Merkez Bankası, Steve Jobs'tan ders almalıdır

Ekonomiyi yavaşlatmanın yolu faiz oranlarını yükseltmektir. Tersini isterseniz, para politikasında tersini yaparsınız

Türkiye ekonomisi yavaşlıyor. Büyüme oranımız geriliyor. Her yerde hissettiğiniz sıkıntı büyük bir olasılıkla bununla alakalıdır. Türkiye ekonomisinin yavaşlamasını Ankara istemiştir. Ama ben bugünlerde, “Ankara’nın istediği yavaşlama acaba bu yavaşlama mıydı?” diye düşünmeden edemiyorum. Ekonomi yavaşlamasına yavaşladı ama bakın son dönemde Merkez Bankası efektif olarak faiz oranını düşürdüğü halde ekonomi şimdilik bir canlanma emaresi göstermiyor. Düşünenler, “Acaba ortada bir problem mi var?” diye merak ediyor. Neden böyle oluyor? Neden ben bu ortamda işleri yoluna sokmak için, MB’nin Steve Jobs’tan öğrenecekleri olduğunu düşünüyorum?
MB’nin alışık olmadığımız yeni para politikası çerçevesi, içinde bulunduğumuz iktisadi yavaşlama döneminin miladıdır. Benim bildiğim, ekonomiyi yavaşlatmak isteyen ya faiz oranını arttırır ya iç talebi kısıtlamak üzere vergileri arttırır ya da bunların ikisini birden yapardı. Biz bu son dönemde, ortada bu kadar seçim ve referandum varken önce ekonomiyi soğutmak için tedbir almakta geciktik. İkinci olarak ise vergileri arttırarak tedbir alamayacağımıza karar verdik. Üçüncüsü, faiz oranlarını da siyasi nedenlerle, açıktan arttıramayacağımızı gördük. Dördüncüsü, bir dizi karmaşık tedbir alarak, efektif olarak, en sonunda faiz oranlarını arttırdık. Arttırdığımız tedbirler önce pek çalışmadı. Beşincisi, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu banka kredileri üzerine zorlaştırıcı ek tedbirler aldığında, kredi artış hızı yavaşladı. Resmileşen analiz biçimi üç aşağı beş yukarı böyle benim gözümde. Kalanı boş laf oluyor.

Böyle baktığımda, esas olarak şunu görüyorum: Banka, karmaşık bir tedbirler seti ve durmadan değişen bir hedefler manzumesi ile bankacıların kafasını karıştırdı. Siyasi atmosferin de etkisiyle banka birden kuşdili ile konuşmaya başladı. Alışık olmadığı mesajlara sürekli maruz kalıp birdenbire kuşdili ile konuşan Merkez Bankacıları dinleyen ve bu nedenle kafası karışan bankacı ne yapar? Elbette risk almaktan kaçınmaya, yönettiği bankanın bilançosunda almış olduğu riskleri küçültmeye başlar. Ben de öyle yapardım. Yavaşlamanın asıl kaynağının banka bilançosunu yönetenlerin risk algılaması olduğunu düşünüyorum. Kafası karışmış olan ve riskten kaçan yönetici, şimdilerde olduğu gibi faiz oranları efektif olarak düşüyor bile olsa buna tam tepki vermez. Neden vermez? Çünkü hayat karmaşık değil basittir. MB’nin tasarladığı karmaşık politika stratejisi, aynı ölçüde karmaşık bir iletişim stratejisine de dayanıyor. Hayat ise her zaman karmaşaya değil basit olan çözüme doğru yönelir. Tüm canlılar en kolay yolu her zaman tercih etmişizdir. Karmaşık mesaj seti yalnızca kafa karıştırıcıdır. Siz bir şey anlatırsınız, ben başka şey anlarım, bir şeyler o karmaşada kaybolur. MB’yi anlamanın bulmaca çözmeye benzemeye başlaması, yalnızca bankacıların risk iştahını azaltır. Eskiden tepki verdiklerine artık daha az tepki vermeye başlarlar. Dün ekonomiyi yavaşlatan dinamik, bugün ekonominin yeniden canlandırılmasını güçleştirir. Bunu aylar önce yazdığımı hatırlıyorum. Bugün geldiğimiz nokta budur.Merkez Bankamızın Steve Jobs’tan ders alması gerekmektedir. Apple’ın son derece parlak başarısının nedeni en ileri teknoloji ürünlerini üç yaşındaki bir çocuğun bile korkmadan rahatlıkla kullanabiliyor olmasıdır. Nedir Steve Jobs’un ana mesajı? Basitlik ve basitlikten kaynaklanan kullanım kolaylığıdır. Bir programı başlatmak istiyorsanız parmağınızı o programın ikonu üzerine koymanız yeter. Takla atmanız gerekmez. Okuyamayınca, karakterler büyüsün diye, sayfaya bir çimdik atmanız yeter. Oyunda kahramanınızı bir yere atlatmanız için parmağınızı sayfada sürüklemeniz yeter. Ekonomiyi yavaşlatmanın yolu faiz oranlarını yükseltmektir. Tersini isterseniz para politikasında tersini yaparsınız. O kadar. Herkes ne dediğinizi anlar. Akrobasi yapmak merkez bankalarının işi değildir. Şimdi geldiğimiz nokta nedir? Ekonomiyi yavaşlatmak için kendi elimizle yarattığımız bir belirsizlik kaynağı, MB’nın alışık olmadığımız politika çerçevesi bu günlerde ayağımıza dolaşmaktadır. Hadi bakalım kolay gelsin.