Turkcell olmasa, Erzurum kalmazdı.

Çağrı Merkezi açma kararıyla bir özel şirket, Turkcell, iç göçü yavaşlatacak akıllı bir adım atmış oluyor. Bir nevi devletin yapamadığını, özel sektör yapmış oluyor.

Bizim Ela 7 yaşında. Dün sohbet ederken, “benim örüntüm ortada” dedi ve devam etti, “önce sıskaydım, şimdi şişmanladım, bundan sonra yeniden zayıfladığım bir dönemin olması lazım.” Böylece ben de örüntünün, “pattern” demek olduğunu daha dün öğrendim. Ben pattern’e desen diyordum. Halbuki ilköğretimdeki test kitaplarında soruları sorarken, pattern’e örüntü diyorlarmış.

Buna göre, Erzurum’un örüntüsü de ortada. Erzurum, başka illere kıyasla daha hızlı küçülen illerden bir tanesi. 1927 yılında Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan her 1000 kişiden 20 tanesi Erzurum’da yaşıyordu. Aynı hesapla Gaziantep’te yalnızca 16’sı yaşıyordu. Sonra 1980 yılına geldik, Erzurum ve Gaziantep eşitlendi. Her 1000 kişiden 18’i Erzurum’da, 18’i de Gaziantep’te yaşamaya başladı. Sonra 2012 yılına gelindi. Erzurum’da yaşayanlar 10’a düştü. Gaziantep’te yaşayanlar 25’e çıktı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Gaziantep’ten büyük olan Erzurum şimdi neredeyse Antep’in yarısı kadar kaldı. Gaziantep, Türkiye’nin Turgut Özal dönüşümünden karlı çıktı, Erzurum kaybetti. Göreli olarak kaybetti. Doğrusu ya, LinkedIn rakamlarına bakmaya başladığımda kafamdaki örüntü böyleydi. Şimdi LinkedIn rakamlarının gösterdiği çerçevede bakınca, “iyi ki Turkcell Erzurum’a çağrı merkezi açmaya karar vermiş” diye düşünüyorum. Turkcell olmasa, Erzurum şimdiki haliyle bile kalmazdı. Ben Turkcell’in Erzurum’a çağrı merkezi açma kararının Erzurum’dan başka illere doğru göçü sınırlandırdığı kanaatindeyim. LinkedIn rakamları böyle diyor.

LinkedIn, 2003 yılında faaliyete geçen bir profesyonel sosyal ağ sitesi. Bir nevi profesyonellerin Facebook’u diyebiliriz. Buradan hangi üniversitenin mezunları hangi işlerde dolanıyorlar diye takip edebilmek mümkün. LınkedIn artık toplulaştırılmış verilerle çalışmanıza da imkan veriyor. Ortaya bir veri hazinesi çıkıyor. Büyük veri çağının başında, LinkedIn bize bir imkan sunuyor. Bizim TEPAV iktisatçıları geçenlerde “Erzurum Atatürk Üniversitesi mezunları ne iş yapıyor?” diye bir soruşturdular. Ben size söyleyeyim, LinkedIn hesabı olan Atatürk Üniversitesi mezunlarının üçte biri Erzurum’da kalmaya devam ediyor. Bir üçte bir İstanbul’a gidiyor. Diğerleri Ankara başta olmak üzere, memlekete dağılıyorlar. Peki, Erzurum’da kalanlar orada ne iş yapıyorlar? Kahir ekseriyeti ya Turkcell, ya Finansbank, ya Assist ya da Vakıfbank çağrı merkezlerinde çalışıyorlar. Sağlık Bakanlığı’nda çalışanların bir bölümü de çağrı merkezinde çalışıyor olabilir ayrıca. Erzurum’da kalanlar ya bir kamu kurumunda görevliler ya da ağırlıkla özel sektör tarafından kurulan çağrı merkezlerinde çalışıyorlar. “Memleket doğduğunuz yer değil, doyduğunuz yerdir.” düsturu uyarınca, Turkcell’ in başlattığı çağrı merkezi işi, Erzurumlu gençlerin iş bulabildiği bir yeni alan açmış görünüyor. Böyle olunca da, doğudan batıya olan göçü yavaşlatmış elbette. Boşuna demiyorum, Turkcell olmasa Erzurum şimdiki haliyle bile kalamazdı diye.

Çağrı Merkezi açma kararıyla bir özel şirket, Turkcell, iç göçü yavaşlatacak akıllı bir adım atmış oluyor. Bir nevi devletin yapamadığını, özel sektör yapmış oluyor. Burada iki noktanın altını çizeyim. Birincisi, çağrı merkezi işi Erzurum için son derece hayırlıdır. Yerel idarecilerin nasıl bir madenin üzerinde oturduklarını anlamadıkları kanaatinde olduğum için özellikle not edeyim.

Çağrı merkezi sayesinde lise ve üniversite mezunu gençlerin sosyal becerileri artıyor. Özellikle hizmetler sektörü için faydalı, girişimcilik için yararlı becerilerle gençler donatılıyor. Bunlardan lise mezunu olanların yaklaşık yarısı üniversiteye gidiyorlar. Burada çalışanların yarısı ilk yıl içinde başka bir iş buluyorlar. Bunlar boşuna değil, not edin. Ama ben bu merkezlere bir nevi ‘sweatshop’ gözüyle bakmanın katiyetle yanlış olduğunu düşünüyorum. Çağrı merkezleri, Erzurum’un aşınan iktisadi imkanlar setini genişletiyor ve Erzurum’un önüne yeni imkanlar çıkarıyor. Erzurum’da hizmetler sektörü odaklı kalkınmanın kapısını aralıyor. Söylemiş olayım. Gördüklerimin tümünü daha sonra anlatırım.

İkincisi husus, Turkcell’in çağrı merkezi işi için neden Erzurum’u seçtiğiyle ilgili. Bana sorarsanız nedeni gayet basit. Bunun için, Türkiye’de fiberoptik kablo ağına, geniş bantlı internet erişim imkanına bakmak gerekiyor. Fiberoptik kablo ağı doğudan batıya üç merkezden geçiyor: İstanbul, Ankara, Erzurum. Kablo ağı bu üç merkezden kuzey-güney eksenine dağılıyor. Bu üç merkez de internet erişimi için en iyi merkezler. Bunlardan metrekare yerleşim maliyeti ile ücretlerin en düşük olduğu yer Erzurum. Turkcell, bu kablo altyapısı nedeniyle Erzurum’u, çağrı merkezi için doğal olarak en karlı yer olduğu için tercih ediyor. O kablo altyapısının varlığı, devletin bunu bu şekilde inşa etmiş olması, bugün Erzurum’un imkanlar setini zenginleştiriyor. Bu üç merkez arasında en soğuk yer de Erzurum. Aynı zamanda Erzurum’un, büyük şirketlerin veri merkezleri için de son derece uygun bir yer olduğu kanaatindeyim.

Devlet o kablo altyapısını oradan geçirdiğinde bu sonucu kestirememiş olabilir. Ama Turkcell imkanı gördü, gerekeni yaptı. Erzurum’da göçü yavaşlatacak bir sonuç kendiliğinden ortaya çıktı. Rakamlara bakınca ben böyle düşünmeye başladım. Kamu kararlarının başlangıçta beklenmeyen sonuçları olabiliyor. Erzurum’da çağrı merkezi sektörünün gelişimi böyle bir sonuç bana kalırsa.