Türkiye'de Shenzen olur mu?

Gelin adını koyayım: Bursa'nın, Diyarbakır'ın ve Gaziantep'in güdük kalmasının nedeni Türkiye'nin idari yapısıdır.

Geçen gün size “Bursa neden böyle güdük kaldı?” diye sormuştum. Argüman şöyleydi: Amerika’nın dördüncü büyük şehri Dallas, Amerika’nın en kalabalık şehri New York’un üçte biri kadardı. Türkiye’nin dördüncü büyük şehri Bursa ise ola ola Türkiye’nin en kalabalık şehri İstanbul’un altıda biri bile olamıyordu. Mesele Bursa’nın küçüklüğü değildi. İstanbul fazla iriydi. Herkes İstanbul’da toplanıyor, diğer yerlerde bir beceri açığı ortaya çıkıyordu. Derdim esasen buydu. Peki, ne yapmalı? Gelin bugün size daha doğrudan bir sorayım: Türkiye’den, Çin’in ekonomik büyümesini tetikleyen Shenzen bölgesine benzer bir bölge çıkar mı? Honduras‘ta şimdilerde yapılmaya çalışıldığı gibi bir ‘özel ekonomik bölge’ yoluyla şehirleşme sorunları çözülebilir mi? Peki, memleketin anayasa gündeminde böyle bir mesele neden yoktur? Sırayla cevaplayayım, müsaadenizle.
El cevap bir: Honduras meclisi geçen yıl temmuz ayında yeni bir yasal düzenleme yaparak, ülkenin bazı yerlerinin ‘özel kalkınma bölgesi’(la Región Especial de Desarrollo) (RED) olarak tanımlanabileceğine karar verdi. Böylece ülkenin bazı bölgelerinin bir nevi ‘ülke sınırları dışında’ (extra territorial) tanımlanabilmesi mümkün oluyor. Mesela Honduras’ta o belirlenen bölgedeki asayiş ülkenin güvenlik kuvvetleri tarafından sağlanmıyor. O bölgede, uyuşmazlıkları Honduras mahkemeleri yerine başka bir mekanizma çözüyor. Amaç nedir? Aslında Honduras’ın yargı ve güvenlik sorunlarını ülkenin tamamında çözmek mümkün olmadığından, sadece bir bölgesinde çözmek için tedbir alınıyor. Bizim organize sanayi bölgeleri deneyimine çok benzer bir adım atılıyor aslında. Ama adım daha cesurca ve çok daha kapsamlı.
Mesela ben Türkiye’de böyle bir bölge yapıyor olsam, öncelikle o bölgeyi belediyelerin imar yetkileri içinde bir alan olmaktan çıkarırdım. OSB’ler dışında kalan sanayi bölgelerinin ana engelinin belediyelerin öngörülemeyen haraç istekleri olduğunu düşünüyorum. Belediyelerin, siyasi partilerle birlikte kayıtdışı ekonominin kaynaklarından biri olduğunu sanki hep göz ardı ediyoruz. Bu ilk nokta.
Geleyim ikinci noktaya.. Honduras’ta yapılan Çin’in 1980’lerde Shenzen’de yaptıkları ile son derece benzeşiyor. Shenzen, bugün Çin’in güneyinde Guangdo eyaletindeki önemli şehirlerden biri. 1979 yılında Çin’in ilk özel ekonomik bölgesi (Special Economic Zone) (SEZ) burada kurulmuştu. Zaman, Deng Hsiao Ping zamanıydı. Hani Reagan, Gorbachev ve Deng buluşup sohbet ederler. Herkes arabasına biner, arabalar bahçe kapısında sıralanır. Önce Reagan çıkar, araba sağa döner ve gider. Sonra Gorbachev’in arabası sola sapıp gider. Deng’in şoförü “ne tarafa gidiyoruz?” deyince, Deng, “şimdi sola sinyal ver ve sağa dön” cevabını alır. İşte o dönemin başı yani. RED ile SEZ esasen aynı şeydir. İkisi de eski memlekete yeni bir şehircilik ve kalkınma âdeti getirmek üzere icat edilmişlerdir. Mevcudu değiştirmek zor olunca, hep bir kolay yol icat edilmiştir. Türkiye için de durum budur. Asıl reformlar on yıldır ihmal edilince sorunlar yalnızca birikmektedir. 

Fırsat yine kaçacak
Peki, yeni anayasa tartışmalarında neden bu, her vatandaşın hayatını doğrudan etkileyen, temel mesele yoktur? Yoktur çünkü 19. yüzyıl meseleleri fırsat vermemektedir. Ülke sınırları dışında kalacak iktisadi bölge oluşturmaya anayasal güvence sağlamak, başına boşu boşuna dert almak demektir. Yeni anayasa sürecinde memleketin şehirleşme rezaletini tartışmaya açmak aslında son derece faydalıdır. Gelin adını koyayım: Bursa’nın, Diyarbakır’ın ve Gaziantep’in güdük kalmasının nedeni Türkiye’nin idari yapısıdır. Böyle bir ülkeyi merkezden sımsıkı kontrolle yönetmeye kalkarsanız, İstanbul irileşir, öteki şehirler güdük kalır.
Ben yeni anayasa konusundaki tartışma gündemini son derece sıkıcı ve de renksiz buluyorum. Aynı memleketin iktisat gündemi gibi yani. Halbuki bütün Anadolu’yu kapsayan yeni bir şehirleşme ve kalkınma hamlesini yeni anayasa süreci içinde tartışmaya açabiliriz. Fırsatı yine kaçıracak gibi duruyoruz.