Türkiye'ye 80 Mısır'a 5 MANGO

Türkiye'nin bölge ülkelerine başka gözle bakabilmek için veri derlemesi önem taşıyor. "Düzen kurucu olduk" demekle olunmuyor.

MANGO giyim ürünleri tasarlayan, üreten ve satan bir İspanyol şirketi. 1984 yılında kurulmuş. Dünya çapında 2494 mağazası var bu günlerde. Bu mağazalardan 80 tanesi Türkiye’de. Mısır’da ise yalnızca 5 adet MANGO mağazası var. Türkiye’nin nüfusu 75 milyon, Mısır’ınki ise 80 milyon civarında. Ama bakın Türkiye’de daha çok MANGO mağazası var. Ayrıca her iki ülkedeki MANGO’ların çalışma biçimleri de birbirine benzemiyor. Geçen gün dünyada ülkeler ikiye ayrılır: Milletini zenginleştirenler ve zenginleştiremeyenler demiştim. Milletini zenginleştirenler dünyayla daha fazla iç içe oluyorlar. Her iki haftada bir, dünyanın çeşitli yerlerindeki, 2494 mağazasında vitrini değişen bir mağazadan alışveriş yapmaya başlıyorlar. İsterseniz bıraktığım yerden devam edeyim.
Ben Türkiye’nin artık bölge ülkelerine daha farklı bir gözle bakmaya başlaması gerektiğini düşünüyorum. Bugüne kadar bakışımız daha bir siyasi ve güvenlik öncelikliydi. Doğrudan bizle alakalıydı. Kim PKK’ya karşı bize yardım eder? Kim bizle güvenlik işbirliğinde işe yarar? Kim bizi filan meselede destekler? Türkiye’deki sermaye birikimi ile birlikte, artık ticari önceliklerimizin de önem taşıdığı bir yeni dönemin başlangıcındayız. Dün siyasi ve güvenlik meseleleri üzerine daha çok düşünürdük. Şimdilerde daha fazla ticari ve iktisadi ilişkiler üzerine düşünmemiz lazım. Buna bakarken, “Mısır nasıl zenginleşir?” “Orta sınıfı nasıl büyür?” diye düşünmek gerekiyor. Bizle değil, onlarla alakalı meseleler üzerine düşünmek gerekiyor. Gelin görün ki, bu tür değerlendirmelerde daha emekleme dönemindeyiz.
Dünyaya böyle baktığınızda, milletlerin nasıl zenginleştiği daha bir önem kazanıyor. Bununla ilgili göstergeler türetmek önem taşıyor. Geçen hafta, son derece basit bir göstergeye taktığımı anlatmaya başlamıştım. Bana kalırsa, farklı memleketlerde her bin kişiye düşen otomobil sayıları, o ülkelerdeki orta sınıfın gelişme serüveni üzerine bilgi veriyor. Özellikle istatistik üretiminin sorunlu olduğu ülkelerde, sorulara cevap türetebilmek için, izlenebilir bir göstergeye ihtiyacınız oluyor.
Geçen haftadan hatırlatayım: Türkiye’de 1960’larda her bin kişiye 4 motorlu araç düşüyordu. Derken 1980 reformları oldu. 2002’de her bin kişiye 96 araç düşmeye başladı. 2009’da ise rakam 142 oldu. Mısır, 1960’larda Türkiye gibiydi. Her bin kişiye düşen araç sayısı aynen 4’tü. 2009 yılı geldiğinde Türkiye 142 oldu, Mısır ise 43’te kaldı. Türkiye, milletini zenginleştirmekte, orta sınıfını genişletmekte, Mısır’dan çok daha başarılı oldu. Eskiden hep birlikte Mısır filmleri seyrederdik, bakın şimdi oralarda Türk dizilerini izliyorlar. Neden? Bana kalırsa yalnızca İstanbul’u, İstanbul’daki hayat tarzını görmek için o dizileri izliyorlar. Son derece dünyevi bir nedenle, Türkiye’de ne olduğunu takip ediyorlar. Orta sınıfın gelişmesi, Türkiye’yi değiştiriyor. İşte onu da takip ediyorlar.
Milleti zenginleştirmekteki o başarı nedeniyle bugün Türkiye’de 80, Mısır’da ise 5 adet MANGO mağazası bulunuyor. Buradaki MANGO’larla, Mısır’daki MANGO’ların temel bir farklılığı daha var. Mısır’daki MANGO’lar franchise, Türkiye’dekiler iseMANGO’nun kendi malı. Orada iş yapmanın zorlukları, riski üstlenecek Mısırlı bulmayı zorunlu kılarken, Türkiye’de iş yapmanın kolaylığı, şirketin tüm riski kendisinin üstlenmesine neden olmuş. Öyle görünüyor. Türkiye açısından bakarsanız, bunlar olumlu gelişmeler.
Peki, bu bin kişiye düşen motorlu araç rakamlarından, MANGO mağazası sayılarından ne çıkarmak gerekiyor? Türkiye’nin bölge ülkelerine artık bir başka gözle bakabilmek için veri derlemesi önem taşıyor. “Biz şimdi bölgede düzen kurucu olduk” demekle düzen kurucu olunmuyor. Düzen kurmak isteyenin ne yapmak istediğine dair bir fikri, sonra da o fikri destekleyecek bir analizi olması gerekiyor. Veri seti olmadan ise analiz yapılamıyor.
Biz daha veri derliyoruz.