Ve devlet süpermarketlere el koydu

Şimdi Venezüella'da yaşayanların kimi suçlaması ge-rekiyor? Devlet tarafından tasarlanan sistemin içinde kalarak daha fazla para kazanmaya çalışanları mı?

Yok canım, daha burada değil. Biz burada yalnızca ‘halkı faiz ile sömüren bankalar’ söylemini dönem dönem ısıtıp eğleniyoruz. Ortada ciddi bir durum yok. Venezüella’da ise iş iyice kontrolden çıktı. Ortada tam bir ‘dün yediğiniz hurmalar’ vaziyeti var bu günlerde. Ekonomi politikalarında dün yapılan hatalar bugün yalnızca daha büyük hatalara yol açıyor. En azından benim Venezüella deneyiminden çıkardığım temel ders böyle. İlk ders şu: Devletin piyasada oluşan fiyatlardan hoşlanmaması iyiye alamet değil. Önce hoşlanmıyorsunuz, sonra giderek o fiyatlarla oynamaya başlıyorsunuz, en sonunda ise fiyat kontrolleri geliyor. İkincisi, bütün bunları kesinlikle iyi niyetle yapıyorsunuz. Bir nevi “Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir” durumu yani. Onun için ben devlet yetkililerinin milleti şirketlerin sömürüsüne karşı uyarmasından da hiç hoşlanmıyorum. Fiyat oluşum sürecine teknik bir mesele olarak bakmayıp sömürü diye bakmaya başladığınızda iş bir noktada şirazesinden çıkıveriyor. Ve devlet süpermarketlere el koyuveriyor. Bu da üçüncü ders işte. Buyurun hep birlikte Venezüella’ya bakalım.

Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro geçen hafta sonu burjuvaziye ve emperyalizme karşı ekonomik savaş ilan ettiğini açıkladı. Satış fiyatlarını hükümetçe saptanan oranların üzerinde arttıran perakendecileri polisin hemen tutuklaması için bir karar açıkladı. Bir nevi devlet süpermarketlere el koydu anlayacağınız. Kasanın yanında durup fiyatlara bakacaklar zahir. Fiyatları son dönemde hızla arttıran bir ambalaj fabrikasını polis denetim altına aldı. Ülkede böyle bir sürü örnek var bu günlerde. Neden derseniz, aralık ayının 8’inde Venezüella’da yerel seçimler var. Ülkede enflasyon olmuş yüzde 54. Venezüella hükümeti, iktisadi tedbir alacağına, buraya neden geldik diyeceğine, polisiye tedbirlerle enflasyonla mücadele etmeye kararlı bu arada. Şirket kârlarının yüzde 30’u geçemeyeceğine dair bir yasaklama yasası çıkararak enflasyona bir ay kadar önce savaş açtı. Oranın iş dünyası örgütleri hükümete “Böyle narh koyarak, fiyat sınırlaması getirerek ekonomi yönetilmez” deyince Maduro önce onları ‘darbecilikle’ suçladı. Sonra baktı enflasyon öyle fiyat kontrollerini dinlemiyor, işi daha da büyüttü: Hafta sonu burjuvaziye ve emperyalizme karşı topyekûn ekonomik savaş ilan etti. Bir kere raydan çıkınca işte böyle oluyor galiba.

Venezüella’nın eski devlet başkanı Hugo Chavez de âlem bir adamdı. Popülistti, pek çok manasız iş yaptı ama hiç değilse karizmatik ve eğlenceliydi. En azından ben seyretmesini severdim, öyle diyeyim. Venezüella’nın yeni devlet başkanı Nicolas Maduro ise ilginç bile değil. Yalnızca popülist. Venezüella petrol üreticisi bir ülke ve petrol fiyatlarının tavan yaptığı bir dönemde, ekonomik zorluklarla boğuşuyor. Elde para var ama bakkalın rafında karın doyuracak mal yok. Venezüella gıda maddelerinin neredeyse tamamını ithal ediyor ama ithalat için gereken dövizi piyasa dışında bir tayınlama yöntemi ile dağıtıyor. Döviz kurunu devlet belirliyor. Hükümet böylece halkı sömürüden kurtardığını düşünüyor.

Şimdi Venezüella’da yaşayanların kimi suçlaması gerekiyor? Devlet tarafından tasarlanan sistemin içinde kalarak daha fazla para kazanmaya çalışanları mı? O yanlış müşevvik sistemini halisane niyetlerle tasarlayarak süpermarket raflarını boş bırakan Maduro yönetimini mi? Ben ortadaki hatanın sorumlusunun o hatadan yararlanarak para kazananlar olmadığını düşünüyorum. Girdi neyse çıktı da öyle olmaz mı? Özel sektörün davranış biçimini olumsuz etkileyerek risk biriktiren her zaman için kamunun ta kendisidir. Hatalı politika, özel sektörü yoldan çıkarır. Memleket için örnekleri de anlatırım.