Nereden çıkıyor bu taşeronluk?

Soma faciası ile Türkiye devlet dersinden çakmıştır. 1999 Marmara depreminden beri idarede kapsamlı bir reform yapmadığımız görünür hale gelmiştir.

Soma faciası Türkiye’de kamu idaresinin işleyişi ile ilgili bütün çarpıklıkları getirip gözümüze soktu. 301 canı kaybettikten sonra ortada bir bozukluk yokmuş gibi yapamayız. Bugüne kadar orasına bir yama, burasına bir teyelle vaziyeti idare ediyorduk. Ama bakın şimdi elimizde patladı. Asıl meseleyi konuşup çözmeden önce durumu idare etmek için kurduğumuz yapıların sağlam olmadığını artık idrak etmeliyiz. Türkiye’nin güçlü geleceğini böyle idareten uydurulmuş yapıların üzerine inşa edemeyiz. Şimdi artık her işte asıl meseleyi konuşmaya başlamakta fayda var. Bugüne kadar yaptığımızı artık bir kenara koyalım. Karnımızdan konuşmayı bırakalım. Artık asıl meselelere odaklanalım. Gelin örnek üzerinden gidelim.

Soma faciası, Eynez/Karanlıkdere kömür ocağında meydana geldi. Soma Eynez/Karanlıkdere kömür ocağında maden işletme ruhsatı, bir kamu kurumu olan, Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ)’ne aitti. TKİ, bu madenin işletilmesi için özel bir şirketi, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’yi tuttu. Sonra Soma Kömür İşletmeleri kimleri, hangi iş için görevlendirdi? Bunların tamamını yavaş yavaş öğreneceğiz. Benim bu silsileden anladığım şudur: Türkiye’de madenler halka ve dolayısıyla devlete aittir. Devlet, maden arama ve çıkarma ruhsatını geçici süreler için gerçek ve tüzel kişilere devredebilmektedir. Madenlerde arama, ön işleme ve işletme ruhsatlarının hisselere bölünebilmesi ise mümkün değildir. Herhalde kamu idaresi, bu işi yapacak, güçlü ve kurumsal şirketler aramaktadır. Bu durumda, maden işleri özel sözleşmelerle üçüncü kişilere devredilemez. Ama bakın ortada sağlam bir yasal düzenleme olmadığı halde hadise tam da budur. Bunu herhalde herkes de bilmektedir. Nedir asıl mesele?

Mevduat toplama ruhsatı bankalara verilmektedir. Bankaların bu ruhsatı özel sözleşmelerle başkaları ile paylaşması mümkün müdür? Değildir. Kamu idaresi kimin halkın parasını toplayacağından ve işin mesuliyetini taşıyacağından emin olmak istemektedir. Güçlü bankalar ve kurumsal bir yapı aramaktadır. Neden? Halkın parasını korumak için elbette. Peki, madencilik tehlikeli bir sektör değil midir? Öyledir. Burada çalışanların canını korumak için diğer iş kollarından daha sıkı güvenlik tedbirleri almak gerekli değil midir? Gereklidir. Bu tedbirleri alacak olan şirketin güçlü bir finansal altyapıya sahip olduğundan ve kurumsallaşmış olduğundan kamu idaresinin emin olması gerekmez mi? Gerekir. Bundan emin olmak için, kamunun özel hukuk sözleşmeleri ile kimliğini bilmediği bir nevi kömür mültezimi atanmasına karşı çıkması,”taşeron şirket olmaz” demesi beklenir. Oysa son hadisede görüldüğü gibi, durum böyle değildir. Kömürü bir an önce çıkartmak için şartlar zorlanmış ve bir ara formül bulunmuştur. Nasıl ehven-i şer, şerlerin en kötüsüyse, ara formül de idari düzenlemelerin yüz karasıdır. 

Soma faciasına neden olan taşeron şirket uygulaması ile birlikte, taşeron işçiler meselesi de gündeme geldi. Öyle ya, ruhsat sahibi olan TKİ’nin kendi çalışanlarının yapması gereken asıl işi, bir taşeron şirket kendi çalışanları ile yapıyordu. Halbuki alt yüklenicilik düzenlemesi asıl işi kapsamayacak şekilde tasarlanmıştı. Bundan 10 yıl kadar önce, taşeron firmalarda çalışan işçi sayısı 300 bin kadardı. Şimdilerde bu sayı yaklaşık 1.5 milyon oldu. Çok arttı. Nereden çıktı bu taşeron işçi çalıştırma pratiği? Ortada çalışma yaşamı açısından giderek yaygınlaşan bir usulsüzlük varsa, nereye bakmak gerekir? Asıl meseleye elbette.

Türkiye’de bir çalışana net 100 lira öderseniz, bunun işverene maliyeti yaklaşık 173 liradır. Vergisi, primi, kıdem tazminatı kesintisi ile maliyet neredeyse iki katına çıkmaktadır. Halbuki Kore’de bir çalışana 100 won öderseniz, bunun işverene maliyeti 134 won’dur. Yüzde 73 nerede,yüzde 34 nerede? Türkiye’de işçi çalıştırma maliyeti Kore’nin iki katıdır. Amerika’da 100 birim net ödemenin işverene maliyeti 117’dir. Meksika’da 128’dir. Almanya’da 159’dur. Nedir? Türkiye’de bir çalışanın işverene maliyeti yüksektir. Yük fazla olunca, şikayetler artmıştır. Asıl meseleye odaklanıp, çalışma yaşamı reformu yapılamayınca, işler yürüsün, dostlar alışverişte görsün diye bir ara formül bulunmuştur. Taşeron işçi çalıştırma formülü ara formüldür. Ara formül idari düzenlemelerin yüz karasıdır.

Soma faciası bize ders olmalıdır. Soma faciası ile Türkiye devlet dersinden çakmıştır. 1999 Marmara depreminden beri idarede kapsamlı bir reform yapmadığımız görünür hale gelmiştir. Asıl meselelere odaklanmak yerine ara formüllerle vaziyeti idare etmekte olduğumuzun saklanacak hali kalmamıştır. Türkiye ara formüller cennetidir. Ara formül idari düzenlemelerin yüz karası ve taşeronluğun kaynağıdır.