Bana vahiy geldi. Meseleyi çözdüm

Allah aşkına dünyanın neresinde gençliğin ellerinde 'ORDU GÖREVE' pankartlarıyla yürüdüğünü tahayyül edebilirsiniz?

Allah aşkına dünyanın neresinde gençliğin ellerinde 'ORDU GÖREVE' pankartlarıyla yürüdüğünü tahayyül edebilirsiniz?
Altında 'Atatürk Gençliği' imzası olunca, olayın Türkiye'de geçtiğini anlıyoruz.
Ha, dünyanın hiçbir köşesinde ordusunu aniden memleketinin başında görüp gençliğinin tadını ziyadesiyle çıkarmak isteyen bir tane olsun genç yok mudur?
Elbette vardır. Ama, dünyanın hiçbir yerinde, ordunun aslen 'görevde' olmadığı bir gencin aklının ucundan bile geçmez. Hastalık, çocuk izni vesaire olmadığı zaman nasıl hepimiz her zaman işimizin başındaysak, ordu da görevdedir. Yok eğer görevde değilse, ordu ne yapmaktadır?
Boş boş oturmaktadır. Yan gelip yatmaktadır. Yapacak pek bir şeyi olmayan bir genç kız gibi günlük tutmaktadır. Gizli gizli, kim beni seviyor, kim sevmiyor anketleri yapmaktadır.
İktidar vizyonu, iktidar tecrübesi ve iktidar 'know-how'ına büyük yatırım yapmış ordumuz, memleketimizde iktidarda değilse, görevde de değildir. Bu gençler de vergilerimizle beslediğimiz ordumuzu anayasal haklarını kullanarak görevinin başına çağırmaktadırlar. Yani bir nevi sivil hassasiyet göstermektedirler.
O halde artık orduyu da demokratik sitemimizin içine dahil etme zamanı gelmedi mi? Çekinecek bir şey yok. Böyle bir girişim bizi külliyen 'darbe'lerden kurtarmasa bile, 'darbe girişimi söylentisi darbelerinden' ebediyen kurtaracaktır.
Ki, bu ikinci tür 'darbe' ilkine göre daha küçük bir darbelerden oluşsa bile, 'darbe sıklığı' nedeniyle darbeli matkap etkisi yapmaktadır. Bu açıdan yalnızca delici gücüyle değil, yarattığı gürültüyle de büyük huzursuzluğa yol açmaktadır.
Çözüm basit. Her beş senede bir sıradan demokrasilerde olduğu gibi, demokratik siyasi seçimlerimizi yapmaya devam edeceğiz. Yalnız, yerel araseçimlerde oy pusulalarına 'Darbe ister misiniz?' diye altında 'evet' veya 'hayır' olan bir seçenek daha ekleyeceğiz.
Tabii bu seçeneği 'Ordu görevinin başına geçsin mi?' sorusuyla taçlandırmak demokratik siyasi jargona daha uygun olacaktır.
Bu iyi düşünülmüş bir tekliftir. Bir kere ordu 'normal seçimlere' katılmayacak böylece 'demokrasi'mizin imajı bozulmayacaktır. Ayrıca, yerel seçimlere milli hassasiyetlerimize uygun bir referandum seçeneği ekleyerek, büyük referandum maliyetlerinden kurtulunacaktır. 'Küçük darbe' sıklığı birkaç aydan beş senede bire inecek ve 'darbeli matkap' etkisini kaybedecektir. Öte yandan, pusulalardaki seçenek 'Ordu görevinin başına geçsin mi?' diye ifade edildiğinden, bu madde mesela Avrupalılara 'Ordunun görevini doğru icra etmesiyle ilgili bir sivil kontrol mekanizması' diye yutturulabilir. Bir de, bu seçimin yerel seçimlere denk gelmesi itibarıyla bir nevi ' alaturka gerginlik boşaltma' işlevi görmesi de cabası.
Bundan iyisi Şam'da kayısı.
Bu çözüm memleketi yalnızca siyasi değil psikolojik olarak da rahatlatacaktır. Gençliğimde her 'orak-çekiç', hatta pos bıyığımı aynada her gördüğümde, bu bende ister istemez 'darbe' çağrışımı yapardı. Yaşım ilerledikçe bu çağrışımların sayısı arttı. Takvimdeki birçok gün bu çağrışımı yapmaya başladı. Bir rapor, bir araştırma görünce aklıma darbe gelmeye başladı.
45 sene sonunda bu çağrışımlar iyice azdı.
Artık, bir genç, türbanlı bir kız, bir 'first lady', bir cumhurbaşkanı, bir başbakan, bir hatıra defteri, bir Avrupa haritası, bir Belçika plakası, hatta bir Atatürk büstü bile görünce aklıma 'darbe' geliyor.
İnsanlar kelimelerin 'anlamları'ndan değil 'çağrışımlar'ından mustariptir. Bugünlerde bir psikiyatrist bana ne resim gösterirse göstersin, 'Bu resme bakınca aklına ne geliyor' sorusuna 'Darbe' diye cevap verme kıvamındayım. Yukarıdaki önerim bizi bu sağlıksız, tek boyutlu ruh halinden de kurtaracaktır. 'Darbe çağrışımı'nı yalnızca 'araseçimlere' yükleyerek ruhumuzu ciddi boyutta hafifletecek bir çözümdür.
Ünlü bir yazarın 'Sahip olduğu bütün ama bütün imkânları sonuna kadar kullanıp, 'işgüzarlığıyla' kendi karikatürünü çıkaracak noktaya varmak' diye tanımladığı günlerde yaşıyoruz.
Durum bu kadar ciddi ve vahimse, yukarıdaki önerim de hiç kuşkusuz vahim fakat ciddiye alınabilir bir öneri olmalı.