Markafoni, Yeni Karamürsel'i nasıl geçti?

Dün büyük mağazalar dedemin dükkânını zora sokmuştu. Şimdi bakın Markafoni, Yeni Karamürsel'i geçti.

Haberlere bakılırsa, Markafoni, Yeni Karamürsel’den daha değerli bir firma oldu. Temmuz 2011’de küresel çevrimiçi (online) alışveriş devlerinden Naspers’a bağlı bir şirket, dedikodulara göre, Markafoni’nin yüzde 70’ine 200 milyon dolar ödemişti. Dedikodulara göre diyorum, çünkü satış özel bir satış olduğu için işlemin kaç dolardan yapıldığını bilebilmek mümkün değil. Markafoni, Türkiye’nin ilk çevrimiçi alışveriş sitelerinden biriydi. Yüzde 70’i 200 milyon dolar ise o günkü kurdan değeri yaklaşık 320 milyon lira ediyor. Yine yenilerde Boyner Grubu, Türkiye’nin köklü alışveriş mağazaları zinciri Yeni Karamürsel’in yüzde 63’ünü 190 milyon liraya satın aldığını açıkladı. Bu yıl için değeri yaklaşık 300 milyon lira ediyor bu hesaba göre. Markafoni 2008 yılında kuruldu. Yeni Karamürsel mağazalarının temeli ise 1950 yılında İstanbul’da atıldı. Markafoni, internet üzerinden 81 ile ulaşıyor. YKM ise 35 ilde mağazalara sahip. Fiyat ortada, Markafoni 320 milyon lira, YKM ise 300 milyon lira. Ne oldu? Markafoni, YKM’yi nasıl geçti?

Benim dedem Bursa’da tüccar terzi olarak çalışırdı. Atatürk Caddesi’nin hemen kıyısındaki dükkânı hayal meyal hatırlıyorum. Şimdi orası kocaman bir alışveriş pasajı oldu. Hâlâ önünden geçerken eski dükkânı hatırlarım. Dükkânda hem kumaş satılırdı hem de isteğe göre elbise dikilirdi. Geçen yüzyılın başında tekstil sektörünün dağıtım kanalında tüccar terzilerin bir önemi vardı. Sektörün değer zinciri içinde, ithal de etseniz, üretseniz de bir yolunu bulup kumaşın tüketiciye ulaşmasını temin etmek gerekir. Kumaşın tüketici ile buluşmasını temin eden o yola, kumaşın dağıtım kanalı diyelim. Dedem işte o işi yapanlardan biriydi. Dedemin dükkânı kapanırken Bursa’da bir Yeni Karamürsel Mağazası (YKM) var mıydı doğrusu tam hatırlamıyorum. Ama Bursa’da ben küçükken bir YKM vardı. Her şehirde vardı. YKM’lerle birlikte hem hazır dikilmiş elbiseler hem de envai çeşit ihtiyaç maddesi tüketicinin ayağına gelmeye başladı. Terzilerin önemi azaldı. Tüccar terziler aynı hallaçlar gibi sahneyi terk ettiler. Sonra kocaman alışveriş merkezleri (AVM’ler) geldi. Sonra da Markafoni her yere aynı anda internet üzerinden nüfuz etti. Alışveriş artık evde oturup, işte çalışırken de yapılabilmeye başladı. Şimdi artık çevrimiçi alışveriş dönemindeyiz. Dün büyük mağazalar dedemin dükkânını zora sokmuştu. Şimdi bakın Markafoni, Yeni Karamürsel’i geçti. Çevrimiçi işlemler toplam perakendenin henüz yüzde 2,5’i kadar. Yani daha gidilecek yol var. Ortadaki potansiyel dikkat çekici. Neden dikkat çekici? Memleketin lojistik ve kurumsal altyapısı nedeniyle. Onu da bir ara anlatırım.

Dünya hızla değişiyor. Değişim giderek her nerede oturuyorsanız oraya, doğrudan sizin sokağa doğru geliyor. Bu hızlı değişimin sonucunda mesela o Şekerbank’ın “Esnafsız mahallemiz eksik kalır” tadındaki reklam spotu yer alıyor. “Bugün mahalle esnafından bir alışveriş yapın” talepli reklamlar herhalde olup bitmekte olan bir şeylerin sonucu. Bir şeyler yaşanıyor, insanlar mutsuz oluyor. Ne oluyor? Mahalle esnafı kapanıyor. Neden böyle oluyor? Memlekette mal dağıtım kanalı değişiyor. Eski, yerini yeniye bırakıyor. Teknolojik değişim, malların bu coğrafyada dağılma kanalını değiştiriyor. Önce ortada adını Ferhan Şensoy’un koyduğu bir “kahraman bakkal süpermarkete karşı” durumu vardı. Şimdi artık bir nevi “kahraman bakkal yeldeğirmenlerine karşı” dönemindeyiz. İnternete başka ne diyeyim? Ortada elle tutulur bir mecra bile yok. Ben günümüzde kent içi esnafı yaşatmanın sağlıklı kentleşmeden başka bir yolu kalmadığını düşünüyorum. Hafta sonu ufaklıklar yolda giderken “Biz acıktık” deyince, bari rahat park edeyim diye, hemen aklınıza en yakın AVM’ye gitmek gelmiyor mu? Bana öyle oluyor.