Orada tam on saattir ne yapıyorlar bunlar yahu?

Yeni anayasa sürecinin, Türkiye tarihinin en büyük müzakereci demokrasi etkinliği olan Anayasa Vatandaş Toplantıları ile başlaması önemli.

Birbirini hiç tanımayan, birbirine asla benzemeyen yüzlerce kişi bir salonun içinde tam on saat kalırsa içeride ne yaptıklarını merak etmez misiniz? Bence etmelisiniz. Sonuncusu İstanbul’da yapılan Anayasa Vatandaş Toplantıları (AVT) işte tam böyleydi. İstanbul’da salonda yaklaşık bin kişi vardı. Akşama kadar anayasal meseleleri müzakere ettiler. Ben, Türkiye’de yeni anayasa sürecinin alışık olmadığımız bir biçimde başladığını düşünüyorum. Bu ülkede bir alışık olduklarımız var, bir de olmadıklarımız. Alışık olduklarımızı her akşam haber bültenlerinde izliyoruz. Ben bugün size farklı olanı anlatayım müsaadenizle. Farklı olanın, yeni dönemin habercisi olduğunu düşünüyorum. Gelin bakın neden? Önce ilk farklılık: Yeni anayasa süreci, Anayasa Uzlaşma Komisyonu ile başladı. Bence komisyonun çalışma biçimi ve kompozisyonu bir büyük zihinsel yenilik ve de önemli bir niyet beyanı idi. Ben bir zihinsel devrim gibi düşünmüştüm. Her partiden eşit sayıda temsilci, yeni anayasayı kaleme almak için bir araya geldiler. Türkiye’nin 1980 öncesinden beri hiç değişmeden aynı kalan çatışmacı siyaset kültürünü bilenler ve kültürün içinden yetişip gelenler, hemen “Canım, böyle komisyon olmaz” diye burun kıvırdılar: “Buradan anayasa çıkmaz.” Kimse eşit sayıda temsilciye dayalı bu yeni yaklaşımın müzakerenin temeli olduğunun altını çizmedi. Müzakereci demokrasi üzerine yazanlar, herkesin müzakereye eşit katılımından bahsetmiyorlar mıydı? İşte herkes eşitti. Tartışmayı hep birlikte yürütmek, bir ortak nokta bulmak zorundaydılar. Görev tanımları buydu. Bence iyi bir başlangıç yaptılar. Komisyon bugüne kadar iyi çalıştı.
Süreçteki ikinci yeniliği, Anayasa Platformu yaptı. İstanbul’da tamamlanan Anayasa Platformu’nun Anayasa Vatandaş Toplantıları’ydı (AVT). Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncüğünde yirmi bir sivil kuruluş Anayasa Platformu adı altında toplanmıştı. Ülke çapında 12 ilde tam 13 AVT yapıldı. AVT’lere vatandaşlar rassal bir yöntemle çağrıldılar. AVT katılımcılarının üçte ikisi cep telefonlarına gelen mesajlara ‘evet’ diyenlerdi, kalan üçte biri her tür yerel sivil toplum kuruluşu temsilcisiydi. Hepsi gönüllü olarak geldiler. İçinden geldikleri toplumu temsil kabiliyetleri vardı. Yörenin en dertlileri elbette gelmişti. Her meseleyi ayrıntılı olarak müzakere ettiler. Evet ya da hayır derken ne kadar rahat ya da rahatsız olduklarını da anlattılar. Evet derken akıllarına gelen ‘hayır’ları da söylediler. Yani ayrıntılı bir müzakere sürecine katıldılar. Eşsiz bir veri setinin derlenmesine katkıda bulundular.
Sürecin üçüncü yeniliği katılımcıların heterojenliğiydi. Biz anayasa toplantısı deyince, herkesin okul veya tiyatro düzeninde oturup öğretmenleri dinlediği toplantıları bilirdik. Herkes hep kendi gibi olanlarla bir araya gelip konuşurdu. AVT’lerde hava böyle değildi. Herkes anayasal meseleleri kendisi gibi olmayanlarla birlikte tartıştı. Kürtlerin dertlerini hiç dinlememiş olanlar, meseleyi bir de sokaktaki vatandaşın ağzından dinlediler. Başörtülülerin meselelerini onların gözünün içine bakarak tartıştılar. Ben bu ülkenin meselelerini vatandaşların birbirlerinin gözlerinin içine bakarak, kavgasız ve gürültüsüz bir biçimde tartışmalarının bizatihi önemli olduğunu düşünüyorum. Bakın o da oldu.
Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu, Sayın Cemil Çiçek başkanlığında her yerdeydi. Anayasa tartışmasını müzakereci demokrasi ilkelerine uygun bir biçimde tasarlamış olmanın ben ülkemizin geleceği açısından son derece önemli buluyorum. Türkiye artık yıkım döneminden yapım dönemine doğru ilerliyor. Yıkım işi için faydalı olan yöntemler, sağlıklı bir inşa sürecinin parametrelerini içermiyor. Halbuki yeni anayasa inşaatın başlangıç noktasıdır.
Bu bilinç ve bu bakış açısıyla yeni anayasa sürecinin, Türkiye tarihinin en büyük müzakereci demokrasi etkinliği olan Anayasa Vatandaş Toplantıları ile başlaması önemli. Buna rağmen, bugüne kadar, kimsenin “Yahu, yüzlerce insan on saat o salonda ne yapıyor” diye merak etmemiş olmasını anlamadım. Çıkanlara kimsenin “Siz orada ne yaptınız” diye mikrofon tutmamış olmasını ise nereye koyacağımı bilemedim. Bilemedim işte.