Neden kaldırımdan gitmiyormuş?

Sağa sola 'İnanmayacaksınız ama burası Ankara' levhaları koymakla Ankara gelişmiş bir kent olmaz.

Belki gün gazetedeki haber şöyleydi: “Keçiören Etlik, General Dr. Tevfik Sağlam Caddesi’nde, akülü aracıyla kaldırıma çıkamadığı için yolda gittiği ileri sürülen Nevzat Özyavuzer’e, aynı istikamette giden R.E’nin kullandığı Keçiören Belediyesi’ne ait çöp kamyonu çarptı. Özyavuzer olay yerinde hayatını kaybetti.” Olay, Ankara’nın tam ortasında oldu.

Haberin devamında Keçiören Belediye Başkanı’nın, taziye ziyaretinde, aileye “Neden kaldırımdan gitmiyormuş” diye sorduğu, ailenin ise kendisine “Siz hiç buraların kaldırımlarını gördünüz mü? Kaldırımda gitmeye imkân var mı?” dediği söyleniyordu. Bunun üzerine belediye başkanının “Bu sadece belediyenin yapacağı iş değil” dediği ifade ediliyordu. Ama benim aklımda öncelikle “Kaldırımda gitmeye imkân var mı” sorusu ile ‘Bu işi belediyenin yapacağı iş olarak gören’ Bogota Belediyesi kaldı. Soru şudur: Neden Ankara’nın kaldırımlarında yürümeye imkân yoktur?

Ankara, Türkiye’nin başkentidir. Bogota Kolombiya’nın başkentidir. Ankara 5, Bogota 8 milyonluk nüfusa sahiptir. Bogota gelişmiş, Ankara ise gelişmemiş bir kenttir. Pazar günleri Bogota’da otomobiller ana arterlere tam yedi saat alınmazlar. Yaklaşık 1.5 milyon kişi sokaklar bizim diye istedikleri gibi gezinsinler diye. Ankara’da ise insanlar pazar günleri gezmek için AVM’lere mahkûmdurlar. Bogota’yı dönüştüren, arabalara karşı açılan savaş ve alternatif ulaştırma yollarının geliştirilmesidir. Yürünebilir kaldırımlar programın temel unsurlarından biridir. Bogota Belediyesi, toplu taşım araçları ve yürünebilir kaldırımlara önem vermiştir. Ankara’da kaldırım eğer yanlışlıkla varsa, üzerine rahat araba park etmek için kullanılır. Kimse o arabaya ceza kesmeyi aklından geçirmez. Bogota’da belediye, arabaları kente almaz.

Neden Ankara’nın kaldırımlarında yürümeye imkân yoktur? Bir yerde önceliği insanların mutluluğuna, öte yanda ise kentsel rant yaratıp paylaştırmaya veren bir akıl vardır. Bizde belediyecilik işte böyledir.

Tek amaç: Mutluluk

Ben en çok Bogota Belediye Başkanı Enrique Penalosa’nın geçenlerde Jakarta’da yaptığı konuşmayı sevdim: “Otomobiller için değil, çocuklar için kent inşa etmeliyiz. Biz çevre yolu yapmak yerine, otomobil kullanımını kısıtladık.

Kaynaklarımızı kaliteli kaldırımlar, otomobil giremeyen sokaklar, parklar, bisiklet yolları, kütüphaneler inşa etmek için kullandık. Bütün o reklam tabelalarını söktük, yerine ağaçlar diktik. Tek bir amaçla çalıştık: Mutluluk.” Korkutucu obezite reklamı yapmak yerine, bunu yapmak neden kimsenin aklına gelmez? Gelmez işte. Ben insanların yolda birbirine rastladığı ve birbirine kolay karıştığı kentlerin iktisadi gelişme için özellikle bundan sonra daha iyi olduğunu düşünüyorum. Gelişmiş kent, önümüzdeki dönemin gelişmiş ekonomisi için artık daha bir önemli olacak.

Nevzat Özyavuzer neden kaldırımdan gitmemiş diye merak edenleri, mesela Anıttepe’de, Anıtkabir’in tam karşısındaki kaldırımda yürümeye davet ederim. Ben geçen gün gördüm. Kaldırım park yeri olarak kullanılıyordu. İki elinde iki çocuk, insanların hızla akan trafiğe dikkat ederek ana yoldan yürümesi gerekiyordu.

Peki, Bogota’nın dönüşümü kaç yıl sürmüş? İnanmayacaksınız ama 1995’te bir matematik profesörü olan Antonus Mockus ile başlamış. Halen Enrique Penalosa ile devam ediyor. On yedi yıl sürmüş. Peki, ya biz? Sağa sola “İnanmayacaksınız ama burası Ankara” levhaları koymakla Ankara gelişmiş bir kent olmaz.