Millet ve vekilleri neden böyledir?

Millet, Antalya'da, her konuyu tartışırken, vekilleri, Ankara'da, birbirlerini nasıl yumruklayabiliyor?

Pazar günü Antal-ya’daydım. Anayasa Platformu’nun Türkiye Konuşuyor adı altında düzenlediği Anayasa Vatandaş Toplantıları’nın yedincisindeydim. Anayasa Vatandaş Toplantıları’nın ilki projenin pilotu olarak Ankara’da yapıldı. Daha sonra Konya ve Edirne toplantıları, yöntemin işlediğini gösterdi. Diyarbakır’da vites yükselttik. İzmir muhteşemdi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Ankara’da yalnızca kadın katılımcıların olduğu bir Anayasa Vatandaş Toplantısı yaptık. En sonuncusu Antalya’daydı. Gözümle gördüm: Millet, aklınıza gelebilecek her konuyu, sinirlense bile, inanılmaz bir olgunlukla tartıştı. Daha önce de, diğer illerde tartışmışlardı. Halbuki o arada, Ankara’da, milletin vekilleri birbirlerinin boğazını sıkıyordu. Ben, bu toplantılar başladığından beri, milletin, demokratik olgunluk ve sabır açısından, vekillerinden daha ileride olduğunu her gün görüyorum. Millet, Antalya’da, her konuyu, yuvarlak masalar etrafında, birbirinin gözünün içine bakarak, tartışırken, vekilleri, Ankara’da, birbirlerini nasıl yumruklayabiliyor? Bakın bana göre neden oluyor?
Yıllar önce Amerika’ya ilk gittiğimde gözüme en çok çarpan farklılık insanlarla alakalıydı. Herkesin bir fikri vardı. Herkes o fikrini her yerde büyük bir doğallıkla, “hayır, bak şimdi, o dediğin aslında şöyle” diye birbirine anlatabiliyordu. Öğretim üyesi de öyleydi, tuvaletleri temizleyen temizlik işçisi de. Şimdi bu yılın başından beri, Anayasa Vatandaş Toplantıları ile birlikte, aynı insan tipini, aynı bireyi, Türkiye’nin değişik yerlerindeki salonlarda görüyorum. Anayasa Vatandaş Toplantıları, çok farklı kesimlerden, rassal biçimde davet edilen, farklı bireyleri bir salona toplayıp, anayasal meseleler üzerine konuşturuyor. Geçenlerde illerin birinde, katılımcılardan bir tanesi bana, “bizim buralarda ilk kez böyle bir şey oluyor” dedi. Toplumsal müzakere toplantısını, deneyimin hemen ardından, nasıl adlandırması gerektiğini bilemiyordu. Onun için “şey” diyordu. Bu milletin feraseti ile ilgili ilk tespitimdir.
Geleyim ikincisine. Bugünlerde Türkiye’nin her tarafında anayasa toplantıları yapılıyor. Benim gördüğüm şudur: Herkes, kendi gibilerle birlikte, “yeni anayasa nasıl olmalı?” diye tartışıyor. Halbuki, tartışmanın yalnızca benzerler arasında değil, farklı olanlar arasında yapılması gerekiyor. Anayasa hepimizi bağlayacak bir toplumsal sözleşme ise, kimsenin dışlanmaması gerekiyor. Birbirine benzemeyenlerin, bir masa etrafında, bir araya gelip, anayasa gündemi ile alakalı her konuyu tartışmaları mümkün müdür? Anayasa Vatandaş Toplantıları’ndan gördüğüm, mümkündür. Her bir toplantı yaklaşık dokuz saat sürdüğüne göre kesinlikle mümkündür. Emekli bir komiser evvelki gün Antalya’da “kendim için değil, torunlarımın geleceği için buradayım” diyordu. Millet, sap ile samanı her zaman birbirinden ayırt eder. Ehem ile mühimi bilir. Bu da milletin feraseti ile ilgili ikinci tespitimdir.
Üçüncü nokta ise, milletin, birbirlerinden kesinlikle ayrıldıkları konuları tartışırken, aynı masada oturmaya devam etmesidir. Herkesin kendi ötekisini karşısına alıp, onun hakkında ne düşündüğünü söylemesi, bana kalırsa iyileştirici, arındırıcı bir süreçtir. Ben, anayasa tartışmasının, hep anayasanın kendisinden daha önemli olduğunu düşündüm. Anayasa Vatandaş Toplantıları’nda, bu yüz yüze tartışmayı mümkün kılan, milletin her konuyu, ötekinin yüzüne bakarak tartışabilme iradesi, cesareti ve kararlılığıdır. Ortak aklı bulmamıza yardımcı olacak anahtar, bu tartışmanın içinden çıkacaktır. Mutabakat alanları ve tartışma konuları kendiliğinden ayrışmaktadır. Milletin feraseti ile ilgili üçüncü tespitim de budur. Peki, millet böyleyse vekilleri neden öyledir? Asil, tartışabilirken, vekil, neden yumruk atmayı seçmektedir? Gayet basit bir nedenle: “Sizce, mevcut duruma göre, vekilleri ile seçmenler arasındaki temsil ilişkisinin güçlendirilmesi gerekir mi?” diye sorunca, ülkenin her tarafında, her görüşten milletimiz yüzde 95 nispetinde “evet” demektedir. Burası bir geniş mutabakat alanıdır. Millet, kendisine kulak verecek, kendisine benzeyen vekiller istemektedir.
Yaparsak, olur.
Elçiye zeval olmaz.