Temel bilim olmadan ileri teknoloji olmaz

Türkiye'nin ihracat göstergeleri yavaş büyüme sinyali vermektedir. Kaynak kısıtı, kolay bir çözüm olmayacağına delildir.

Türkiye’nin ne yapmayı düşündüğüne bu günlerde karar vermesi gerekiyor. İki gün önce, İsrail Elektronik ve Yazılım Endüstrileri Birliği’nin başkanı Elisha Yanay,  temel bilim mezunlarının sayısı aynı kalırken bunlara yönelik talebin artıyor olmasının, yüksek teknolojili sektörlerin gelişme hızını engelleyecek en önemli kısıt olduğunu açıkladı. TEPAV iktisatçılarından Ozan Acar’ın politika notu ise, Türkiye’de temel bilimleri seçen öğrencilerin artık en iyi öğrenciler olmadığının altını çiziyordu. Söz konusu temel bilimlerse, ortada yalnızca bir nicelik değil, nitelik meselesi de var. Türkiye, 2023 hedeflerine ulaşacaksa, memleketin üretim ve ihracat altyapısının kapsamlı bir biçimde elden geçirilmesi gerekiyor. Konu böyle açılınca hep nasıl deniyor. Gelin bakın nasıl.

Önce şu 2023 hedefleri hadisesinden başlayayım. 2023 hedefleri, Sayın Başbakanımızın bir konuşmasında ilk kez beliriverince pek sevinmiştim. Türkiye’nin, aynı şirketler gibi önüne hedefler koyması iyidir. Enerjimizi bir noktaya odaklamaya katkı sağlar. Hedefler manzumesi iyidir ama Ortadoğu’da hep olduğu gibi, son günlerde işin suyunu çıkarmaya başladık. Tam 2023’e odaklanmışken şimdi bir de Sayın Başbakanımız 2071 hedefleri manzumesi açıkladı. Bence, işin ciddiyetini kaçırmaya başladık. Şimdilik bir nokta koyayım. 

Geleyim üretim ve ihracat yapısında ne yapmamız gerektiğine. TEPAV iktisatçılarından Ekrem Cunedioğlu, Türkiye’nin ihracat performansını tam da bu çerçevede ele alan bir not yayımladı. Bu nota göre, Türkiye’nin üretim altyapısı ve ihracat performansıyla 2023 hedeflerine ulaşabilmesi mümkün değil. Ne demek bu? Bu ihracat performansı ile 2023 hedeflerine ulaşabilecek hızda büyüyebilmemiz mümkün görünmüyor. Ne yapmak lazım? Üretim ve ihracat altyapımızı değiştirmemiz lazım. Nasıl? Dünyada ülkeler ikiye ayrılır: Herkesin üretemediği, az sayıda ülkeye ya da bir tek kendisine  özgü nitelikli malları üretenler ile herkesin üretebildiği sıradan malları üreten ülkeler. Birinci ligdeki ülkeler daha hızlı bir tempo ile büyüyorlar. İkinci ligdekiler ise göreli daha yavaş büyüyor. Türkiye, birinci lige yakınsayan bir ülkeydi bugüne kadar. Ancak 2007’den beri, Türkiye daha az nitelikli, daha çok sıradan mal üretiyor. Avrupa krizi bizi sıradanlaştırdı. Mal sepeti sıradanlaşan ülke sıçrama filan yapamıyor. Peki, ne yapmak lazım? Ülkenizin iç talebi ve de sizin ulaşabileceğiniz dış talep kendinize özgü üretiminizi desteklemiyorsa, önünüzde bence iki seçenek var: Ya nitelikli mal talebi olan bir dış talep kaynağı bulacaksınız ya da içeride olmayan bir alanda talep yaratacaksınız. İlk seçenek için ülkenin başka ülkelerle lojistik bağlantılarından başlayarak çok iş yapmak lazım. İkincisi içinse, birkaç sektöre odaklı teşvik politikasına yönelmek lazım. Türkiye’nin üretim ve ihracat altyapısını ilaç ve yenilenebilir enerjiye dayalı makine sektöründe desteklemek faydalı olabilir mesela. Bugüne kadar, hangi alanı destekleyeceğimize nasıl bakalım diye düşünüyorduk. Buyurun size yöntem: Desteği, ülkenin üretim ve ihracat altyapısını daha nitelikli, sıradan olmayan mallar üretecek sektörlere yönlendirin. Yeni bir un fabrikası kurmak yerine, kimya sektöründe yeni bir laboratuvar kurun. İlkine değil, ikincisine destek olun. Peki, yarın böyle yapsak daha yüksek teknolojili, daha bir tek bize özgü sektörler bulsak, iş biter mi? Türkiye 2023 hedeflerine şıp diye ulaşır mı? İşte o noktada, biz de İsrail’dekiler gibi konuşmaya başlayabiliriz. Daha yüksek teknolojili sektörler, daha nitelikli çalışanlar ve daha fazla temel bilim mezunu isteyecekler.  O zaman yeni bir kaynak kısıtına çarpmak zorunda kalacağız. Şimdiye kadar, temel bilim mezunlarını öğretmen yapıp, az maaşla yaşamaya mahkûm ediyorduk. Şimdi Türkiye’nin en akıllı, en zeki gençleri temel bilimlere gelmiyor. Geçen gün gösterdim; mühendis bile olmak istemiyorlar. Ne istiyorlar? Hizmetler sektörüne gitmek istiyorlar.

Peki, bu işte çocukların bir suçu var mı? Yok. Suç, bugünkü hükümetin mi? Değil ama biraz daha uzarsa tam da öyle olacak. Mesele bir nevi “dün yediğiniz hurmalar, bugün bir yerinizi tırmalar” meselesidir. Sanayi teşvikleri yoluna girdikçe daha da artacaktır. Türkiye’nin ihracat göstergeleri orta vadede yavaş büyüme sinyali vermektedir. Kaynak kısıtı, kolay bir çözüm olmayacağına delildir.