyıl siyasetinin bu yeni yüzyılı anlaması kolay olmayacak gibi duruyor. Önemli mi? Değil.