Martin Winterkorn, VW'i nasıl yaktı?

Martin Winterkorn'a sahip çıkılması halinde, bunun bedelini hem VW'in, hem Audi'nin hem de Porsche'un ödeyeceğini düşünüyorum.

Sizce, Volkswagen(VW), egzoz gazı skandalı ile birlikte sahtekarlığı açığa çıkan eski CEO’su Martin Winterkorn’a bir nevi sahip çıkmaya devam eder mi? Milyonlarca müşterisini aldatan, onların bir nevi parasını çalan Winterkorn’la birlikte batmayı göze alabilir mi? VW markasının, tüm çalışanları ile birlikte, Martin Winterkorn’u korumak uğruna gömülüp gitmesine izin verebilir mi? Bir şirket, bu derece vefalı davranabilir mi? Bana olmazmış gibi geliyor, ama belli mi olur? Siyasi partiler yolsuzluğa batmış yöneticilerini nasıl hemen atamıyorlarsa, belki şirketler de adları dolandırıcıya çıkmış yöneticilerinden öyle kolay kopamıyorlardır. Nereden mi çıkarıyorum bunları? Hep geçenlerde okuduğum o haberden.

Hatırlayın, Martin Winterkorn, Amerika’da patlak veren VW egzoz gazı sahtekarlığı nedeniyle, bir nevi suçu kabul ederek VW CEO’luğundan istifa etmişti. Sonra Bloomberg’te işte o haber çıktı. Habere göre, Winterkorn VW şirketinin yüzde 52.2 hissesine sahip olan Porsche Automobil Holding’teki üst düzey görevinden ayrılmış filan değildi. Yine VW ile alakalı Audi şirketindeki yönetim kurulu başkanlığı görevine de devam ediyordu. Zaten kendisi VW CEO’luğuna aynı grubun içinden gelmişti. Bir malumat daha ekleyeyim buraya: Winterkorn’un kabullendiği sahtekarlık, yalnızca 11 milyon dizel motorlu VW otomobilini değil, Avrupa’da satılan 2,1 milyon dizel motorlu Audi’yi de içeriyor. Onlarda da aynı test atlatma cihazından varmış meğerse. Şimdi ortadaki sahtekarlığın niteliğine bakınca, doğrusu ya, ben, eski CEO’muzdur, mühendis olarak çalışma hayatını şirketler grubumuzda geçirmiştir filan diye Martin Winterkorn’a sahip çıkılması halinde, bunun bedelini hem VW’in, hem Audi’nin hem de Porsche’un ödeyeceğini düşünüyorum. Blomberg’te çıkan haber doğru değildir diye düşünüyorum doğrusu.

Önce işi bir daha anlatayım. Eskiden dizel motoru dediğiniz gacırtılı, gucurtulu, bol dumanlı bir şeydi. O dönemler dizel motoru demek, kamyon, otobüs ve traktör filan demekti. Çok da gürültülüydü. Sonra iş değişti. Business Week dergisinin 9 Nisan 2008 tarihli nüshasında çıkan makalenin başlığı “Bu Babanızın Dizeli Değil” idi. Makale, yeni nesil dizel motorlarla çalışan lüks otomobilleri anlatıyordu. Buna göre, dizel motoru yalnızca daha az gürültülü değil, daha da temizdi. Çevre için daha az zararlıydı. İşte Martin Winterkorn, bu sıralarda VW şirketine CEO oldu. O ara VW egzoz gazı sahtekarlığına neden olan yazılım programını da içeren cihazı otomobillerine takmaya başladı. Neydi bu yazılım? Egzoz gazı salınımı ile ilgili testleri yapmak üzere arabanızı test cihazlarınıza bağladığınızda, salınımı tehlikesiz gösteriyor, arabanın temiz çıkmasını sağlıyordu.  

2008’den 2013’e kadar işler iyi gitti. Dizel motor işi VW’i patlattı. Sonra 2013 yılında küçük bir Amerikan düşünce kuruluşu, Uluslararası Temiz Taşımacılık Konseyi (International Council on Clean Transportation), bir üniversite ile birlikte Amerikalı kamu otoritesine bir öneri götürdü. Buna göre, otomobil motorlarının egzoz gazı salınımları ile ilgili testler bir kerelik ve kısa süre için yapılmamalıydı. Araçlar daha uzun süreli testlere tabi tutulmalıydı. Bu deneye 1 BMW ve 2 VW araç da (Passat ve Jetta) katıldı. Sonra bir gariplik ortaya çıktı. VW’lerin test merkezi dışında uzun süreli kullanımında egzoz gazı salınımı, tehlike sınırının çok üstünde çıkıyordu. Sonra aynı araçlar bir de geleneksel test merkezinde test edildiler. VW’ler normal şartlarda yapılan testten temiz çıktılar. İşte bu araştırma sonrasında anlaşıldı ki VW’lere, araç normal egzoz gazı testine bağlandığında, egzoz gazı salınımını yasal sınırlar içine düşüren bir cihaz bağlanmıştı. Tam 11 milyon VW ve 2,1 milyon Audi bu cihazlarla donatılarak piyasaya sürülmüştü.

Şimdi bu nedir? Tüketiciyi salak yerine koymaktır. Halbuki uygar dünyanın özü, tüketici, yatırımcı ve hatta seçmenin, yani bütün insanların salak yerine konmasının katiyetle önlenmesidir. Onlar kendilerini salak yerine koyabilirler ama kimse onları salak yerine koyamaz. Ben bu nedenle, VW’nin son kertede Martin Winterkorn’u artık taşıyamayacağı kanaatindeyim.

Warren Buffet bir insanı işe alırken üç hususa dikkat etmek gerektiğini söylemişti yıllar önce: Dürüstlük, zeka ve enerji. Sonra da şöyle eklemişti: “İlki (dürüstlük) yoksa kalan ikisine sahip birisine yetki verirseniz doğrudan sizi yakar.” Warren Buffet haklı çıktı bence. Martin Winterkorn, VW’ni yaktı.