Avrupa'ya muhalifle Avrupalı muhalif

Düzenli olarak AVRUPA'YA MUHALİF yaratan sistemimiz AVRUPALI MUHALİF üretmenin kıyısından bile geçemiyor. Halbuki 'Avrupalı muhaliflerimiz' olmadan AB'ye girmek ikinci sınıf Avrupalı olmanın tescilidir.

Düzenli olarak AVRUPA'YA MUHALİF yaratan sistemimiz AVRUPALI MUHALİF üretmenin kıyısından bile geçemiyor. Halbuki 'Avrupalı muhaliflerimiz' olmadan AB'ye girmek ikinci sınıf Avrupalı olmanın tescilidir. Köleleşmenin resmidir. Avrupa'nın gettosu olmanın, Avrupa'nın sınır karakolu olmanın garantisidir. Avrupalı muhalifer yaratmamış bir Türkiye'nin AB'ye girmesinden ben büyük endişe duyuyorum. İşin garibi Avrupa da bu endişeyi duyuyor. Ve başta düşünce ve ifade özgürlüğü olmak üzere sürekli olarak 'özgürlükler' meselesinin altını çiziyor.
Avrupa'nın endişesiyle benim endişemin kaynakları belki farklı ama selamet noktası olarak gördüğü nokta aynı.
301 tartışmalarında bitirici cümle hep aynı cümleydi. 'Buna benzer yasalar Avrupa'da bile var.'
'Avrupa'da bile var' hamlesi Türkiye'de her zaman zor savuşturulur bir hamle oldu. Söylenen yalan da olsa gerçek de olsa sonuç değişmedi.
'Kötülük Avrupa'da bile varsa, biz de niye olmasın?' Bunun adı 'KÖLE FELSEFESİDİR.' Muhayyilesi efendisinin hakikatini aşamayan akıl, köle aklıdır. Avrupa'ya köle aklıyla girersen, köle olursun. Çok 8-0'lar yaşarsın. Sonra sakın şaşırma. Sonra hakemi, federasyonu suçlama.
Avrupalı muhalif için Avrupalılık bir tercihten ziyade bir veridir. Ve Avrupa cennet değildir. Avrupa dünyanın sonu da değildir. Avrupa'nın ötesi de tufan değildir. Avrupalı muhalifin Avrupa'yı aşan bir hayali vardır. Hatta çoğu zaman Avrupa'yı aşan bir kimliği vardır.
Avrupa özgür düşünmeyi bilmeyen bir Türkiye'den korkuyor. Onların derdi büyük ihtimalle benimkiyle aynı değil. 'Yazıktır Türkiye'ye, Avrupa'nın kölesi olmasın' diye düşünmüyorlar elbet.
Ama açık açık ya da sezgiyle şu gerçeğin çok iyi farkındalar. Avrupalı muhaliflerden yoksun bir Türkiye AB'ye yakınlaştıkça aşırı milliyetçi reaksiyonların şiddeti artacak. Bunun nüfusu neredeyse 100 milyona varacak bir ülkede olması da Avrupa'yı destabilize edecek.
Türkiye AB'ye girerse Avrupalı muhalifleriyle Avrupa'ya muhalefet edemeyecek. Türk muhaliflerle Avrupa'yla sürekli savaşacak. Bu içine saatli bomba almak gibi bir şey.
Avrupa mükemmel olmaktan çok uzak olduğunu iyi biliyor. Geçen hafta bir Romanyalı göçmen Roma'da bir İtalyan kadına tecavüz etti ve öldürdü. Bütün İtalya ayaklandı. Aniden faşizanlaşan İtalya çok fakir ve sefil Romanyalı göçmenleri İtalya'dan toptan sınır dışı etmeye kalkıştı. Her faşizan hamle gibi bunun ardında da yine büyük bir unutuş vardı. Bu yüzyılın başında İtalyanların çok fakir ve sersefil dedeleri Amerika'ya göç ettiklerinde ilk yaptıkları ortalığı kana bulamak olmuştu. Daha sonra da orada dünyanın en büyük suç örgütünü, Mafya'yı kurdular. Ama geldikleri gibi gemilerle ülkeden sınır dışı edilmediler. Dahası bu kimsenin aklına bile gelmedi. Bugün New York'u suçtan temizlemekle meşhur belediye başkanı Guiliano bir İtalyan.
Bu tür histerik faşizanlıkları ancak Avrupalı muhalifer dengeliyebiliyor. Dikkatinizi çekerim, mesela Romanyalı milliyetçiler değil. İnternette görüyorum, bir kısım Romanyalılar ise bloglarında söz konusu Romanyalıların aslında Roman olduğunu, yani 'Çingene' olduğunu, onların Romanya'yı temsil etmediğini söylüyor. Her Avrupa seyahatinde Almancı Türkler için onlar bizi temsil etmiyor, onlar 'köylü' dememiz gibi. İşte size köle felsefesinin bir boyutu daha. Ya aşırı gururla ortalığı kana bulayıp aklınca bir temizlik yapacaksın. Ya da aşağılık duygusuyla senin bir parçan olanı anında satıp temize çıkacaksın. Aynı paranın iki yüzü.
Avrupa bugünlerde faşizan gaflarla dolu. Daha geçtiğimiz gün Sarkozy, Rice gibi 'göçmen'lerin Amerikan yönetiminde önemli yerlere gelmesini takdirle karşıladığını belirtti. Sarkozy aniden Rice'ı göçmen sanıverdi. Birçok Fransız için bu böyledir. 500 yıldır Fransa'da yaşasan bile, eğer zenciysen göçmensindir. İşte bu tür gaflar Avrupalı muhaliflerin antifaşizan çıkışlarıyla dengeleniyor. Yoksa onun bunun karşı milliyetçiliğiyle değil. İçinde ne kadar çok Avrupalı muhalif barındırırsan Avrupa seni o kadar yetişkin daha da önemlisi o kadar hakiki, osuruktan tayyare olmayan bir millet olarak görüyor.
Bir 'milli aydının' diğer bir 'milli aydınla' sürekli didiştiği kartondan Türkiye, Avrupa'ya girerse, bu Avrupa için de felaket olur, Türkiye için de. Avrupalı muhalifler yaratmanın yolu da 'özgürlükler'den geçiyor. Bu özgürlükler Avrupalı bir 'bünye' için gerekli. Avrupa bir bünye meselesi bir kültür meselesi değil. Yoksa yukarıda gördüğünüz gibi, insan, aynı hasta insan. Yalnızca onların bünyesi daha kuvvetli.
Özgürlükler meselesi, Türkçe söyleyeyim ki itibar kazansın, yakın geleceğin en önemli 'güvenlik meselesidir.'